• Genel

Kocatepe'de 'Birlik ve kardeşlik' hutbesi

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, "Bu zor günlerde hepimize büyük vazifeler düşüyor. Daha ağır bedeller ödememek için her türlü hile ve tuzağın farkında olmalıyız. Mümine yakışır bir şekilde basiret ve feraseti asla elden bırakmamalıyız" dedi.
Kocatepe'de 'Birlik ve kardeşlik' hutbesi
Fatma Güler - ANKARA / İHA - Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Kocatepe Camii'nde bugün kılınan cuma namazında imamlık yaptı ve cuma hutbesi verdi.

Hutbeye Kur'an-ı Kerim'deki Ali İmran Suresi'nin 103. ayetinden bir bölüm okuyarak başlayan Görmez, ayette yüce Allah'ın "Topyekun Allah'ın ipine sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmandınız da o, kalplerinizi birleştirmişti. İşte onun bu nimeti sayesinde kardeş olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de o sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz" buyurduğunu belirtti.

"TARİHİMİZ HEM BÜYÜK ZAFERLERLE DOLU HEM DE BÜYÜK İHANETLERLE"
Görmez, "Nasıl ki insanların hayatında zor, meşakkatli zamanlar vardır, milletlerin tarihinde de zor ve hüzünlü zamanlar vardır. Toplumlar büyük imtihanlardan geçerken yürekler buruk, dualar yanık olur. Tarihe baktığımız zaman aziz milletimizin belki de tarihte en büyük badirelerden geçen bir millet olduğu açıkça görülür. Bizim tarihimiz hem büyük zaferlerle doludur hem büyük ihanetlerle" dedi.
Türk milletinin tarih boyunca hak, adalet, fazilet, nizam-ı alem uğruna nice ağır bedeller ödeyen bir millet olduğunu vurgulayan Görmez, "Yedi düvele karşı verilen mücadelenin adı olan Çanakkale'nin, Sakarya'nın, Dumlupınar'ın kan ve barut kokan hatırası hala hafızalarda taze ve canlıdır. Cenab-ı Hak, cennet vatanımızı bütün bunlardan muhafaza eylemiştir, İlay-ı Kelimetullah uğruna canlarını feda eden ecdadımıza nice zaferler lütfetmiştir. Belki elimizde güçlü silahlarımız yoktu fakat yüreğimizde tertemiz imanımız vardı. Belki imkanlarımız çok ama çok sınırlıydı fakat ruhumuzda aynı rahmana secde etmenin, aynı rabbe kul olmanın aşkı vardı. Gücümüz zayıftı fakat aynı kıblede istikameti bulmanın güven ve huzuru vardı. Aynı safta buluşmanın, aynı toprağa, aynı bayrağa, aynı mukaddesata aşık olmanın bereketi vardı. Vicdanı paslanmış, insafı çürümüş, insanlığını unutmuş güçler karşısında bizi dimdik ayakta tutan, hep bu aziz ruhtu" ifadelerini kullandı.

"NİCE DAHİLİ VE HARİCİ İHANETLERLE KARŞI KARŞIYAYIZ"
"Bugün yine zorlu bir süreçlerden, ağır bir imtihanlardan geçiyoruz" diyen Görmez, "Sınırlarımızın bittiği yerde nice kirli savaşlar yaşanıyor, zulümden kaçan milyonlarca insan vatanımıza sığınıyor. Diğer taraftan bizi de millet olarak bu ateş çemberinin içine çekmek isteyenler var. Bizi birbirimize düşürmek, gücümüzü zayıflatmak, kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenler var. Nice dahili ve harici ihanetlerle karşı karşıyayız. Evlatlarımızı hain emellerine alet eden, annelerinin bağrından kızlarımızı kaçıran, babalarının dizinden oğullarımızı koparan şer odakları var. Dini, ahlakı, fazileti ve erdemi bir tarafa bırakıp kin ve nefreti diline dolayan, barış topraklarına nefret tohumları ekmeye çalışanlar var. Nice askerlerimiz, nice polislerimiz, nice masum evladımız son haftalarda şehadet şerbetini içti. Analarımızın yürekleri, yavrularımızın hayalleri dağlandı. Milletçe derin bir hüzünler yaşıyoruz" dedi.

"TARİHTE OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE ZOR GÜNLERİ BİRLİKTE AŞACAĞIZ"
"Tarihte olduğu gibi bugün bu zor günleri hep birlikte aşacağız" diyen Görmez, şöyle devam etti: "Allah'ın yardımıyla yaşadığımız acıların üstesinden gelecek, huzura ve sükûna her yönüyle kavuşacağız. Ancak bu zor günlerde hepimize büyük vazifeler düşüyor. Daha ağır bedeller ödememek için her türlü hile ve tuzağın farkında olmalıyız. Mümine yakışır bir şekilde basiret ve feraseti asla elden bırakmamalıyız. Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa'nın (S.A.S) ifadesiyle 'birbirine kenetlenmiş tuğlalara benzeyen' kardeşlik duvarımızda gedikler açılmasına asla müsaade etmemeliyiz. Hiçbir insani ve ahlaki değer tanımayan cinayet şebekelerinin işlediği cürümlerden dolayı, aynı kıbleye yöneldiğimiz, aynı peygambere ümmet olduğumuz, sevincimizi ve kederimizi, varlığımızı ve yokluğumuzu paylaştığımız masum kardeşlerimizi suçlamaya kalkışmamalıyız. Unutmayalım ki; biz, tahriklere kapılıp sokaklarda birbirimize düştüğümüzde sadece cinayet şebekelerinin hain emellerine hizmet etmiş oluruz. Kardeşlerimize kem gözle baktığımızda, şehitlerimizin uğruna canlarını verdikleri değerlere ihanet etmiş oluruz. Bu gibi hallerde öfke aklımızın önüne geçmemelidir, husumet gözümüzü karartmamalıdır, dilimiz kin, öfke ne nefretin tercümanı değil kalbimizde rahmet, şefkat ve sevginin tercümanı olmalıdır. Yaşadığımız acılar daha büyük acılara sebep olmamalıdır. Düşmanlarımızı sevindirmemeliyiz."

"Gücünü ve bütünlüğünü koruyarak dünyanın bütün mazlumlarına umut ışığı olmaya devam etmek, bu milletin harcıdır" diyen Görmez, "Birbirimize hakkı ve sabrı, şefkati ve merhameti tavsiye etme zamanıdır. Akl-ı selime, bin düşünüp bir söylemeye, hayra çağırıp şerre 'dur' demeye her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var" diye konuştu.

MEKKE'NİN FETHEDİLMESİNİ ÖRNEK VERDİ
Hutbeyi Peygamber Efendimizin hayatından bir tablo ile noktalayan Görmez, "Allah Rasülü ashabıyla birlikte Mekke'yi fethetmeye gidiyordu. Bütün askerlerin öfke ve intikamla dolu olduğunu gördü. Bayraktarlığını yapan Sa'd Bin Ubade ashaba şöyle seslenmişti; 'Bugün savaş ve intikam günüdür. Bugün kanları akıtmanın helal olduğu gündür. Bugün Allah'ın Kureyş'i zelil kılacağı gündür.' Bu öfke dolu, intikam dolu sözleri duyan rahmet elçisi harekete geçti ve ashabına döndü ve şöyle dedi; 'Bugün merhamet günüdür. Bugün kanların mukaddes olduğu gündür. Bugün kan akıtmanın haram olduğu gündür. Bugün Allah'ın Kureyş'i aziz kılacağı gündür.' Bu sözleri söyledi ve sancağı öfke ve intikam ifade eden Sa'd Bin Ubade'nin elinden aldı, rahmetin, şecaatin, ilmin timsali Hz. Ali Efendimizin eline verdi. Tam bu sırada Rasülü Ekrem, ashabın önünde, devesinin önünde yeni doğurmuş yavrularını emziren bir köpek gördü. Devesinden indi ve sahabeden Sariyye Bin Cuayl'ı çağırdı. Ona dedi ki 'Sariyye bu hayvanın başında nöbet bekleyeceksin. Ta ki ordumuz buradan geçinceye kadar bu hayvan ve onun yavruları zarar görmeyecek.' İşte tam o noktada ashabına döndü. Yerdeki bütün mahlukata karşı merhametli olun ki göktekiler de size merhamet etsin. Siz birbirinize ne kadar merhametli olursanız Allah da size o kadar merhamet eder. Ve bu duygularla Mekke'ye girdiler. Mekkelilere karşı öfkeliydiler, intikam doluydular. Ne de olsa 13 sene zulmetmişlerdi, üç savaşla varlıklarını ortadan kaldırmaya çalışmışlardı. Ama Allah Rasülü ashabını ve Mekkelileri topladı, onlara şöyle hitap etti; 'Ey Mekkeliler, bugün Yusuf Peygamberin kardeşlerine söylediğini söylüyorum. Bugün size kınama bile yoktur. Evine giren güvendedir. Beyt-i Haram'a giren güvendedir. Ebu Süfyan'ın evine giren, ki düşmanların başıydı, o da güvendedir.' Ve Allah Rasülü böylece merhametin, şefkatin, sevginin her türlü öfke ve intikamdan ne kadar büyük olduğunu haykırmıştı. Cenab-ı Hak bizlere millet olarak sabır ve metanet ihsan eylesin. Kalbimizde birbirimize karşı sabrı ve merhameti, şefkati ve sevgiyi artırsın. Cenab-ı Hak ebediyete uğurladığımız bütün şehitlerimize rahmet eylesin."
Yorum Yazın