AJANSLAR -
Uluslararası Para Fonu (IMF), dünya ekonomisinin karşı karşıya olduğu borç risklerine ilişkin dikkat çekici bir uyarı yayımladı. Kurum, küresel kamu borcunun 2030 yılına kadar dünya Gayrisafi Yurt İçi Hasılası'nın (GSYH) yüzde 100'ünü aşmasının beklendiğini açıkladı. Bu seviyeye en son İkinci Dünya Savaşı'nın hemen ardından ulaşılmıştı.
IMF'nin Mali İzleme Raporu (Fiscal Monitor) kapsamında yayımladığı değerlendirmede, yükselen faiz oranları ve artan borçlanma maliyetlerinin hükümetlerin bütçeleri üzerindeki baskıyı artırdığı belirtildi. Özellikle yüksek borç stokuna sahip ekonomilerde faiz artışlarının bütçe açıklarını derinleştirdiği ve kamu maliyesini daha kırılgan hale getirdiği vurgulandı.
Kurum, hükümetlerin borç yönetimini güçlendirmesi ve güvenilir orta vadeli mali planlar oluşturması gerektiğini belirterek, gerekli önlemlerin ertelenmesinin gelecekte daha ağır ekonomik sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulundu.
Küresel kamu borcu 2030'da dünya ekonomisini aşabilir
IMF'nin değerlendirmesine göre dünya genelindeki kamu borçlarının toplamı, 2030 yılına kadar küresel GSYH'nin yüzde 100'ünü aşacak.
Bu gelişme, devletlerin toplam borç stokunun dünya ekonomisinin bir yılda ürettiği mal ve hizmetlerin parasal değerinden daha yüksek bir seviyeye ulaşması anlamına geliyor.
IMF, söz konusu borçluluk oranının en son İkinci Dünya Savaşı'nın hemen ardından görüldüğünü hatırlatarak, mevcut eğilimin küresel kamu maliyesi açısından önemli riskler barındırdığına dikkat çekti.
G7 ülkelerinde tahvil faizleri 20 yılın zirvesine yaklaştı
Raporda, başlıca gelişmiş ekonomilerde uzun vadeli devlet tahvili getirilerinin belirgin biçimde yükseldiği kaydedildi.
G7 ülkelerinin 10 yıllık devlet tahvili getirilerinin ortalaması, şubat-eylül döneminde 1 yüzde puanından fazla artarak yaklaşık 20 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
IMF'ye göre yükselişte petrol fiyatlarındaki şoklar, kalıcı enflasyon, güçlü yatırım talebi ve yapay zeka yatırımlarına bağlı büyüme beklentileri etkili oldu.
Bunun yanı sıra yüksek kamu borçları, artan harcama ihtiyaçları ve gelecek yıllarda büyük miktarda tahvil ihraç edileceği beklentisi de uzun vadeli borçlanma maliyetlerini yukarı taşıdı.
Devletlerin borçlanma maliyeti hızla artıyor
IMF'nin projeksiyonlarına göre devletlerin ortalama borçlanma maliyetinin 2021 yılındaki yüzde 2,3 seviyesinden 2031 yılına kadar yüzde 3,7'ye yükselmesi bekleniyor.
Bu artış, hükümetlerin mevcut borçlarını çevirmek ve yeni finansman sağlamak için daha fazla faiz ödemesi anlamına geliyor.
Kurum, artan faiz giderlerinin sağlık, eğitim, altyapı ve diğer kamu yatırımları için kullanılabilecek kaynakları azalttığına dikkat çekti. Borç servis maliyetlerinin yükselmesi, hükümetlerin ekonomik krizler karşısında destek paketleri hazırlama kapasitesini de sınırlandırıyor.
Yüksek borç ve faiz oranları birbirini tetikliyor
IMF, yüksek kamu borcu ile faiz oranları arasında giderek güçlenen bir etkileşim bulunduğunu belirtti.
Borç stokunun yüksek olduğu ekonomilerde politika faizlerindeki artış, devletlerin borçlanma maliyetlerini yükselterek bütçe açıklarının büyümesine neden olabiliyor.
Öte yandan yatırımcıların kamu maliyesinin sürdürülebilirliğine ilişkin kaygıları da devlet tahvillerinden daha yüksek getiri talep etmelerine yol açabiliyor.
Bu durum, borçlanma maliyetlerinin yükseldiği ve artan faiz giderlerinin borç yükünü daha da ağırlaştırdığı bir döngü oluşturma riski taşıyor.
IMF, ABD verilerinin uzun vadeli faiz beklentilerinin son yıllarda kamu borcu projeksiyonlarına karşı daha duyarlı hale geldiğini gösterdiğini bildirdi.
Büyük ekonomilerdeki borç riski diğer ülkelere yayılabilir
Raporda, büyük ekonomilerde tahvil getirilerinin yükselmesinin yalnızca bu ülkeleri etkilemediği vurgulandı.
Özellikle ABD ve diğer gelişmiş ekonomilerdeki uzun vadeli faiz artışlarının, uluslararası finans piyasaları üzerinden gelişmekte olan ülkelere de yansıyabileceği belirtildi.
Küresel finansman koşullarının sıkılaşması, dış borçlanmaya ihtiyaç duyan ülkelerin daha yüksek faizlerle kaynak bulmasına neden olabiliyor.
IMF, bu gelişmenin özellikle mali kırılganlıkları yüksek ekonomilerde borç dinamiklerini olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.
Merkez bankalarının faiz politikası üzerindeki baskı artıyor
IMF'nin değerlendirmesinde, bazı gelişmiş ekonomilerde kamu borçlarının daha kısa vadelerle yenilenmesinin yeni riskler oluşturduğu ifade edildi.
Kısa vadeli borçlanmanın ağırlık kazanması, merkez bankalarının faiz artırımlarının kamu maliyesine daha hızlı yansımasına neden oluyor.
Bu durum, enflasyonla mücadele kapsamında faizlerin uzun süre yüksek tutulması halinde hükümetlerin borç servis maliyetlerini artırabiliyor.
IMF, yüksek borçluluk ve kısa vadeli finansman ihtiyacının fiyat istikrarının yeniden sağlanmasını da zorlaştırabileceğine dikkat çekti.
IMF'den hükümetlere mali disiplin çağrısı
IMF, yüksek borç stokuna sahip gelişmiş ekonomilerin güvenilir orta vadeli mali planlar hazırlaması gerektiğini vurguladı.
Bu planların gerçekçi ekonomik varsayımlara dayanması, somut önlemler içermesi ve kamu borcunu sürdürülebilir bir seviyeye yönlendirmesi gerektiği belirtildi.
Gelişmekte olan ekonomilere ise mali kırılganlıkları azaltma ve borç yönetimini güçlendirme çağrısı yapıldı.
Dış finansmana erişimi sınırlı düşük gelirli ülkeler için vergi sistemlerinin güçlendirilmesi, kamu harcamalarının verimliliğinin artırılması ve öncelikli sosyal harcamaların korunması önerildi.
IMF: Önlemler gecikirse maliyet daha da büyüyecek
IMF, borç sorununa yönelik mali uyum adımlarının ertelenmesinin hükümetlerin gelecekteki seçeneklerini daha da daraltabileceği uyarısında bulundu.
Kurumun değerlendirmesine göre gecikmeler, faiz yükünün artmasına, mali kırılganlıkların derinleşmesine ve borcu istikrara kavuşturmak için daha kapsamlı önlemlere ihtiyaç duyulmasına yol açabilir.
IMF, küresel kamu borcunun tarihi seviyelere yaklaşması karşısında hükümetlerin mali politikalarını güçlendirmesinin, yalnızca ulusal ekonomiler açısından değil, uluslararası finansal istikrarın korunması bakımından da önem taşıdığını belirtti.