• Röportaj

Oya Özer, 'İşletme kazandım, resim tercihim oldu'

Ogün Gazetesi olarak Sanat ve sanatçıya yönelik röportajlarımız devam ediyor, Aykırı resim çizgisi ile bilinen Ressam Oya Özer ile Nişantaşı Nispetiye caddesi üzerinde bulunan Galeri Eksen resim sergisinde buluştuk!
Oya Özer, 'İşletme kazandım, resim tercihim oldu'
Röportaj; Murat Keçeci -  Sıcak bir ortamın bulunduğu Galeriye ilgi yoğundu, Hülya Avşar’ın da tablolarından 3 tanesini satın almasının ardından bütün tablolarına olan ilgi artmıştı, Özer’in hayatın içinden motiflerin olduğu “Tılsımlar” adlı resim serisinde geçmişten geleceğe her şeyi tuvalle buluşturulmuş…

Merak edenler için birde müjde veren Özer Resim sergisinin bir hafta daha uzayarak 19 Nisan’a kadar devam ettiğini bildirdi.. Oya Özer ile ilgili merak edilenleri sıcak bir cappuccino ile kaleme almaya karar verdik!  

Resim yapmaya ne zaman başladınız? Bir tutku ve meslek haline ne zaman geldi, bir dönüm noktası var mıydı?

Çocukluğumda da çok severdim resim yapmayı üniversitede işletme kazandım ama istemedim resim bölümüne girdim. Üniversiteden sonra atölyemi açtım ve yaklaşık olarak 25 yıldır resim yapıyorum. Dönüm noktası lisedeki resim öğretmenimin beni yönlendirmesiyle oldu! Çünkü ben bilmiyordum o beni yönlendirdi ve bu yüzden ona hep teşekkür ediyorum.

Sanatçı kariyeriniz dışında bu meslek için öğrenci yetiştirdiniz mi?

Evet, açmış olduğum “Mysia Resim” Atölyelerinde güzel sanatlar fakültelerine çok sayıda öğrenci yetiştirdim ve şu anda birçoğu mesleki kariyerlerin de çok iyi durumdalar. 

Resim yeteneğinizi fark etmenizle ilgili bir hikâyeniz var mı, nasıl keşfettiniz?

Lisedeyken resim öğretmenim böyle bir yeteneğim olduğunu söyledi ve mutlaka resim okumamı önerdi. Bu yönde yani sanatta yetenekli ve istekli öğrenciler için birinin desteklemesi gerekiyor ki bu aile veya bir öğretmen olursa daha da iyi. Kendimi bu açıdan şanslı bulurum çünkü o zamanlar güzel sanat üniversitelerine nasıl girileceğini bilmiyordum.

Özellikle Tılsımlar isimli yeni serginizde renklerin ve fırçaların kullanımı çok başarılı, önceki serileriniz ve sergilerinizde de bu göze çarpıyor. Özellikle kullanmaktan hoşlandığınız renkler ve teknikler var mı?

İlk açtığım kişisel sergilerden olan ‘Mavi’ serimde mavinin tonlarından ve kadın soyutlamalarından oluşan resimler yapmıştım. O nedenle mavi renginin ayrı bir yeri vardır. Kafes serisinde de mavi, mor, kırmızı tonlar öndeydi. Tılsımlar isimli bu yeni sergimde de birçok renk kullandım ve bu renkli çalışmalardan da, kullandığım tekniklerden de çok zevk aldım ve daha özgür hissettim. 

Sanat tarihine adını yazdıran birçok sanat akımı ve usta sanatçılar var. Siz yerli ve yabancı olmak üzere hangi sanatçıları ve akımları sevip kendinize örnek aldınız?

Fazlasıyla var ama Pablo Picasso ve Egon Schiele ilk başlarda geliyor. Akım olarak da ekspresyonizm, Pop-Art ve Sürrealizm diyebilirim. Şu anda var olan güncel/ çağdaş sanatçılar da hoşuma gidiyor. Örneğin açtığım kişisel sergilerden olan ‘İzdüşümler’de, kendi dönemlerine damgasını vurmuş, artist, sanatçı ve önemli insanların ben de bıraktıkları izdüşümleri olarak yansıtmıştım.

Bir önceki Kafes serginizden ve açtığınız diğer sergilerden de biraz bahseder misiniz?

Kafes konulu sergim ve serim insanların kendilerini ev adı altında büyük binalarda ve gökdelenlerde daha da yalnızlaştırmasını konu alıyordu.  İnsanları bencilleştiren ve bunaltan bir şehir karmaşası ve kalabalık içinde yaşıyoruz. Evlerimizdeki ve artık kaybolmaya başlayan mahalle veya sokağımızdaki insanları tanımıyor, onlardan gittikçe uzaklaşıyoruz. Kafes serisi buna bir tepki olarak da çıktı diyebilirim.

Tılsımların tarihi çok geçmişlere dayanıyor ve o zamanlar bir çok şey keşfedilmediği için insanlar tılsım gibi şeylere daha çok inanırlardı fakat bu inanış günümüzde hala sürmekte, sizce neden? İnsanoğlunun tılsımla ilişkisi sizi çok etkilemiş olmalı, nasıl yorumlarsınız?

Akil çağına gelene kadar çok zengin rengârenk uçsuz bucaksız tılsımlarla dolu bir kültür yaratılmış insanlar tarafından. Ama aklin yetemediği ve aklin kullanımından geri bırakıldığı yerlerde insanlar çaresiz kaldığı durumlarda veya olmasını istediği olaylar karsısında tılsımların gücüne ve etkisine inanmaya devam ediyor.  Bu inanısın günümüzde de yaygın olması kötü ruhları uzaklaştırmaya çalışmak, bereket getirmek, sansın ve talihin, açılması gibi insanin ruhuna iyi gelen ve insani pozitif yönde etkileyen bu tılsım objelerinin, bir nebze de olsa yine insana terapi etkisi yapmasından dolayı yaygın olduğunu düşünüyorum. Daha da yaygın olanı zamanında doğrudan bir işlevi olduğuna inanılan bu tılsımlı sembollere artik çokta inanmasak bile dekor ve süsleme olarak, takı tasarım ve logo olarak gittiğimiz yerlerde o yörenin sembolü haline gelmiş olduğunu; topladığımız veya satın aldığımız küçük hatıra eşyaları olarak, hele ki bu görsel bombardıman cağında her an pek çok yerde görebiliyoruz. Bu anlamda insanların tılsımlarla olan iletişimini kendimden yola çıkarak sorguluyorum bir nebze.

Ogün gazetesi olarak Oya Özer’e başarılarının devamını diliyoruz, bir sonraki röportaj da görüşmek üzere…
Yorum Yazın