Erkan Yılmaz

Erkan Yılmaz

Bu din bahsidir, Memleket bahsidir..

Maraş'ın Fransız işgalinden bir gün önce, (28 Ekim 1919) tarihinde Davulcubaşı Halil (Abdal Halil Ağa) evinin bahçesinde oturuyordu.
Bu din bahsidir, Memleket bahsidir..

Üç atlı kişi içeriye girdiler.
İçlerinden biri;
"Halil Ağa sen misin?" diye sordu, küstahça.
Davulcu Halil, kişilerin davranışlarına ve konuşmaya içerlemişti.
Kaba bir şekilde gelen adamlara:

"Evet! Benim. Ne diyorsunuz?"

Kişilerden biri Osmanlı Döneminde milletvekilliği de yapmış olan Ermeni Agop Hırlakyan'dı.

Hırlakyan; "Yarın İtürmezin dağından Fransız ordusu geliyor. Yanına iki adamını alıp davul ve zurnayla karşılayacaksın," der.

Maraş'ın davulcusu Halil, emirvari konuşan, yıllarca bu memleketin ekmeğini yeyip, suyunu içen sonra da işgal güçleriyle işbirliği yapan bu hain adama alay edercesine:

"Ney! Ney! Ney!" diye karşılık verir.

Hırlakyan sözlerini tekrar eder:
"Yarın İtürmezin dağından Fransız ordusu geliyor. İki adamını al ve onları davul zurnayla karşıla," der.

Halil, alaylı ve sert bir ses tonuyla "Ben Fransız ordusunu davul zurnayla karşılayacağım ha?" der.

Hırlakyan, bu konuda problem çıkmaması için çok tesirli olacağına inandığı bir yola başvurur ve altın kesesini göstererek "Bu keseyi sana vereceğim. Eğer bu da yetmez dersen fazla da veririm," der.

Davulcu Halil, bu teklife daha çok içerlemiştir. Karşısındaki adam parayla kendisine istediğini yaptıracağını sanmaktadır.

Tarihe geçecek ve  Maraş mücadelesini ateşleyecek şu sözleri söyler:

"Bu din bahsidir, memleket bahsidir beyim; altınlar senin olsun,  aha şu davulumun kasnağını altın ile doldursan, bu çomak bu davula vurmaz.  Ben gardaşlarımın bağrına çomak sokamam. Müslüman kardaşlarımın soğanının kabuğuna muhtacım. Senin altınlarına muhtaç değilim." diyerek teklifi kesin bir dille reddeder.

Hırlakyan bu sözlerden sonra:
"Alacağın olsun Halil, bunu unutma! İlk ateşimiz sana olacak. Evini başına yıkacağız." diye tehdit eder ve iki adamıyla oradan uzaklaşır.”

Devlet ve milletler hayatında bazı anlar vardır.
Bu anlar sadece ve sadece birlik, beraberlik ve hamiyet zamanıdır.
Dahili ihtilaf ve kavgaları unutup ittifak ve varoluş anlarıdır.
Çünkü bu anlar tıpkı Davulcu Halil Ağa’nın "Bu din bahsidir, memleket bahsidir" dediği ve sadece vatanın düşünüldüğü anlardır.

Para-pul, mal-mülk, sen-ben söylemlerinin bittiği ve "Bu vatan bizim" dendiği anlardır.
Bu anlar;
"Dayasın düşman vatanın böğrüne hançerini, bulunur elbet kurtaracak bahtı kara maderini" deme zamanıdır.
Bu anlar; iktidara kızmak, muhalefeti eleştirmek, hataları sıralamak, ben demedim mi demek anları değildir.
Bu anlar; tüm hesaplaşmaları unutmak, dahilde omuz omuza olmak, harice karşı tek ses-tek yürek olma vaktidir.

Adı ne olursa olsun Kıbrıs Barış Harekatından bu yana en ciddi süreçteyiz.
Yedi düvel karşımızda…
Yine biz bizeyiz ve tek başımızayız.
Aslında hep böyleydik ve yine böyleyiz.
Yok Almanya şunu diyormuş, Trump mahvedecekmiş, falanca ülke karşı çıkıyormuş.
Çıksın be arkadaş, çıksın.
Öleceksek bir defa ölürüz.
Ellerinden geleni arkalarına koymasınlar.
Bu milletde, emin olunsun ki; Maraş müdafii Davulcu Hallo'lar bitmez.
Dün böyleydi.
Birileri o ruhun olmadığını düşünse de; inanıyor ve iman ediyorum ki bugün de öyledir.
Ve yarın da böyle olacaktır.
Evet bu toprakların haini çoktur ama kahramanı da tükenmez.
Hamaset yaptığımı düşünebilirsiniz.
Ama Afrin Harekatında, Cerablus'da, Azez'de bu millet özünü kaybetmediğini gösterdi.
Şimdi de Fırat’ın doğusunda gösterecek.
Hep gösterecek…
Daima gösterecek…
Kıyamete kadar gösterecektir…..

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın