TIC HOLDING Header
  • USD 18.644
  • EUR 19.423
  • Altın 1051.207
  • BIST 100 4874.34
  • Genel

Mersin'de polisevine PKK saldırısı: Bakan Soylu ile Kılıçdaroğlu arasında 'DNA tartışması'

Mersin'in Mezitli ilçesindeki polisevine gece saatlerinde uzun namlulu silahlarla yapılan saldırı, beraberinde bir DNA tartışması getirdi. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu saldırıyı düzenleyen zanlının ortaya atılan isimden farklı olduğunun DNA testiyle belli olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu'na cevap veren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise, Mersin'deki saldırıyı gerçekleştiren failin teşhisinin yapıldığını, parmak izleri ile yapılan çalışmada da eşleşmenin sağlandığını belirtiyor.
Mersin'de polisevine PKK saldırısı: Bakan Soylu ile Kılıçdaroğlu arasında 'DNA tartışması'
Mersin'de ne oldu?
Mersin'in Mezitli ilçesindeki polisevine gece saat 22.40 civarında yapılan saldırıda bir polis memuru hayatını kaybetti, bir polis de yaralandı.

Saldırıda bir araçtan inen kişiler tarafından polislere uzun namlulu silahlarla ateş açıldığı, polislerin saldırganlara karşılık verdiği belirtildi

Saldırının ardından Mersin'e giden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ''bir polis memurunun şehit olduğunu, bir polis memuru ve bir vatandaşın da yaralandığını'' açıklamıştı.

PKK yayın organları ne diyor?
Mersin'deki saldırıyı perşembe günü yapılan açıklamada PKK'nın silahlı kolu HPG üstlendiğini duyurmuştu.

"Bu eylem, zindanlar üzerindeki baskılara, katliamlara ve gerillaya dönük kullanılan kimyasal silahlara karşı cevap olarak geliştirilmiştir." denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"AKP-MHP hükümeti, bu eylemi yapan arkadaşlarımızın ismini tespit edememiştir, bu da istihbaratta ne kadar zayıf olduklarını göstermektedir. AKP-MHP hükümeti, Zozan Tolan arkadaşımızın bu eylemde yer almadığını bilmesine rağmen bilinçli bir şekilde Zozan arkadaşımızın ismini vermiş, ailesine ve farklı çevrelere karşı baskı aracı olarak kullanmak istemiştir. Zozan arkadaşımızın bu olayla herhangi bir ilgisi yoktur, görevi başındadır. AKP-MHP hükümeti bu eylemden dolayı çok sayıda kişiyi gözaltına alarak, halka baskı ve işkence uygulayarak halktan intikam almaya çalışmaktadır. Tüm bunlar fedai gerilla eylemimiz karşısındaki başarısızlığını gizlemekten ve bu olayın üstünü örtme çabasından başka bir şey değildir."

CHP lideri Kılıçdaroğlu: "DNA raporuna rağmen, tam iki gündür yalan söylediniz"
Twitter hesabından açıklamalarda bulunan ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya seslenen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Öldürülen teröristin DNA raporuna rağmen, tam iki gündür yalan söylediniz, havuz medyanız manşetler attı." dedi.

Başsavcının DNA raporunu gizlediğini öne süren Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:

“İki gündür kirli propaganda yürüten Erdoğan ve yaveri fotoroman Süleyman… Öldürülen teröristin DNA raporuna rağmen, tam iki gündür yalan söylediniz, havuz medyanız manşetler attı. Oysa ben ne dolaplar çevirdiğinizi iki gündür biliyorum. Bile bile yalan söylediniz.

Şimdi çıkın ve teröriste ait DNA raporunu açıklayın, bu millet bir kez ağzınızdan doğru bir şey duysun. Başsavcıya dosyaya el koyun dediniz. Başsavcıya sesleniyorum, o dosyayı gizlemeye çalışma, biliyoruz gerçekleri… Utanmıyor musunuz!”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ne dedi?
Saldırıyı düzenlediği söylenen Dilşah Ercan’ın çıkan çatışmada öldürüldüğü ileri sürülmüştü. Medyada Dilşah Ercan’ın isminin CHP’nin tutuklu gazeteciler raporunda da yer aldığını öne sürülmüştü.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise Mersin'deki saldırganın teşhisinin yapıldığını, parmak izleri ile yapılan çalışmada da eşleşmenin sağlandığını açıkladı.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "Mersin'deki saldırıyı gerçekleştiren teröristin DNA raporunun açıklanmasını istemesine" yönelik paylaşımına tepki gösteren Soylu şunları söyledi:

"Kılıçdaroğlu, iki gün PKK'nın ipini bekledin. Bizi yine şaşırtmadın. Sizin bu devletle bir meseleniz var. Yapılan saldırıyı ilk önce adamların DEAŞ'a yıktı. Tutmayınca adamların 'cinnet geçiren bir kadın polis' yalanına sarıldı. Derdiniz, ortağınız PKK'yı kurtarmak. Saldırıyı PKK yaptığı belli olup, devletin yargının tespitlerine rağmen teröristleri gazeteci kılığına sokup Türkiye'ye 'en büyük gazeteci cezaevi' iftirasıyla teröristleri aklaman ortaya çıkınca PKK açıklamasına sığınacak zavallısın."
"Yıllarca terör örgütünde birlikte olduğu örgüt mensubu sözde ölümsüzler taburunda sabotajcı eğitimi alıp Türkiye’de eylem yapmak üzere görevlendirildiğini belirtip hemen teşhisini yaptı. Hoşuna gitmeyecek ama parmak izleri ile yapılan çalışmada bir tanesinde eşleşme çıktı. Kurtarıcın PKK'nın açıklamasındaki teröristlerle ilgili tüm detaylara da çalışılıyor."
"Yani terör örgütünün tespiti imkansız Suriyeli isim verip, 'Zozan arkadaşımızın (yani Dilşah Ercan) bu olayla herhangi bir ilgisi yoktur, görevinin başındadır' demesine sığınmaktan bile utanmıyorsun. 6'lı masada sıkıştın PKK'ya sığındın, yazıklar olsun. Şimdi ana fikriniz ne? Ne demiş oldunuz. PKK'nın gazetecilerini savunmak yetmedi, bir de PKK'nın basın sözcülüğüne mi soyundunuz? 'Görevinin başında' dedikleri, görev ne? Madem PKK adına konuşuyorsunuz, bunu da siz açıklamalısınız."
Yorum Yazın