13.06.2018 01:25 Güncelleme Tarihi: 13.06.2018 01:37 6846 Okunma

Osmanlı'da Ramazan Bayramı

Osmanlıda Ramazan Bayramı

Değerli dostlarım, sevgili okurlarım,

Bir cihan devleti olan Osmanlı İmparatorluğu, islam medeniyetinin de bayraktarı ve ihtişamlı temsilcisi olarak, üç kıtaya hükmettiği dönemlerde her işte olduğu gibi bayram kutlamalarının da Devlet-i Aliye’nin şanına yaraşır bir şekilde yürütülmesine büyük özen gösterirdi.

Öyle ki, bayram töreni ile ilgili düzenlemeler, basit bir şekilde hazırlanmasına rağmen Osmanlı Devleti’nin ilk Kanunnamesinde dahi yerini almış; törenin ne şekilde yapılacağı ve merasim heyetinin kimlerden oluşacağı titizlikle belirlenip kararlaştırılmıştı.

Osmanlı Devleti’nde Bayram töreni ile ilgili ilk resmî düzenleme Fatih Sultan Mehmed tarafından yapılmıştır.İstanbul’un fethinden sonra şehrin en güzel yerinde büyük ve muhteşem bir saray inşa ettiren cihan padişahı, çıkardığı ilk Osmanlı Kanunnamesinde burada yapılacak Bayram töreninin adap ve erkânını da açıklamıştı.

Gelin şimdi Osmanlı’da bir bayram gününe  hep birlikte göz atalım;

ÖNCE HİLAL
Osmanlı İmparatorluğu’nda Ramazan bayramının başlaması için Şevval Ayı’nın girdiğinin işareti olarak hilalin çıkması beklenirdi. Eğer Ramazan’ın 29’unda hilal görülmezse, Ramazan’ın 30’unda top atılarak ertesi günün bayram olduğu ilan edilirdi,

BAYRAMIN HABERCİSİ TOP ATIŞLARI
Arife günü, ikindiden itibaren Ramazan Bayramı’nın üçüncü günü akşamına kadar her gün top atılırdı. Bu toplar genellikle Tersane’den ve Donanma’dan ateşlenirdi. Bazen limanda bulunan yabancı gemiler de top atarlardı.

OSMANLI AYNI ZAMANDA BİR TEMİZLİK MEDENİYETİ İDİ
“Başta İstanbul olmak üzere her şehirde Arife günü hamamlar sabaha kadar açık olurdu. Genelde hamam işi son güne bırakıldığı için, hamamlarda iğne atsan yere düşmezdi. Şekerci dükkanları da geç vakte kadar çalışırdı.

Saraylar,konaklar,evler camiler,hatta caddeler temizlenir,silinir gülsuları serpilir,camilerin minareleri adına “kaftan giydirme”denen bir uygulama ile baştan aşağı ışıklandırılır,sebiller şerbetlerle doldurulurdu.

Geçmişten bugüne İslam coğrafyasında bayramlar ve bayram yemekleri her daim çok önemli olmuştur. Bayram öncesi çarşı, pazar, sokaklar, konaklar ve saraylarda başlayan hazırlıklar birçok yabancı seyyahın notlarında önemli yer tutar.

SARAYDA BAYRAM
Osmanlı’da Ramazan ve Kurban Bayramı, sultanın bayram namazı için camiye girmesi ile başlar. Padişah namaz sonrasında saraya gider ve önce annesinin elini öperek onunla bayramlaşır. Daha sonra diğer aile fertleri ile bayramlaşan Padişah, güzel işlemeli kaselerdeki paraları çocuklara saçarak onları sevindirirdi.

Osmanlı zamanında devrin padişahı, bayram alayından sonra Has Oda önüne konan tahtına oturur ve saray nedimleri, musahibleri birbirinden güzel nüktelerle padişahı eğlendirirlerdi. O sırada altın ve gümüş tabaklarda helvalar getirilir, vezirlere, şeyhülislama ve meşayihe dağıtılırdı.

İhtiyaç sahiplerine, Ramazan Bayramı boyunca kesilen koyunların etlerinin yanı sıra ekmek ve para dağıtılır, hastaları görmeye gidilir ve öksüzlere yardım edilir, mezarlık ziyaretleri yapılırdı. Birbirleriyle küs olan Müslümanların bayram sırasında barışması yabancı seyyahların övgü ve hayranlıkla bahsettiği bir gelenekti.

BAYRAM ŞENLİKLERİ
Bazı bayramlarda Padişahlar halka açık büyük şenlikler düzenletirdi. Bu gibi durumlarda seyirciler yarım ay şeklinde otururlar, padişahın otağı da bunların tam merkezinde bulunurdu.

Padişahın otağının sol yanında ziyafet çadırı yer alırdı. 15. yüzyıldan sonra şenlik düzeni belirli bir protokol ve programa bağlanmıştır.

Bayramlarda öğleden önce bayramlaşma, ikram, pişkeşlerin dağıtılması ve yemekle geçer, öğleden sonra da gösteriler yapılırdı. Büyük törenlerde geceleri kandiller, mahyalar ve fişeklerle donanma düzenlenirdi. Yapılan gösterilerde çeşitli hünerler, esnaf oyunları, sportif müsabakalar yer alırdı. Böylece bayramlar bir devlet halk kaynaşmasını da beraberinde getirmiş olurdu.

Osmanlıda bayram sabahları sokaklara dökülen rengarenk, pırıl pırıl giyinmiş çocuklar kapı kapı dolaşarak kendilerine verilen bahşişleri, şekerleri toplar, halk ise çocukları sevindirmek için adeta yarışa girerlerdi.

Evet değerli okurlarım, günümüzde islam aleminin içinde bulunduğu üzücü meseleler ve yanıbaşımızdaki savaş nedeniyle bayramlarımız buruk geçse de, ecdadımızdan bize miras kalan bu gelenekler hala devam etmektedir.

Hepinize aileniz, sevdiklerinizle beraber huzur ve sağlık dolu bayramlar diliyorum, Allaha emanet olunuz.