kitâbe min kablu fe tâle aleyhimul emedu fe kaset kulûbuhum, ve kesîrun minhum fâsikûn(fâsikûne).
Âmenû olanların kalplerinde, Allah’ın zikri ile (ve bu zikirle) Hakk’tan inen şeyle (nurla) huşûya ulaşmak (huşû sahibi olmak) zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilen ve sonra aradan uzun zaman geçen kalpleri kasiyet bağlayan (kalpleri zikirsizlikten veya zikirden kararan ve sertleşen ve hastalanan) kimseler gibi olmasınlar. Onların çoğu fasıklardır.
İSLÂM’DAN KOPANLAR
NEFS TASFİYESİ
Allahû Tealâ zikri de çok zikri de daimî zikri de farz kılmıştır. (Muzemmil-8, Ahzab-41, Nisa-103)
Allah’a ulaşmayı dileyen kişi, mürşidine tâbî olduktan sonra zikir yaparak Allah'ın katından gelen nurlar vasıtası ile nefs tezkiyesine başlar. Nefsinin kalbi %2 rahmet nuru ve %49 fazl nuru olmak üzere %51 oranında nurlandığı noktada kişi nefs tezkiyesini tamamlamıştır. Bundan sonraki aşamalar, nefs tasfiyesini ifade ve ihtiva eder.
Kişi bu noktadan sonra zikrini arttırdıkça nefsinin kalbindeki nurlanma oranı %61’e kadar yükselir. Fena makamındadır. Ruhu Allah’ın Zat’ına ulaşmış ve fani olmuştur.
73/MUZEMMİL-8: Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).
Rabbinin (Allah’ın) ismiyle zikret ve herşeyden kesilerek O’na (Allah’a) dön (ulaş, vasıl ol).
51/ZARİYAT-50: Fe firrû ilâllâh(ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn(mubînun).
Öyleyse Allah'a kaç (Allah'a ulaş, Allah'a sığın). Muhakkak ki ben, sizin için (ondan), apaçık bir uyarıcıyım.
Zikrini arttırmaya devam ederse, kişi %71 nur oranına kadar beka makamında bulunur. Kişi Allah'ın indinde bakidir. Ona altın bir taht ihsan edilir.
6/EN'AM-127: Lehum dârus selâmi inde rabbihim ve huve veliyyuhum bimâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
Rab’lerinin katında onlar için selâm yurdu (teslim yurdu) vardır. Yapmış olduklarından dolayı, O (Allah), onların dostudur.
Kişi zikrini daha çok arttırdığında nurlanma oranı %81 olana kadar zühd makamının sahibidir. Her gün günün yarısından fazlasını zikirle geçirmektedir. Dünyaya karşı zahiddir. Allah'ın zikri onun için dünya meşgalelerinden daha değerlidir. Kur'ân-ı Kerim’de zühd kavramı, negatif zühd örneğiyle sadece aşağıdaki âyet-i kerimede geçmektedir:
12/YUSUF-20: Ve şerevhu bi semenin bahsin derâhime ma’dûdeh(ma’dûdetin), ve kânû fîhi minez zâhidîn(zâhidîne).
Ve onu (Yusuf’u), az bir fiyatla, birkaç dirheme sattılar. Çünkü; ona karşı zahidlerden idiler.
Kişinin nefsinin kalbindeki nurlar, zikri neticesinde %81 oranını aştığında fizik vücut teslimini gerçekleştirir. Nefsinde %19 oranında afet kalmıştır. Muhsinler makamına ulaşmış olur.
4/NİSA-125: Ve men ahsenu dînen mimmen esleme vechehu lillâhi ve huve muhsinun vettebea millete ibrâhîme hanîfâ(hanîfen), vettehazallâhu ibrâhîme halîlâ(halîlen).
O kişiden, vechi (fizik vücudu) dînde daha ahsen kim vardır? O kişi ki; vechini (fizik vücudunu) Allah’a teslim etmiş ve muhsinlerden olmuştur ve hanif olarak Hz. İbrâhîm’in dînine tâbî olmuştur. Ve Allah, Hz. İbrâhîm’i dost ittihaz etmiştir.
Nefsinin kalbi %100 oranında Allah'ın nurlarıyla dolduğu noktada, kişi ulûl'elbab makamına ulaşmıştır. Nefsinde hiç afet kalmamıştır. Artık zikri daimî zikir hüviyetinde devam eder. Kalp gözü ve kulağı açılır. Bunların neticesinde ehli tezekkür olduuğ için Allah ile her an konuşabilmek yetkisinin sahibidir. Her an zikirde olduğu için her derecat kazanmaktadır ve ehli hayır olmuştur. Kur'ân-ı Kerim’in hangi âyet-i kerimesine bakarsa, onun 28 basamaktan hangisine ait olduğunu bilir ve bir konuda hüküm vermesi gerektiğinde Allah’tan sorup karar vereceği için ehli hikmet (ehli hüküm) vasfını da kazanmıştır. Nefs teslimini böylece gerçekleştirir.
Kişinin ulûl'elbab makamında nefsinin kalbi 7 mertebe müzeyyen olur. 7 kat yerler gösterilir.
3/AL-İ İMRAN-191: Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard(ardı), rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ(bâtılan), subhâneke fekınâ azâben nâr(nârı).
O (Ulûl’elbab) ki; (lübblerin, Allah’ın sır hazinelerinin sahipleri), onlar ayakta iken, otururken ve yan üstü yatarken (hep) Allah’ı zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler. (Ve derler ki): “Ey Rabbimiz! Sen, bunları bâtıl olarak (boşuna) yaratmadın. Seni tesbih (tenzih) ederiz. Bizi, ateşin azabından koru.”
İhlâs makamında kişinin kalbi 7 kademe daha müzeyyen olur ve 7 tane gök katı kişiye gösterilir. Kalbi toplam 14 kademe müzeyyen olmuştur. Kişi ihlâsa ulaşarak irşad olmuştur.
2/BAKARA-139: Kul e tuhâccûnenâ fîllâhi ve huve rabbunâ ve rabbukum, ve lenâ â’mâlunâ ve lekum a’mâlukum ve nahnu lehu muhlisûn(muhlisûne).
De ki: “Allah hakkında bizimle mücâdele mi ediyorsunuz? O, bizim de Rabbimizdir sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size aittir. Ve biz, onun için ihlâs sahibi (muhlis) (kul)larız.”
Tövbe-i Nasuh’a davetten sonra kişi salâh makamına ulaşır ve burada da kalbi 5 kademe daha müzeyyen olduktan sonra kalbi toplam 19 kademe müzeyyen olmuştur. İradesini de Allah'a teslim eden kişi bihakkın takvaya ulaşır. Salâhın son kademesinde irşada memur ve mezun kılınır.
3/AL-İ İMRAN-102: Yâ eyyuhellezîne âmenûttekullâhe hakka tukâtihî ve lâ temûtunne illâ ve entum muslimûn(muslimûne).
Ey îmân edenler! Hakkıyla takva sahibi olanlar (nasıl bir takvanın sahibi ise aynı onlar) gibi, Allah’a karşı takva sahibi olun ve (ölmeden önce) Allah’a teslim olun.