ABD Başkanı ayrıca Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Küba ile müzakereleri yürüttüğünü belirterek, "Bakalım ne olacak?" dedi.
'Müdahale tehdidi ortadan kalkmadı'
Amerika merkezli The Hill'in haberine göre Trump yönetimi, "Küba'ya yönelik olası bir askeri müdahale seçeneğini hiçbir zaman açık biçimde gündemden çıkarmadı."
CBS News tarafından yayımlanan bir haberde ise, ABD Kara Kuvvetleri Yedek birliklerinin Karayipler'den sorumlu Güney Komutanlığı'na destek vermesi için hazırlanan planlama belgelerinin Küba'ya ilişkin olduğu ileri sürüldü.
Kübalı yetkililer de BM Genel Kurulu'nda Washington'ın politikalarına sert tepki gösterdi.
Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez Parrilla, Trump'ın ülkesini "başarısız devlet" olarak nitelendirmesini eleştirerek ABD'nin Küba'ya yönelik yakıt ablukasına ve yaptırımlarına dikkat çekti.
Rodriguez Parrilla, "ABD yönetiminin amacı Küba'yı ele geçirmek, ülkeyi kontrol etmek ve ekonomisine hakim olmak" olduğunu söyledi.
Küba yönetimi, ABD'nin uyguladığı yakıt ablukasının ülkenin petrol tedarikini ciddi biçimde sekteye uğrattığını belirtiyor. Ülkedeki elektrik şebekesinin de büyük ölçüde işlevsiz hale geldiği ve birçok bölgede elektriğin günde yalnızca bir veya iki saat sağlanabildiği aktarılıyor.
Küba-ABD geriliminin son 1 yılı
ABD son aylarda Küba'ya yönelik yaptırım baskısını artırdı. Ocak ayı sonlarında ABD, adaya petrol sağlayan ülkelerden yapılan ithalata gümrük vergisi getirilmesine onay vermiş ve Küba'nın ABD ulusal güvenliğine yönelik bir tehdit oluşturduğu iddiasıyla olağanüstü hal ilan etmişti. Bu adım, Küba'nın yakıt sıkıntısını daha da ağırlaştırarak elektrik üretimi, ulaşım, gıda üretimi, sağlık hizmetleri ve eğitimi olumsuz etkiledi.
Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, mayıs ayında yaptığı açıklamada, ABD'nin adaya yönelik askeri tehdidinin benzeri görülmemiş seviyelere ulaştığını belirtmiş ve ülkeye yönelik herhangi bir saldırganlığın, halkın egemenliğini ve bağımsızlığını savunma kararlılığıyla karşılanacağı uyarısında bulunmuştu.