TIC HOLDING Header
  • USD 18.815
  • EUR 20.486
  • Altın 1165.197
  • BIST 100 4936.49
  • Dünya

Türkiye ile Libya'nın deniz sınırı muhtırası 3. yılında: 'Atina'nın Doğu Akdeniz planı baltalandı'

Türkiye ve Libya arasında 2019'da imzalanan 'Akdeniz'de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması' anlaşması 3. yılında. Bölgedeki dengelerin nasıl değiştiğini son gelişmeler çerçevesinde Sputnik'e değerlendiren uluslararası ilişkiler uzmanı Hasan, 'Yunanistan'ın maksimalist yaklaşımı baltalandı, Atina'nın Mısır anlaşması da bozulacaktır' dedi.
Türkiye ile Libya'nın deniz sınırı muhtırası 3. yılında: 'Atina'nın Doğu Akdeniz planı baltalandı'
Türkiye’nin Libya’daki BM tarafından tanınan Ulusal Birlik Hükümeti ile 27 Kasım 2019 tarihinde imzaladığı ‘Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nın 3. yılı geride kaldı. Tarafların ‘Doğu Akdeniz'deki haklarını koruyan anlaşma’ olarak dikkat çeken mutabakat; ‘kalıcı barış, istikrar ve güvenliğin sağlanmasına katkıda bulunmak ve karşılıklı yarar temelinde mümkün olan tüm alanlarda ilişkiler geliştirmek’ amacıyla İstanbul’da imzalandı.

Deniz Yetki Muhtırası, 2020'de BM nezdinde kayıt altına alınmasına rağmen, Doğu Akdeniz’deki jeopolitik güç mücadelesi nedeniyle Mısır ile Yunanistan ise bu mutabakatı onaylamayan Akdeniz ülkeleri arasında yerini aldı. Öyle ki konuyla ilgili yaptığı açıklamada Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis, “Coğrafya, birileri uyduruk haritalar çizmeye teşebbüs ediyor diye değişmez. Tarih de boş laflarla yeniden yazılmaz” ifadelerini bile kullanmıştı. Ardından Ankara ve Trablus yakınlaşmasına tepki olarak Doğu Akdeniz için harekete geçen Kahire ile Atina, bu anlaşmayı 'yasadışı' olarak nitelendirerek akabinde 2020'de ‘Münhasır Ekonomik Bölge’ sınırlandırılmasına ilişkin anlaşmaya imza attı.

Türkiye: Üçüncü ülkelerin, iki egemen ülkenin imzaladığı anlaşmaya müdahale etmeye hakkı yok
3 Ekim 2022’de tekrar bir araya gelen Türkiye ve Libya heyetleri bu sefer de, Doğu Akdeniz’de ortak jeolojik keşif de dahil olmak üzere petrol ve gaz sektöründe işbirliğine ilişkin anlaşmaları içeren hidrokarbon mutabakat zaptını onayladı. Bu işbirliğine de karşı çıkan Mısır ve Yunanistan’ın tutumu, ‘Trablus hükümetinin görev süresinin dolmuş olduğu ve ülkenin geleceğine ilişkin uluslararası anlaşmaları imzalama meşruiyetinin bulunmadığı’ yönünde. Bu açıklamalardan kısa bir süre sonra harekete geçen Avrupa Birliği de, ‘Avrupa Komisyonu’nun mutabakatın yasallığını kabul etmediğini ve deniz hukukunun ihlal edildiğini’ öne sürdü. Türkiye ise itirazları dikkate almadığını bildirmiş, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Libya ziyareti esnasında, “Üçüncü ülkelerin, iki egemen ülkenin imzaladığı anlaşmaya müdahale etmeye hakkı yoktur" açıklamasında bulunmuştu.

Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin anlaşmanın imzalanmasından 3 yıl sonra bölgedeki dengelerin nasıl değiştiğini Sputnik’e anlatan ATA (Asya-Türkiye-Avrupa) Platform Koordinatörü Dr. Barış Hasan’a göre ise Doğu Akdeniz’deki Yunanistan, Mısır ve İsrail ittifakının temellerinin güçlü olmadığı anlaşılmaya başlanıyor.

‘Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de kararlı duruşu nedeniyle Yunanistan savrulur bir durum içerisinde’
Türkiye’nin Libya ile Deniz yetki Alanlarını Sınırlandırma Anlaşması yaptığında Trablus'taki hükümet ile ilgili Birleşmiş Milletler tarafından tanınmasına rağmen bir meşruiyet sorunu olduğunu hatırlatan Hasan, “Libya hükümetinin gücü çok sorgulanır vaziyetteydi. Fakat Türkiye'nin Libya ile yaptığı bu anlaşmanın arkasında durması, Doğu Akdeniz'de sergilemiş olduğu kararlı duruş, Yunanistan'ın Doğu Akdeniz'e yönelik maksimalist tutumlarının önünde önemli ve güçlü bir set oluşturdu. Yunanistan'ın Doğu Akdeniz ve bölge ülkelerine yönelik politikalarında savunmalara yol açtı. Dendias’ın son Libya ziyaretindeki trajikomik durumları, Libya’daki hangi yönetimle konuşması gerektiğine karar veremeyen bir pozisyona düştü. Açıkçası bu Yunanistan'ın Doğu Akdeniz ile ilgili savrulur bir durum içerisinde olduğunu gösteriyor. Maksimalist taleplerini uluslararası arenada meşrulaştıracak yeterli araçlara sahip olmadığını gösteriyor. Bunun nedeni Türkiye'nin Libya'ya yaptığı anlaşmanın üzerinde Doğu Akdeniz'deki kararlı duruşudur” şeklinde konuştu.

‘Yunanistan ile Mısır anlaşması uzun vadede bozulacaktır’
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki duruşunun son 3 yıl içindeki değerlendirmesini yapan Hasan şunları aktardı: “Bu kararlı duruş, Mısır'ın ve Yunanistan'a yapmış olduğu anlaşmayı da boşa çıkaracak önemli bir etken oldu. Daha önce Mısır'ın Türkiye ile ilişkilerini yeniden gözden geçirilmeye doğru gidebileceğini konuşmuştuk. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Katar'da da Cumhurbaşkanı Sisi ile görüşmesi, bu söylediklerimizin adeta bir kanıtı oldu. Mısır'ın Türkiye ile ilişkilerini yeniden gözden geçirmeye başladığının sinyallerini vermeye başladığını görüyoruz. Hatta en son ki Mısır Dışişleri Bakanı’nın, Yunan Dışişleri Bakanı ile görüşmesi oldukça soğuk bir havada geçti. Türkiye, Libya ile anlaşmaya sadık kaldığı ve bu anlaşmanın hükümlerini Doğu Akdeniz'de kararlı bir şekilde uyguladığı sürece Yunanistan ile Mısır anlaşması da uzun vadede bozulacaktır. Buraya doğru bir gidişat olduğunu düşünüyorum.”

‘Yunanistan, Mısır ve İsrail ittifakının temellerinin güçlü olmadığını anlamaya başlıyoruz’
Türkiye’nin ile Libya anlaşması ve Doğu Akdeniz’deki kararlı duruşunun aynı zamanda Ankara’nın İsrail ile ilişkilerinin normalleşmesinin önünü açan bir durum da oluşturduğunu belirten Hasan, “Dış politikada kararlı durursanız, bu kararlılık size karşı ittifak oluşturan güçlerin uzun vadede pozisyonlarını gözden geçirilmesine neden olur. Doğu Akdeniz'de birkaç yıl önce Türkiye'ye karşı oluşturulan Yunanistan, Mısır ve İsrail ittifakından bahsediyorduk. Türkiye ve Libya anlaşmasının uzun vadeli en önemli sonucu bize şunu gösteriyor ki; Yunanistan, Mısır ve İsrail ittifakının temellerinin güçlü olmadığını anlamaya başlıyoruz. Eğer ki Türkiye ile Libya, hidrokarbon aramaları ve benzeri gibi sahadaki uygulamalarla da bu anlaşmayı sürdüreceklerinin ve ilerleteceklerinin işaretlerini vermeye başlarlarsa bu durum Yunanistan'ın Doğu Akdeniz'de ittifak mekanizmalarıyla Türkiye'ye karşı oluşturmaya çalıştığı çevreleme planlarını boşa çıkacaktır. Yani bu açıdan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin anlaşmanın uzun vadede Türkiye'ye dış politika anlamında çok pragmatik bir faydası var ve bunu şu anda da görüyoruz. 3 yıl önce bunu anlamak çok kolay değildi ama sonuçlarını yavaş yavaş görüyoruz. Sahadaki uygulamalarını Türkiye açısından bu faydaları getirdi” dedi ve ekledi:

‘Türkiye ile Libya’nın anlaşması, Türk-Yunan ilişkilerine doğrudan yansıdı ve Yunanistan'ın maksimalist yaklaşımını baltaladı’
“Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin anlaşmanın Libya açısından nasıl faydalar getirdiğine de bakarsak, bir kere Libya'daki Trablus hükümetinin yani Birleşmiş Milletler tarafından tanınan hükümetin, uluslararası meşruiyetinin sağlamlaşmasına yol açtı. Daha özgüvenli bir Libya hükümeti ortaya çıktı. Daha özgüvenli hareket eden, politika belirleyen bir Libya hükümeti ortaya çıktı. Sağlam ve uluslararası meşru zeminini genişlemiş bir Libya hükümeti, bu anlaşmanın işletilmesi ve uygulamaya konulması konusunda da Türkiye'nin elini güçlendiren bir konudur. Uzun vadeli sonucu ise Türkiye'nin Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri gibi Hafter'in arkasında duran ülkelerle normalleşmeye başlaması, Rusya'nın Ukrayna savaşı nedeniyle Libya'ya ilgisinin bir miktar azalması, Birleşmiş Milletler’in tanıdığı ve Türkiye'ye yakın, Türkiye'nin dostu olan Libya hükümetinin meşru zemini genişledi. Bu, Doğu Akdeniz'de Türkiye ve Libya ittifakını da güçlendirecektir. Türkiye ile Libya’nın anlaşması, Türk-Yunan ilişkilerine doğrudan yansıdı ve Yunanistan'ın maksimalist yaklaşımını baltaladı. En önemli sonuç bu ve sonuçlarını Türkiye'nin lehine daha yeni görmeye başladık. Doğru bir dış politika hamlesi.”
Yorum Yazın