Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, New York’ta düzenlenen Katar Ekonomi Forumu’nun BM Genel Kurulu özel oturumunda, 2022 Dünya Kupası’ndan bu yana ülkesinin peş peşe krizlerle karşılaştığını söyledi. ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın Körfez’de güvenlik, enerji ve tedarik zincirlerini sarstığını belirten Al Sani, 2027 için barış ve istikrar çağrısında bulundu.
Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani, Orta Doğu’da yıllardır devam eden çatışmaların Katar ve Körfez ülkeleri üzerindeki etkilerine dikkat çekerek 2027 yılının barış ve huzur içinde geçmesi çağrısında bulundu.
Al Sani, 20 Eylül 2026’da New York’ta düzenlenen Qatar Economic Forum: UNGA Special Edition 2026 etkinliğinde konuştu. Bloomberg iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlik, BM 81. Genel Kurulu’nun yüksek düzeyli haftası öncesinde devlet ve hükümet yetkilileri ile iş dünyası temsilcilerini bir araya getirdi.
Katar Başbakanı, ülkesinin son yıllarda arka arkaya krizlerle karşı karşıya kaldığını anlatırken 2022 FIFA Dünya Kupası’ndan sonraki döneme gönderme yaptı.
“Dünya Kupası’ndan beri huzur görmedim. Ardından 7 Ekim yaşandı ve o günden beri kimse bize nefes aldırmadı.” (Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani)
Al Sani sözlerini esprili ancak dikkat çekici bir çağrıyla sürdürdü:
“Herkesten rica ediyorum; 2027 huzurlu bir yıl olsun. Lütfen, biraz dinlenmeye ihtiyacımız var.” (Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani)
Katar Başbakanı, bölgede yaşanan son savaşın ülkesinin ekonomik ve güvenlik altyapısını ciddi biçimde sınadığını belirtti. Katar Dışişleri Bakanlığının aktardığı konuşmasında mevcut bölgesel krizi bir “deprem” olarak nitelendiren Al Sani, güvenlik altyapısı ile tedarik zincirlerinin bu süreçte ciddi bir sınavdan geçtiğini söyledi.
Al Sani, ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşın yalnızca çatışmanın doğrudan taraflarını değil Körfez ülkelerinin tamamını etkilediğini vurguladı. Enerji akışları, deniz taşımacılığı ve tedarik zincirlerinde yaşanan aksamalar Katar ekonomisi açısından da risk oluşturdu.
Hürmüz Boğazı çevresindeki kriz, Katar’ın enerji sektöründe de doğrudan sonuçlar doğurdu. Reuters’a göre QatarEnergy, bölgedeki çatışmalar ve sevkiyat sorunları nedeniyle Kuzey Sahası LNG genişleme projelerinin bazı aşamalarında gecikme yaşanabileceğini açıkladı. Ras Laffan enerji tesislerine yönelik saldırılar da Katar’ın sıvılaştırılmış doğal gaz kapasitesinin bir bölümünü geçici olarak devre dışı bıraktı.
Al Sani, buna karşın Katar’ın krizlerden daha dayanıklı çıkmayı hedeflediğini belirtti. Başbakan, ekonomik dayanıklılığın kriz başladıktan sonra değil; güçlü kurumlar, altyapı, hazırlık ve uzun vadeli ortaklıklarla önceden inşa edilmesi gerektiğini söyledi.
Katar yönetimi aynı etkinlikte ekonomik dayanıklılığı artırmaya yönelik yeni adımlar da açıkladı. Katar Yatırım Otoritesi bünyesinde ülke içindeki yatırımlara odaklanacak Doha Investment adlı yeni bir yapı kuruldu. Reuters’a göre bu girişim, devam eden savaşın ekonomik etkilerine karşı Katar’ın yerel ekonomisini ve özel sektörünü güçlendirme stratejisinin bir parçası olarak tasarlandı.
Al Sani, bölgesel güvenliğin yalnızca askerî caydırıcılıkla sağlanamayacağını da belirterek ülkelerin egemenliğine saygı gösterilen yeni bir güvenlik çerçevesine ihtiyaç olduğunu söyledi. Katar Başbakanı, bölge ülkelerinin birbirlerini tehdit olarak görmediği ve sorunların diyalog yoluyla çözüldüğü bir düzen kurulması çağrısında bulundu.
Katar, son yıllarda Gazze, İran, Afganistan ve diğer bölgesel krizlerde arabuluculuk girişimleriyle öne çıkarken Doha yönetimi, çatışmaların sona erdirilmesi için diplomasi ve doğrudan iletişim kanallarının açık tutulması gerektiğini savunuyor.
Kaynak: Katar Dışişleri Bakanlığı, Katar Hükümeti İletişim Ofisi, Qatar Economic Forum, Reuters, Al Jazeera
Derleme: OGÜNhaber GPT