• Genel

Tasavvuf penceresinden, 'Ramazan günlüğü 19. gün'

Rabbimiz buyuruyor! 13/RAD-28: Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb(kulûbu).
Tasavvuf penceresinden, 'Ramazan günlüğü 19. gün'

Onlar, âmenûdurlar ve kalpleri, Allah’ı zikretmekle mutmain olmuştur. Kalpler ancak; Allah’ı zikretmekle mutmain olur, öyle değil mi?

İSLÂM’DAN KOPANLAR

İRŞAD
Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de iki yoldan bahsetmektedir. Rüşd yolu, gayy yolu. Allahû Tealâ şöyle buyurmaktadır:

7/A'RAF-146: Seasrifu an âyâtiyellezîne yetekebberûne fîl ardı bi gayril hakkı ve in yerev kulle âyetin lâ yu’minu bihâ ve in yerev sebîler ruşdi lâ yettehızûhu sebîlen ve in yerev sebilel gayyi yettehızûhu sebîl(sebîlen), zâlike bi ennehum kezzebû bi âyâtinâ ve kânû anhâ gâfilîn(gâfilîne).
Yeryüzünde haksız yere kibirlenen kimseleri, âyetlerimizden çevireceğim. Bütün âyetleri görseler, ona inanmazlar. Eğer rüşd yolunu görseler, onu yol edinmezler. Ve gayy yolunu görseler, onu yol edinirler. Bu; onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve ondan gâfil olmaları sebebiyledir.

7/A'RAF-147: Vellezîne kezzebû bi âyâtinâ ve likâil âhireti habitat a’mâluhum, hel yuczevne illâ mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
Ve âyetlerimizi ve ahirete ulaşmayı (hayatta iken ruhun Allah’a ulaşmasını) inkâr eden kimselerin amelleri, heba oldu (boşa gitti). Onlar, yaptıklarından başka bir şeyle mi cezalandırılır (karşılık verilir)?

İrşad yolu rüşd yoludur. İnsanı irşad makamına ulaştırır, mürşide ulaştırır ve tâbiiyetini gerçekleştirir. Eğer kişi sonuna kadar gitmeye azmederse, bu istikamette cenk ederse, kendine düşen görevleri yaparsa, bu kişinin neticede mürşid olması söz konusu olur. Rüşd yolu kişiyi başlangıçta tâbî olmak için irşad makamına ulaştırır. Kişi yılmadan hedefine doğru gitmekte ısrarlı olursa, en sonunda o kişiyi mürşid yapar.

İnsanlar ya rüşd yolunu yol edinirler ya da gayy yolunu yol edinirler. Allah’a ulaşmayı dileyen kişi rüşd yolunu yol edinmiştir. Allah’a ulaşmayı dilemeyen kişi kendisine rüşd yolunu yol edinmemiştir, gayy yolunu yol edinmiştir. Gayy yolu; cehennem yoludur. Rüşd yolu yukarıya, gayy yolu aşağıya götürür.

Rüşd yolunu seçmedikçe, Allah’a ulaşmayı dilemedikçe herkes gayy yolundadır.
Allah’a ulaşmayı dilemekten başlayarak iradenin Allah’a teslim edildiği noktaya kadar sürecek olan rüşd yolunu devreden çıkaranlar, gayy yolunda ömür boyu kalanlardır.
Herkes gayy yolundadır, herkes doğuştan itibaren dalâlettedir. Ne zaman bir insan Allah’a ulaşmayı dilerse o zaman dalâletten kurtulur. Yani kendisine rüşd yolunu seçtiği zaman dalâletten kurtulur. Allah’a ulaşmayı dilemek demek, kişinin kendisine rüşd yolunu seçmesi demektir.

Rüşd kelimesi, raşid kelimesi, mürşid kelimesi, mürşidîn kelimesi, irşad kelimesi hepsi aynı kökten gelir. Bütün insanlar için rüşd şarttır, temel hedeftir, vazgeçilmez hedeftir.
İrşad müessesesi bir mürşidi bir de müridi gerektirir. Mürid; Allah’a ulaşmayı murad eden, ruhunu ölmeden evvel Allah’a ulaştırmayı dileyen, talep sahibi olan kişidir. Mürşid de onun talebine cevap verecek olan, Allah’ın o cevapları vermekle vazifeli kıldığı, yetkili kıldığı ve o vasfa ulaştırdığı insandır.
Allahû Tealâ Bakara Suresinin 256 ve 257. âyetlerinde şunları söylüyor:

2/BAKARA-256: Lâ ikrâhe fîd dîni kad tebeyyener ruşdu minel gayy(gayyi), fe men yekfur bit tâgûti ve yu’min billâhi fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, lenfisâme lehâ, vallâhu semîun alîm(alîmun).
Dînde zorlama yoktur. İrşad yolu (hidayet yolu; Allah’a ulaştıran yol), gayy yolundan (dalâlet yolu; şeytana, cehenneme ulaştıran yoldan) açıkça (ayrılıp) ortaya çıkmıştır. Artık kim tagutu (şeytanı ve şeytana ulaştıran yolu) inkâr edip de Allah’a îmân ederse (mü’min olur, Allah’a ulaştıran yolu tercih ederse), böylece o, (Allah’tan) kopması mümkün olmayan urvetul vuskaya (sağlam bir kulba, mürşidin eline) tutunmuştur. Allah Sem’î’dir, Alîm’dir.

2/BAKARA-257: Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilen nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tâgûtu yuhricûnehum minen nûri ilâz zulumât(zulumâti), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Allah, âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) dostudur, onları (onların nefslerinin kalplerini) zulmetten nura çıkarır. Ve kâfirlerin dostları taguttur (onlar, şeytanı dost edinirler, şeytan kimseye dost olmaz), onları (onların nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete çıkarırlar. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacak olanlardır.

Gayy yolu, rüşd yolu ile ayrılmıştır. Rüşd yolundakiler Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir. Rüşd yolundakiler ancak mürşidine ulaşacak olanlardır. Gayy yolundakiler hiçbir zaman kendilerine bir mürşid arama zahmetine katlanmayacaklardır, cehennemden kurtulmaları da mümkün değildir.

Rüşd yolunun sahibi olan mürşidin eli, âyet-i kerimede geçen, kopması mümkün olmayan kulptur.

Allahû Tealâ zulmetten nura ulaşmaktan bahsediyor. Herkesin kalbi başlangıçta kapkaranlıktır; afetlerle %100 doludur. Eğer bu kişi Allah’a ulaşmayı dilerse nefs tezkiyesine başlayacaktır. Mürşidine ulaşıp tâbî olduktan sonra, nefs tezkiyesi vasıtasıyla Allahû Tealâ’dan gelen rahmetle fazl, rahmetle salâvât nurları kişinin kalbine ulaşacaktır. Fazıllar, îmân kelimesi etrafında toplanmaya başlayacaktır. İşte bu toplanma sebebiyle oradaki %2 rahmet birikimi aşılınca artık, nefsin kalbine devamlı fazıllar girmeye başlayacaktır. Fazıllar, nefsin kalbinde kalıcı unsurlardır ve nurdurlar. Kişinin kalbinin karanlıklarını yok ederek nurlar gelip o kişinin kalbine adım adım yerleşecektir. Allahû Tealâ ile olan ilişkilerde böyle bir dizaynı gerçekleştiren, Allah’a ulaşmayı dileyen herkes bu hedeflere mutlaka ulaşır. Allah onların dostu olur ve onları taguta (insan ve cin şeytanlar) dost olmaktan kurtarır.

Yorum Yazın
islami sohbet
dini chat sohbet odaları