Uluslararası Para Fonu (IMF), Ekim 2026 Küresel Finansal İstikrar Raporu'nda dünya ekonomisini tehdit eden üç temel riske dikkat çekti. Yapay zekâ yatırımlarında olası değer kayıpları, devlet tahvili getirilerinin yükselmesi ve siber saldırılar finans piyasalarında dalgalanmalara yol açabilecek unsurlar olarak sıralandı. IMF, yüksek borçluluk ve azalan mali hareket alanı karşısında ülkelerin yeni şoklara hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı.
Uluslararası Para Fonu (IMF), küresel finans piyasalarında artan risklere karşı hükümetleri, merkez bankalarını ve finansal kuruluşları uyardı. 13 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan Küresel Finansal İstikrar Raporu'nda, yapay zekâ yatırımlarında yaşanabilecek sert fiyat düzeltmeleri, devlet tahvili getirilerindeki yükseliş ve siber saldırıların finansal istikrarı tehdit edebileceği belirtildi. IMF, yüksek kamu borçları ve finansal kırılganlıklar nedeniyle ekonomik tamponların yeni krizler yaşanmadan güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
Yapay zekâ yatırımlarında balon riski
IMF'nin raporunda dikkat çektiği ilk risk, yapay zekâ sektöründeki hızlı yatırım artışı ve yüksek piyasa değerlemeleri oldu.
Yapay zekâ teknolojilerine yönelik yatırımların ekonomik büyümeyi desteklediği ancak şirketlerin gelecekteki kârlılığına ilişkin beklentilerin gerçekleşmemesi durumunda finans piyasalarında sert değer kayıpları yaşanabileceği belirtildi.
Özellikle yüksek borçlulukla finanse edilen yatırımların ve belirli şirketlerde yoğunlaşan piyasa değerlerinin olası bir düzeltmenin etkilerini artırabileceği ifade edildi.
IMF'ye göre yapay zekâ yatırımlarında beklenenden daha düşük getiri elde edilmesi, yatırımcıların risk algısını değiştirebilir ve hisse senetleri başta olmak üzere farklı finansal varlıklarda satış baskısına neden olabilir.
Tahvil faizlerindeki yükseliş küresel piyasaları etkileyebilir
Raporda öne çıkan ikinci önemli risk, devlet tahvili getirilerindeki olası ani yükseliş oldu.
Yüksek kamu borçları, bütçe açıkları, enflasyon baskıları ve artan borçlanma ihtiyacının tahvil piyasalarında kırılganlık oluşturduğu kaydedildi.
Devlet tahvili getirilerinde yaşanabilecek sert artışların yalnızca kamu finansmanını değil, bankaları, şirketleri ve diğer finansal kuruluşları da etkileyebileceği belirtildi.
Özellikle yüksek borç yükü taşıyan ekonomilerde finansman maliyetlerinin yükselmesi, borçların çevrilmesini zorlaştırabilecek ve yatırım faaliyetlerini sınırlandırabilecek.
IMF, kamu maliyesindeki dengesizliklerin giderilmesi ve borç dinamiklerinin sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasının önemini vurguladı.
Siber saldırılar finansal sistem için büyüyen tehdit
IMF'nin üçüncü uyarısı, finans sektöründeki dijitalleşmeyle birlikte artan siber güvenlik risklerine ilişkin oldu.
Bankacılık, ödeme sistemleri ve diğer finansal hizmetlerin dijital altyapılara giderek daha fazla bağımlı hale gelmesi, büyük ölçekli siber saldırıların olası etkilerini artırıyor.
Raporda, giderek karmaşıklaşan siber tehditlerin finansal hizmetlerde kesintilere neden olabileceği ve piyasalara duyulan güveni zayıflatabileceği belirtildi.
Finans kuruluşlarının ortak teknoloji sağlayıcılarına ve birbirine bağlı dijital sistemlere bağımlılığı da siber olayların finansal sistem genelinde yayılma riskini artıran unsurlar arasında gösterildi.
IMF, finansal kuruluşların siber güvenlik kapasitesini geliştirmesi, kriz müdahale planlarını güçlendirmesi ve olası operasyonel kesintilere hazırlıklı olması gerektiğine dikkat çekti.
Bankacılık sistemi dayanıklı ancak kırılganlıklar sürüyor
IMF, küresel bankacılık sisteminin genel olarak dayanıklı görünmesine rağmen bazı finansal kuruluşların olası şoklara karşı yeterli sermaye tamponuna sahip olmadığını bildirdi.
Raporda yer alan stres testi değerlendirmelerine göre, küresel bankacılık varlıklarının yaklaşık yüzde 22'si sermaye tamponları görece zayıf bankalarda bulunuyor.
Bu oranın önceki değerlendirmelerde yaklaşık yüzde 18 seviyesinde olduğu belirtildi.
Banka dışı finansal kuruluşların artan borçluluğu, likidite uyumsuzlukları ve karmaşık finansal bağlantıları da piyasa dalgalanmalarının etkisini büyütebilecek riskler arasında değerlendirildi.
Özellikle yatırım fonları, sigorta şirketleri ve özel kredi piyasalarındaki kırılganlıkların finansal sistemin farklı bölümlerine yayılabileceği uyarısı yapıldı.
Yüksek borçluluk gelişmekte olan ülkeler için risk oluşturuyor
IMF, yüksek kamu borçları ve sınırlı mali hareket alanının özellikle gelişmekte olan ekonomiler açısından önemli bir sorun olmaya devam ettiğini bildirdi.
Bazı ülkelerde ekonomik şoklara karşı kullanılabilecek mali ve finansal tamponların zayıfladığına dikkat çekildi.
Kredi notu düşük gelişmekte olan ekonomilerde tamponların azalması ve daha az şeffaf finansman kaynaklarına yönelimin artması, küresel risklerin etkisini ağırlaştırabilecek unsurlar arasında gösterildi.
Bu nedenle mali disiplinin güçlendirilmesi, kamu borçlarının sürdürülebilir biçimde yönetilmesi ve finansal kuruluşların risklere karşı dayanıklılığının artırılması gerektiği ifade edildi.
IMF'den kriz yaşanmadan önlem alınması çağrısı
IMF, küresel finans piyasalarının bugüne kadar çeşitli ekonomik ve jeopolitik şoklara karşı dayanıklılık gösterdiğini ancak bunun gelecekteki risklerin ortadan kalktığı anlamına gelmediğini vurguladı.
Kurum, mevcut finansal dayanıklılığın olası krizlere hazırlık için değerlendirilmesi gerektiğini bildirdi.
Bu kapsamda hükümetlerin kamu maliyesindeki dengesizlikleri azaltması, finansal düzenleyicilerin riskleri yakından izlemesi ve bankaların sermaye ile likidite tamponlarını güçlendirmesi önerildi.
IMF'ye göre yapay zekâ yatırımlarındaki olası düzeltme, tahvil piyasalarındaki dalgalanmalar ve siber saldırılar tek başlarına yönetilebilir riskler olsa da mevcut kırılganlıklarla birleşmeleri halinde daha geniş çaplı finansal istikrarsızlığa yol açabilir.
Kaynak: IMF, Reuters, Associated Press
Derleme: OGÜNhaber GPT