Raftaki kavramlar
—Ortak değer… Ortak akıl… Ortak vicdan…
—Kadim kültürümüz…
—Hep birlikte Türkiye’yiz…
—İslam gibi bir merhamet dininin mensuplarıyız…
—İnsanı yaşat ki devlet yaşasın…
—Bir kavmin efendisi o kavmin hizmetçisidir…
Nasıl ama; müthiş değil mi…
Duydun mu bu lafları; ilikle ceketini hazır ola geç…
Aslına bakarsanız,
Teoride ve doktriner olarak da gayet doğru ifadeler…
Ama,
Ne yazık ki; sadece o kadar…
Raftaki kavramlar…
Tıpkı,
Bir ölünün ruhuna,
Veya,
Bir mezarın taşına okunan Yasin-i Şerif gibi…
Hele bir de,
Sesi güzel, tilaveti güçlü bir hocaysa okuyan; mezar taşında adı yazan artık kevser nehrine nazır cennet bahçesinde turlamaya başlar…
Bu laflar ne işe yarar?
Hamasetin dibine vururken cümle süsüdür,
Muhafazakar entelijansiya olabilmenin ön koşuludur
Ve,
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın en güzel görüntüsüdür.
Ya pratikte?
İçine ne koyulacağı şaşılan,
Ve hatta içi iyice boşaltılıp sözün şehvetini cilalamakta kullanılan ve raf ömrü ilelebet olan büyük büyük kavramlar…
Allah aşkına!
Aklınız alıyor mu; bir Ortadoğu toplumunda “ortak akıl” diye bir şey olacak! Mümkün mü hiç?
Enaniyetin tavan yaptığı,
Yöneticiye itaatin Tanrı’ya itaat gibi algılatıldığı,
Yönetilenlerin, “kul” olarak kabullendirildiği bir toplulukta ortak akıldan/ortak değerden/ortak vicdandan nasıl bahsedilebilir?
Çok düşünme deli olursun denilen,
Felsefeyi inkarla eşdeğer gören,
“O dediyse vardır bir bildiği” diye teslimiyete esir olan toplumlarda;
Değer de, akıl da, vicdan da yöneticinin lütfu kadardır ve lütfettiğinden geriye kalandır.
Düne kadar,
Seninle benzer işleri yapan,
Senin gibi yiyen-içen ve def-i hacetten geri durmayan
Ve son tahlilde
Senin verdiğin oyla vekil seçilen,
Seçildikten sonra ise,
“Büyüklerimiz/Devlet büyüklerimiz” olabilenler varsa
Ve,
Sen de el-etek öpmek için sıraya giriyorsan;
Hangi “kadim kültür”, hangi “ortak akıl” ve hangi “seyyid-ül kavm-i hadimühüm”den bahsedebilirsin?
Çıkmış televizyonlara,
Ötüyor bilge baykuşlar:
“Amerika Suriye’de geri adım attı…
Türkiye’nin dediği oldu…
Türkiye, bölgenin oyun kurucu devletidir…
Bu coğrafyada Türkiye’ye rağmen bir şey olamaz…
Türkiye bitti demeden bitmez…”
Desen ki:
“Emekli, yaşamak için emekliyor,
Adalet, mahkemelerde can çekişiyor,
Kadınlar ölüyor, çocuklar cinayet işliyor, ahali can çekişiyor?”
Cevabı hemen hazır:
“Dünya bizi kıskanıyor, bizi konuşuyor,
Trump bize dostum diyor, gıpta ediyor,
Türkiye bölgeye nizam getiriyor, dosta güven düşmana korku salıyor; şimdi emeklinin emeklemesinden, kadınların ölmesinden, uyuşturucudan, kovuşturucudan, tutukludan bahsetmenin zamanı mı!”
Eyvallah dostum…
Eyvallah…
Sensin… Muktedirsin ve kaderi sen belirlersin…
Ganimetler muzaffer olanlara…
Ne gerek fakir-fukaraya, garip-gurebaya…
Fakirsen fakir kal; oy almak için garibana da gerek var…
Hal ve ahval bu iken,
Düzensizlik düzene sahip olmuşken,
Birilerinin hala kanunlara/kurallara/vicdana/akla aykırılıktan bahsetmesi yok mu; ben de buna şaşıyorum.
Tıpkı,
Katırın at olarak satıldığı,
Dişi devenin erkek deve olarak pazarlandığı,
Ve,
Hala azımsanmayacak miktarda alıcı bulduğu bir yerde katırın at, dişi devenin erkek deve olmadığının ispatlanmaya çalışılmasına şaşırdığım gibi…
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Herhangi biri