TIC 600*160
  • Ekonomi

ATSO Başkanı Çetin’den ’İstikrar Kalkanı Programı’ değerlendirmesi

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, açıklanan Ekonomik İstikrar Kalkanı Programı’nın sektörlerin taleplerinin bir kısmına cevap verdiğini, ancak önlemlerin her gün değişen koşullar da dikkate alınarak güncellenmesi gerektiğini kaydetti.
ATSO Başkanı Çetin’den  ’İstikrar Kalkanı Programı’ değerlendirmesi
ATSO olarak sektör adına istedikleri taleplerin, çalışmaların ve küçük işletmelerin korunmasına yönelik olduğunu dile getiren Çetin, kendileri için en önemli hususun, işletmelerin kapanmaması ve çalışanların işsiz kalmaması olduğunu vurguladı. Dünya ekonomisinin çok farklı ve ciddi bir arz-talep durması ile karşı karşıya olduğunu söyleyen Çetin, "Ekonomide durgunluğun krize dönüşmesi söz konusudur. Bütün devletler, bütçe açığı kısıtlarını bir kenara bırakarak ardı ardına büyük destek paketleri açıklamaktadırlar ve bu paketlerin büyüklüğü bazen GSYH’nın yüzde 10’una yaklaşmaktadır” dedi.

Bazı gıda üreticileri ve ilaç üreticileri dışında bütün sektörlerde ciddi bir talep ve üretim düşüşü yaşandığını ifade eden Davut Çetin, “Sert üretim düşüşü, özellikle korona virüs sorunu devam ederse, bir süre sonra işten çıkarmalara yol açabilir. Dolayısıyla bütün sektörlere dönük önlemler özellikle istihdamın korunması, yoğun işsizliğin önlenmesi için gereklidir” diye konuştu.

Çetin sözlerine şöyle devam etti:
“Antalya Ticaret ve Sanayi Odası olarak kredi, vergi, SGK prim ödeme ertelemelerinin bütün sektörleri kapsaması gerektiğini ifade etmiştik. Açıklanan pakette 10 sektör belirlenmiştir, ancak korona virüsten doğrudan etkilenen birçok sektör ve sanayi sektörünün büyük kısmı kapsam dışı kalmıştır. Programda istihdam desteği için kısa çalışma ödeneğinin kolaylaştırılmasından söz edilmiştir. Bu ödenek iş hacminin yüzde 30 daralması, 1 ay üretime ara verilmesi ve çalışanın son 3 yılda 600 gün prim ödemesi durumunda verilmektedir. Bu koşullar birçok sektör için uygun değildir. Bu dönemde SGK priminin 2-3 ay gibi bir süre boyunca tamamen veya önemli ölçüde Devlet tarafından karşılanması gerekir. İşyerlerinin yüzde 85’i kiracı konumundadır, dolayısıyla kira desteği sağlanması önemli bir konudur. En azından kira stopajının bu dönemde kaldırılması veya kira indirim teşviki gereklidir. Çok önemli bir sorun çek ve senet alacak tahsilatındaki durmadır. Ödemelerin aksamaması için bu ödemelere de bir çözüm getirilmelidir. Merkez Bankası, özel sektör çek ve senetleri için yeni bir reeskont penceresi açmalıdır. Kamu kurumları ve yerel yönetimlerin işletmelere olan borçlarının geciktirilmemesi her zamankinden önemli hale gelmiştir. Kamunun özel sektöre borçları ivedilikle ödenmelidir. Gelecek aylarda havayolu taşıma şirketlerinin uçak filolarını koruması turizmin geleceği için zorunludur. Turizm sektörü için bu destek konaklama vergisinin ertelenmesinden daha önemli bir destektir. Havayolu taşımacılığında 3 ay süreyle KDV indiriminin bu ortamda bir yararı yoktur. THY’ye özel destek verileceği açıklanmıştır, bu desteğin diğer havayolu şirketlerine de sağlanması gerekir. İhracata özellikle finansman destekleri Programda yer almıştır. Bunun yanı sıra ihracat maliyetlerinin düşmesi ve sınır kapanmalarının olumsuz etkisinin azalması için uçak kargo teşvikleri de artırılmalıdır. Böyle bir destek hem tarım gibi sektörlerimizin ihracatına hem de tüm havayolu taşıma şirketlerine destek anlamına gelecektir. Bu dönemde iç talebin mal ve hizmetler üzerindeki KDV ve ÖTV yüklerinin düşürülmesiyle desteklenmesi gerekir. Konut kredisinde kredi oranının yüzde 90’a çıkarılması bu aşamada iç talepte yeterli canlanmayı sağlayamaz. Önümüzdeki günlerde iç talebin desteklenmesine dönük, KDV ve ÖTV indirimleri de yapılmalıdır”
TIC Detay Altı