• Genel

Kurban'ın İslam inancındaki yeri

Kurban Bayramı Müslümanlar tarafından Hicri Takvime göre Zilhicce ayının onuncu gününden itibaren dört gün boyunca kutlanan bir dini bayram.
Kurban'ın İslam inancındaki yeri
Sultan Gedik - Gün Medya ailesi olarak Kurban Bayramınızı kutlar. Huzur ve barış dolu nice bayramlar dileriz.

Zilhicce ayının onuncu, on birinci ve on ikinci günlerine 'Eyyâm-ı nahr' (Kesme günleri) ve bir önceki gün olan Zilhicce ayının dokuzuncu gününe Arife denir.

Kurban Bayramı, aynı zamanda İslam âleminin her yıl Mekke'de hac farizasını ifa ettikleri vakittir.

Kurban Bayramı, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan birçok ülkede dinî bayram olmasının yanı sıra resmî tatil ilan edilir. Ramazan Bayramı ile beraber İslam dinindeki en önemli iki bayramdan biridir.

Hicri takvim bir ay takvimi olduğu için yıllar güneş temelli miladi takvimden 11-12 gün kısadır. Bu nedenle Kurban Bayramı her sene 11-12 gün daha erken kutlanır. Yaklaşık 33 senede bir bayramı aynı tarihlere tekabül eder.

Kurban'ın ıstılahı anlamı
Istılahta, yani bir İslam dini terimi olarak Kurban, Allah’a yaklaşmak ve Allah rızasına ermek niyetiyle kesilen, kurban edilen, hayvan demektir. Kuran’da geçen İbrahim peygamber ve oğlu İsmail ile ilgili kıssadan yola çıkarak, kurban kavramı, çok daha genel bir adanmışlığı, Allah için bireyin her şeyini feda edebilecek olmasını, Allah'a teslimiyeti ve ona karşı şükür içinde olmayı ifade etmektedir. Kuran’da Hac Suresinde geçen şu ayet, Kurbanın İslam inancındaki yerini özetler: "Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Allah’a ulaşacak olan ancak, sizin O’nun için yaptığınız, gösterişten uzak amel ve ibadettir." (Hacc 22/36;37)

Diğer dillerde Kurban Bayramı
Kurban Bayramı farklı dillerde ve farklı kültürlerde, kültürel etkilerle de, farklı isimlerle anılmaktadır. Arapça İyd-el Adha şeklinde okunan tüm dünyada yaygın olan bir isimdir. Türkçede Kurban Bayramı olarak anılırken, Hindistan ve Pakistan'da bayrama genelikle Bakra Eid denir ki bunun anlamı "Keçi Bayramı"dır; bu ülkelerde sıklıkla kurban edilen hayvan keçidir. Bakra Eid Güney Afrika'da da kullanılan bir isimdir. Bangladeş'te kullanılan yaygın isimlerse Id-ul-Azha ve Korbani Id'dir. Türkçe ismine benzer bir şekilde Bosna-Hersek, Bulgaristan da Koç bayram, Arnavutluk'ta Kurban Bajram şeklinde anılır. Nijerya'da Babbar Sallah, Somali'de ve Kenya ile Etiyopya'nın Somalice konuşan bölgelerinde ise Ciidwayneey .

Tarihçe
Tanah'a göre İbrahim'in Eşi Sare'den bir çocuğu olmuyordu ve İbrahim Sare'den bir çocuğu olması durumunda bunu Tanrı'ya Kurban olarak adadı.

Tanrı, "İshak'ı, sevdiğin biricik oğlunu al, Moriya bölgesine git" dedi, "Orada sana göstereceğim bir dağda oğlunu yakmalık sunu olarak sun.", 8-9-10-11-12-13: İbrahim, "Oğlum, yakmalık sunu için kuzuyu Tanrı kendisi sağlayacak" dedi. İkisi birlikte yürümeye devam ettiler. Tanrı'nın kendisine belirttiği yere varınca İbrahim bir sunak yaptı, üzerine odun dizdi. Oğlu İsmail'i bağlayıp sunaktaki odunların üzerine yatırdı. Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı. Ama Rabbin meleği göklerden, "İbrahim, İbrahim!" diye seslendi. İbrahim, "İşte buradayım!" diye karşılık verdi. Melek, "Çocuğa dokunma" dedi, "Ona hiçbir şey yapma. Şimdi Tanrı'dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin." İbrahim çevresine bakınca, boynuzları sık çalılara takılmış bir koç gördü. Gidip koçu getirdi. Oğlunun yerine onu yakmalık sunu olarak sundu."(Yaratılış: 22:2-8-9-10-11-12-13)

Kuran metinlerinde bahsi geçen çocuğun "yumuşak huylu, uslu bir erkek çocuk" olmasından bahsedilip ismi belirtilmemiştir (Sâffât Sûresi: 101). Fakat İbrahim'in ilk çocuğu İsmail olduğu ve ayetin devamında İshak müjdelendiği için İsmail olarak tefsir edilir ve Müslümanlar çocuğun İsmail olduğuna inanırlar.

Diğer İslami kaynaklara göre, İbrahim Peygamberin eşinin kısır olması nedeni ile bir çocuğu olmayınca (bazı rivayetlere göre 125 yıl) Allah'a yalvarır, dua eder. Kendisinin ve eşinin yaşlı olduğu bir zamanda mucizevi bir şekilde oğlu olur. Çocuk biraz büyüdüğünde, İbrahim peygamber rüyasında onu kurban etmesi gerektiğini görür. Oğluna "Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?” dedi. O da, “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın” der.

Peygamberlerin rüyaları normal insanların rüyalarından farklı olduğundan bu bir emir olarak kabul edilmiş ve İbrahim peygamber oğlunu kurban etmeye götürmüştür. Ancak Allah'ın emriyle bıçak çocuğu kesmez. Bu esnada Cebrail kucağında bir koç ile gelir. Bu imtihan başarı ile geçildikten sonra tüm İbrahim’i dinlerde Zilhicce ayının 10. günü aynı şekilde kurban kesilerek kutlanan bayram olmuştur. İslam peygamberi, Hac gibi terk edilen İbrahim geleneği, tekrar hayata geçirmiştir.

Çeşitli bölgelerde Kurban Bayramı kutlamaları
Güneş'in doğuşundan 45 dakika sonra bayram namazı kılınır ve kurban genelde ilk gün kesilir. Kesilen bu etin üçte biri akrabaya, üçte biri fakirlere dağıtılır. Kalan üçte bir ise kurbanı kesenindir. Kesilen kurbanın etinden yapılan yemekler bayram boyunca misafirlere ikram edilir. Tanıdık ve akrabalar ziyaret edilir, çocuklara harçlık ve hediyeler verilir. Çocuklar büyüklerinin elinden öper ve bayramda tüm küslükler son bulur.

Türkiye'de her yıl çok sayıda hayvan Kurban Bayramı esnasında kesilmektedir. 2012 verilerine göre Türkiye'de 753 bin büyükbaş ve 1 milyon 930 bin küçükbaş hayvan kurban edildi.

Diğer dinlerde kurban kavramı
İslam'daki gibi belirli bir bayram zamanı ile ilişkilendirilen büyük bir kurban eylemi bugün varlığını sürdüren İbrahimi Dinlerde nadir görülse de diğer İbrahimi dinlerde de kurban kavramı mevcuttur. Arapça kurban sözcüğü ile ilişkili olan İbranice korban sözcüğü de sözlükte "yakınlaşmak" anlamına sahiptir ve dinî bağlamda, şeklî uygulama açısından İslam'dakine benzer bir tür kurban etmeyi öngörür. Bugün Musevilerin büyük bir kısmı hayvan kurban etmeyi kesmişlerdir. Bunun en büyük sebebi Tapınak'ın var olmayışıdır; bununla birlikte hayvan kurban etmenin özellikle Tapınak mevcutken düzenli bir şekilde yapılan bir ibadet olduğu bilinmektedir. Bununla birlikte bu hayvan kurbanı büyük oranda günahlardan arınmak için yapılırdı ve İslam'daki Kurban Bayramına benzer bir uygulama bağlamında ele alınmazdı.

Kurban kesmek kimlere vaciptir? Kimler kurban kesmekten muaf tutulmuştur?
Kurban kesmenin vacip olması için hangi şartlar bulunmalıdır? Temel ihtiyaçlar nisap miktarına girer mi? Zor geçinen kimse nisaba malikse para biriktirip kurban kesmeli midir?

Kurban kesmek şu vasıfları taşıyan kişilere vaciptir:
1. Müslüman olmak
2. Hür olmak, köle olmamak
3. Mukim olmak, yolcu olmamak
4. Zengin olmak


“Zengin olmaktan kasıt sadakayı fıtır verecek kadar bir zenginliktir. Yani 20 miskal (96 gr) altın veya 200 dirhem (640 gr) gümüşe malik olanlar, kurban kesmek zorundadırlar. Bu nisabın üzerinden bir sene geçmesi şart değildir. Kurbanın vacip oluşunda erkek olmak şart değildir. Nisap miktarı mala sahip olan hür kadına da, kendi parasıyla kurban kesmek vaciptir.” (Sünen-i Ebu Davud)

“Kurban kesmede nisap, fıtır sadakasıyla mükellef olmaktır. Bu durumdaki Müslümana kurban kesmek vaciptir.

Nisabı eksilten borç, kurban kesme günlerinde kurbanlığın kaybolması kurbanın vacibiyyetini düşürmez. Kişi vaktin başlangıcında fakir, sonunda zenginleşirse kurban kesmesi gerekir. Kurban kesmekle mükellef olan aldığı kurbanlığı kaybeder ve mal varlığı nisabın altına düşerse kurban kesme günlerinde fakir olduğundan yeni bir kurban almaya gerek yoktur. Zengin olduğu halde yerine yenisini alıp keser ve diğerini de bulursa bunu kesmesi gerekmez.” (Kâsânî)

Temel ihtiyaçlar nisap miktarına girer mi?

“Temel ihtiyaçlar:
Bundan maksat, oturacak ev ile eve gerekli olan eşya, kışlık ve yazlık elbise, gerekli silah ve aletler, kitaplar, binek hayvanı, hizmetçi, köle veya cariye, bir aylık -doğru kabul edilen başka bir görüşe göre, bir yıllık- nafaka demektir. Borç karşılığı olarak elde bulunan para da böyledir. Bu eşyaların mevcut olması şart değildir. Eğer mevcut iseler, zekât ve kurban için nisap hesabına katılmazlar.

Ticaret için olmayan, ihtiyacından artan eşya, evindeki süs eşyası, yere serili olmayan halılar, kullanılmayan fazla ev eşyası, sanat ve ticaret âletleri, kurban için ihtiyaç eşyası sayılmaz. Bunlar, fitre ve kurban için, nisap hesabına katılır.

Tarlasından aldığı mahsul veya tarlanın, evin, dükkânın, atölyenin, kamyonun bir senelik kirası, ne kadar çok olursa olsun, bir yıllık ev ihtiyacını veya aylık geliri, aylık ihtiyacını ve kul borcunu karşılamayan kimse, İmam-ı Muhammed Hazretleri’ne (ra) göre, fakirdir. Fetva da böyledir.

İmam-ı Âzam’a (ra) göre ise zengin sayılır. Çünkü mülkü olan tarlanın ve bu demirbaş malların değeri, ihtiyacını karşılar ve nisap kadar da artar. Bunun, kirayı her alışta, bir miktar ayırıp, biriktirerek kurban kesmesi lâzımdır. Yani, büyük sevaba kavuşması lâzımdır. Fitre vermez ve kurban kesmezse, İmam-ı Muhammed'e (ra) göre, günahtan kurtulur.” (Emniyet ve Ehliyet)

Zor geçinen kimse nisaba malikse para biriktirip kurban kesmelidir
“Aldığı maaş ile güç geçinen kimse, nisaba malik ise, para biriktirip, kurban kesmelidir. Etin hepsini kavurma yapıp, birkaç ay et parasından biriktirerek, gelecek yılın fitre ve kurban parası olarak saklamalıdır. Böylece, kurban sevabından mahrum kalmamalıdır.” (Emniyet ve Ehliyet)

Kurban kesen kimsenin “akıllı ve bulûğa ermiş olma şartı” konusunda ihtilâf vardır

İmam Âzam (ra) ve İmam Ebu Yusuf’a (ra) göre:
“Kurban kesmekle mükellef olmak için akıllı ve bulûğa ermiş olmak şartı yoktur. Zengin olan çocuk veya delinin malından velisi kurban keser. İmam Muhammed'e (ra) göre ise akıl ve bulûğa ermek şarttır. Fetva bu görüşe göredir.” (Feteva-i Hindiyye)

Seferî olanlar kurban kesmekten muaftır
“Seferî olanlar kurban kesmekten muaftır. Bundan dolayı seferîliği gerektirecek yoldan gelen hacılara kurban vacibiyyeti yoktur. Ancak orda ikamet eden olan Mekkeliler için bu vacibiyyet düşmez. Kurban kesme günlerinde yolculuğa çıkan kişi, vakit çıkmadan ikamet ederse kurbanla mükelleftir. Kurban kesme günlerinin ilk günlerinde ikamet ettiği halde kurban kesmeyen ve son gün yolculuğa çıkan kişiden vacip olmak düşer.” (Kâsânî)

Peki Kurban kesmenin adabı ve sünnetleri nelerdir?

Kurbanı yatırmadan önce hazırlığı tam yapmak
Hz. Peygamber (asm) ayağını koyunun yüzüne koymuş, koyun kendisine gözünün ucuyla bakarken, onu kesmek üzere bıçağını bileyen birine uğradı ve:
“Bundan önce bıçağını bileyemez miydin, yoksa koyunu iki defa mı öldürmek istiyorsun buyurdu.” (Taberanî)

Kurbanı kıbleye doğru yatırıp kesmek
“Kurban kesiniz; kurbanınızı da süsleyiniz. Bir kimse kurbanını tuttuktan sonra, kıbleye doğru yatırır ise onun kanı ve tüyleri, kendisi için ta kıyamete kadar bir kale olur. Kurban kesilip de, kanı yere damladığı zaman, onu kesen Yüce Allah’ın korumasına girer. Az veriniz; çok ecir alınız.” (Gunyet’üt Talibin)

Kurban keserken besmele çekip tekbir getirmek
Ebû Musa'dan (ra):
"O (Peygamber Efendimiz), kızlarına kurbanlarını bizzat kendi el¬leri ile kesmelerini, ayaklarını kurbanın böğrüne koymalarını ve besmele çekip tekbir getirmelerini emretti." (Rezîn) Enes (ra) anlatmıştır:
Resulullah (asm) aklı karalı alaca ve boynuzlu iki koç kurban etti. Hazret-i Peygamber’i (asm) onları kendi eliyle kurban ederken gördüm. Ayağını yanlarına basıp; “Bismillahi Allahü Ekber.”(Allah’ın adıyla. Allah en büyüktür) dediğini de gördüm.(Sünen-i Ebu Davud)

Kurbanı keserken acele etmek
Hz. Peygamber (asm) bıçağı keskinleştirmeyi ve hayvandan gizlemeyi emredip: “Sizden biri hayvan kestiğinde çabuk kessin” buyurdu. (İbn-i Mace)

Kurbana eziyet etmemek
Kurbanlık hayvana yumuşak, nazik, kibar, sevecen, şefkatli, merhametli ve incitmemeye azamî özen gösteren bir duyarlılıkla yaklaşılmalıdır.

“Şüphesiz ki Allah her şeye karşı iyiliği yazmıştır (emretmiştir). Bu nedenle öldürürseniz iyi şekilde öldürün ve hayvan kestiğinizde kesimi iyi yapınız. Sizden hayvan kesecek kimse bıçağını iyice keskinleştirsin ve keseceği hayvana eziyet vermesin.” (Müslim)

“Kurbanlarınıza iyi davranınız; zira onlar kıyamet günü sizin binekleriniz olacaktır.” (Gunyet’üt Talibin)

İbn Sirin anlatıyor:
Ömer (ra) kesmek için koyunu ayaklarından çekip sürükleyen bir adam görünce ona: “Yazıklar olsun sana! Koyunu ölüme güzel götür.” dedi. (Nesâi, Hâkim)

Kurban kesilirken başında hazır bulunmak
“Ey Fatıma! Kurbanlığının başında durup hazır ol. Çünkü onun kanının ilk damlasıyla geçmiş günahların bağışlanır.” Hz. Fatıma: “Ya Resulallah! Bu biz ehl-i beyte mi hastır yoksa hem bize hem de diğer müslümanlara mı? dedi. Resulullah (asm):
“Bilakis hem bize ve hem de diğer müslümanlara” buyurdu. (Bezzar Ebu’ş Şeyh İbn Hıbban)

Kurbanı namazdan önce kesmemek
Uveymir İbnu Eşkar’ın (ra) anlattığına göre; kurbanını bayram namazından önce kesmiş, sonra da durumu Resulullah’a (asm) açmıştır. Peygamber Efendimiz (asm) de kendisine: “Kurbanını iade et (yeniden kes, o kurban yerine geçmez)” cevabında bulunmuştur.” (Kütüb-i Sitte) “ Namazdan önce kurban kesmiş olan (bilsin ki kestiği kurban değildir, ailesine et takdim etmiştir), yeniden kessin!” (Buhari, Müslim)
Yorum Yazın
islami sohbet
dini chat sohbet odaları