20.10.2017 15:15 Güncelleme Tarihi: 12.11.2017 04:52 11400 Okunma

Gazi

Adım Asım Us. Ben bir Türk Yarbayım. Daha doğrusu bir S-2 istihbarat subayıyım. İki bin beşyüz yıllık Türk derin devletinin içindeyim.

Gazi
Amerika dünyanın en üstün savaş gemisi olan Eisenhower'ı İstanbul boğazına demirledi. Süpersonik jetleriyle askeri hava alanlarımızı kontrol altına aldılar ve hiç bir savaş jetimiz havalanamıyor.

Yunan denizaltıları ve sat timleri Çeşmeyi abluka altına aldılar. Yüz yıllık bir kalleş gülüş var yunan komandolarının gözlerinde. İsrail ordusu Hatay içlerine kadar girdi.

Kilis ve Gaziantep düşmek üzere. Artvin ve Ardahan Gürcistan'a, Kars ve Iğdır Ermenistan'a bağlandı. O bölgenin ağır abisi Ruslar. Diyarbakır sokak tabelaları kürtçe ve Valilik'te kürtçe kürdistan amed eyaleti yazıyor.

Hakkari, Şırnak, Mardin ve Şanlıurfa İngiliz kontrolünde. Kıbrıs bağımsızlığını kaybedeli 2 yıl oldu. Van gölü artık İran'ın elinde ve Kasrı Şirin anlaşması geçersiz kılındı. NATO orduları bize destek vermeyi vaad ederek Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli'nde konuşlandılar.

Ağır savaş ekipmanlarıyla. Suriyelileri Diyarbakır, Hakkari arası bir bölgeye yerleştiriliyorlar hiç birinde tık yok. Trabzonda yeni bir oluşum başladı Pontus Devleti kuracaklarmış. Şıh, Şeyh, Gavs ve dini liderlerin hepsi kayboldular.

Ülkemizde faaliyet gösteren 55.000 fabrikamızın çarkları durdu.Güney kıbrıs askeri havaalanlarını Fransızlara açtı.

Almanya, Hollanda ve Belçika'nın savaş jetleri adada konuşlandı. Fetö Amerika'dan, Apo İmralı'dan talimatlar yağdırıyor. Velhasılı dünyanın en güçlü yedi ordusu saldırıyor Anavatan'a. Ben yedi düvel diyorum onlara.

Ankara'da derin bir sessizlik hakim. Halk öylesine çaresiz ki biri bekleniyor bu işgali bitirecek. Sağcı solcu ve turancı kalmadı artık bir ışık bir kıvılcım umuluyor. Beni bekliyorlar.

4000 yıllık Türk devletçilik teamülleri çaresiz kaldı. Reis, Yıldız sarayında kurmaylarıyla beraber çözüm üretmeye çalışıyor ama nafile. Hayatından endişe ediyoruz. Ülkenin iç şehirlerinde bulunan askeri üslerimiz kuşatılmış durumda. Bende İstanbuldayım bu aralar. Galatadayım Kör Niko'nun meyhanede rakı içiyorum birde tuzlu leblebi var masada. Kafam bir milyon moralim sıfır devlet elden gidiyor. Samsundan E-mail'ler üst üste geliyor. Samsunlular işgalci güçlerle çatışmaya devam ediyormuş.

Reis demiş ki Asım'ı bulun bana bu meseleyi o çözer ve halkı sakinleştirir. Tarih 15 Mayıs 2019. "Di dit" diye ses çıkardı benim telefon. Whatsapp mesajı. Baktım Damat hazretleri beni çağırıyor saraya. "Allah Allah" dedim neden çağırdı acaba diye içten içe bir merak bende. Reisin arkasından atıp tutmayacaktık kulağına gitti heralde diye düşündüm. "Ne olur ne olmaz" deyip benim sig sauer tabancanın şarjörünü doldurdum mermiyi ağzına sürdüm ve koydum belime.

Cevap yazacağım damat efendiye o da ne. Faturayı ödememişim telefonu kesmişler kontör yok. Ne gülüyorsun kardeşim banka mı kaldı memlekette. Hepsine Fed el koydu. 

Reisin yanına kadar gittim arkası dönük boğazı seyrediyor. Karşıda demirlenmiş Eisenhower savaş gemisine bakıyor. Odada ikimiz varız damat falan dışarda hepsi.

Çıkarttım benim mobil Jammer'i koydum masaya. Reis bana döndü ve dedi ki, "Bak Asım, 16. devletimiz yıkılmak üzere, Gölcük'e git Türkiye Cumhuriyeti Gemileri (TCG) Sakarya denizaltısını al ve görünmeden Samsun'a hareket et" diye emretti ve denizaltının giriş şifrelerini verdi.

"O saatten sonra ne yapacağını sen biliyorsun ve bugünden itibaren Devlet-i ebed müdded için vazifeli kılındın" dedi. Uçarak çıktım saraydan bir planım vardı. "Boğazdan geçerken iki tane torpil fırlatayım şu keferenin gemisine" diye düşündüm ve sonra vazgeçtim. Bu iş böyle olmayacaktı.

Öyle B yada C planım yoktu bir tek planım vardı ve yeni bir Federal Türk devleti kuracaktım. Önce Samsunda milleti ayaklandıracak sonra Havza'daki arkadaşlara durumu anlatacaktım.

Ardından sırasıyla Amasya, Erzurum ve Sivas'taki vatanseverleri toplayıp top yekün bir başkaldırı planlıyorum. Ne güzel bir senaryo yazmışım değil mi? Şaka gibi geliyor galiba bu hikaye size...

Tabiki bu bir şaka ama bundan yüz yıl kadar evvel bir adam bu şakayı yapmıştı. Adı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tü.