İran’da 15 Ocak 2026 itibarıyla devam eden ayaklanma ve şiddet olaylarının yol açtığı yıkımın boyutları netleşmeye başladı. İranlı bir diplomatik kaynağın Sputnik İran’a yaptığı açıklamaya göre, ülke genelinde kamu güvenliğini hedef alan saldırılarda çok sayıda insan hayatını kaybederken, kamu kurumları, dini yapılar ve özel mülkler büyük zarar gördü.
Yetkililerin aktardığı bilgilere göre, bazı polis mensuplarının başlarının kesildiği, sivillerin ise diri diri yakıldığı vakalar tespit edildi. Kamu alanları, hükümet binaları ve polis merkezleri toplu halde ateşe verilirken, İslamabad Garb kentindeki postane binasının da yakıldığı bildirildi. Özel mülke yönelik saldırılarda ise birçok şehirde yaklaşık 200 dükkân ve çok sayıda ev kundaklandı. İş yerlerini kapatmayı reddeden esnafın kundaklama tehditleriyle karşı karşıya kaldığı belirtildi.
Acil yardım ekipleri de saldırıların hedefi oldu. Üç gün içinde 180 ambulansın yakıldığı, 53 itfaiye aracına saldırı düzenlendiği ve bunlardan 8’inin tamamen kullanılamaz hale geldiği açıklandı. Sadece başkent Tahran’da 26 banka ve 25 caminin ateşe verildiği, ülke genelinde ise 53 caminin saldırıya uğradığı bildirildi. Yetkililer, camilere yönelik bu ölçekte saldırıların İran’da ve diğer Müslüman ülkelerde benzeri görülmemiş olduğunu vurguladı.
Şiddetin boyutlarının yalnızca maddi hasarla sınırlı kalmadığı da belirtildi. Yaralılara yönelik saldırılarda, bazı olaylarda hastaneye götürülmek istenen yaralıların, kendilerini “gönüllü” olarak tanıtan kişilerce alıkonulduğu ve daha sonra 11 yaralının başlarından vurulmuş halde bulunduğu kaydedildi.
Diplomatik kaynak, yapılan soruşturmalar ve sorgular sonucunda, polis karakollarına saldırı düzenleyenlere 600 dolar, devlet araçlarını yakanlara ise 300 dolar para ödülü vaat edildiğine dair belgelerin ele geçirildiğini söyledi. Ayrıca halka silah dağıtıldığına ilişkin video kayıtlarının bulunduğu, operasyonlarda 1.300’den fazla ateşli silahın ele geçirildiği aktarıldı.
Ele geçirilen konuşma kayıtlarında ise, yurtdışından yönlendirilen bazı ajanlara protestoculara ateş açmaları, polis memurlarını öldürmeleri, bunun mümkün olmaması halinde sivilleri ve özellikle gençleri hedef almaları yönünde talimatlar verildiği ortaya çıktı. Yetkililer, olaylarda hayatını kaybedenlerin büyük bir kısmının bu kişiler tarafından sırtından vurulduğunu belirtti.
İranlı yetkililer, kullanılan yöntemlerin barbarlık, zulüm ve korku yaymayı esas alan ve Rusya’da yasaklı terör örgütü IŞİD’in uygulamalarını andırdığını ifade ederek, olayların arkasındaki organizasyonların ortaya çıkarılması için operasyonların sürdüğünü açıkladı.
