• Siyaset

Bakan Gül: 'Değil Bylock, dumanla bile haberleşseler bu mücadeleyi sürdüreceğiz'

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Ankara’da Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) yönelik yürütülen operasyonlara ilişkin, 'Geçmiş zamanlarda da ifade ettiğimiz gibi değil Bylock, dumanla bile haberleşseler bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Tüm hücrelerine kadar bu mücadele kararlılıkla devam edecek' dedi.
Bakan Gül: 'Değil Bylock, dumanla bile haberleşseler bu mücadeleyi sürdüreceğiz'
Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Van’da düzenlenen ‘Bölge İstişare Toplantısı’nın ardından gazetecilerin Ankara’daki FETÖ operasyonuna ilişkin sorusunu yanıtladı.

15 Temmuz sonrasında da öncesinde de özellikle FETÖ’nün sızmaya çalıştığı en önemli kurumlardan birinin yargı kurumu olduğunu belirten Gül, bu konuda Hakim ve Savcılar Kurulu ve Adalet Bakanlığının teyakkuzda olduğunu, büyük bir ciddiyette bu mücadeleyi başından beri sürdürdüğünü söyledi.

FETÖ ile mücadelenin aynı kararlılıkla devam edeceğini ifade eden Gül, “Geçmiş zamanlarda da ifade ettiğimiz gibi değil Bylock, dumanla bile haberleşseler bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Tüm hücrelerine kadar bu mücadele kararlılıkla devam edecek. Bakanlık bünyesinde hem diğer birimlerde çalışıp bakanlıkla ilgili bu konuda FETÖ yapılanması içinde olanlarla ilgili uzun zamandır bakanlığımız idari tüm çalışmaları yapıyordu. Bu çalışmaları hem kolluk, hem başsavcılıklara, ilgili makamlara iletildi. Titiz bir çalışmanın sonunda Adalet Bakanlığı ve diğer birimlerdeki bu sızmalara karşı tespit edilen isimler yargı karşısına çıkarılmıştır. Bu konuda hem idari süreçler de devam edecektir. Büyük bir titizlikle savcılık makamlarıyla işbirliği içinde bu çalışmalar devam etmektedir, devamı da gelecek. Kararlılığımızı herkes görecek. HSK bünyesinde hakim, savcı ve yargı mensuplarına yönelik tüm şikayetler, soruşturmalar, Bylock içinde çıkan yeni isimler, yeni bilgiler soruşturmaya dahil edilmektedir. Bu konuda milletimizin geleceğine kast edenlere karşı asla teyakkuzu elden bırakmadan, tüm üyelerimizle titizlikle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu 40 yıllık örgütle mücadelesini 40 günde bitirdik, yine bir rehavete kapılamayız. Bu mücadeleyi hukuk ve deliller çerçevesinde bağımsız yargı mercileri yapacaktır” şeklinde konuştu.

“Yargıya güven öncelikle yargının kararlarıyla oluşur

”Yargıya güvenin öncelikle yargının kararlarıyla oluştuğunu dile getiren Gül, şöyle devam etti:
“Bu kararlar üzerinde bina edilir ve yükselir. Güven veren ve erişilebilir bir adalet için yine güven veren ve erişilebilir adil kararlarının çıkması gerekmektedir. Güven veren karar dediğimizde, mahşeri vicdanı tatmin etmiş karar anlıyoruz. Erişilebilir karar dediğimizde de anlaşılabilir sağlam ve zengin gerekçesiyle herkesi tatmin eden bir karar alıyoruz. İyi kanun, ancak iyi uygulama ile hayat bulur. Onun da böyle olduğuna inanıyoruz. Bildiğiniz gibi ekim ayında Birinci Yargı Paketi’ni uygulamaya sunduk ve bu paketle ifade özgürlüğünün kapsamını daha genişleten ve soruşturma aşamasında tutukluluğa azami süre getiren ceza mahukemesinin sadeleştiren ve hızlandıran usuller getirilmiş. Yine suç mağdurlarının korunması ve desteklenmesi amacıyla önemli düzenlemeler getirilmiştir. Ebette bu paket açıldığında böyle sihirli bir kutu gibi açılıyor ve tüm sorunları çözüyor diye bir iddia kimse dile getiremez, böyle doğaüstü güçlere sahip hiçbir kanunda, dünyanın hiçbir yerinde bulunmamaktadır Ama bu bir süreçtir, bu bir gidişattır. Bu sürecin doğru ve iyi gitmesi, uygulama tarafından sahiplenip adalet hizmetlerini yansıtılması ile ancak mümkün olacaktır. Art arda reform paketlerini hazırlayabiliriz, yeni mevzuat düzenlemelerini yürürlüğe alabiliriz, uygulamaya dahil edebiliriz. Ancak sonuçta uygulama da yargı mensuplarının elinde, bunlar şekillenecektir ve hiçbir reform esasen kendi başına iyi ya da kötü değildir. Sistemi iyi ya da kötü işletecek olan reforma iyi ya da kötü vasfını verecek olan elbette uygulamadır.”

“Adalet en yüksek erdemdir”

Adaletin en yüksek erdem olduğunu ve adalete giden yolların da erdemli olmak zorunda olduğunu dile getiren Gül, “Aksi takdirde araç amacı bozar, araç amacı belirler. Bu durumu geçmişte FETÖ’nün araçsallaştırdığı yargılamalarda hepimiz gördük, yaşadık. Hepimizin hatırlayacağı gibi hedefe ulaşmak için her yolu meşru gören bu anlayış, bu kirli zihniyet, masum insanların onurunu, haysiyetini feda etmekten çekinmemiştir. İtibar suikastlarıyla iftira, yalan dolan ile kendilerinden olmayanları yok eden bu zihniyetin adalet duygusunu maruz bıraktığı travmayı hala tamamen gidermiş değiliz. FETÖ’nün cübbeli hainlerinin sahte delillerle uydurma suçlarla kararttığı adalete yeniden ışık yakmak, hakim görünümlü militanların ayaklar altına alma girişiminde bulunduğu hukuku en üstte tutma kararlılığındayız. Bu hukuksuzlukların bir daha yargıya asla nüfuz etmemeleri, aziz milletimizin bizlerden beklentisidir. Lekelenmeme hakkının ve masumiyet karinesini korunması, bu beklentiyi sağlayacak temel araçlardandır. Olaydan infazın tamamlanmasına kadar her aşamada insan onurunu koruyup gözetleyen bir yargısal süreç, sadece taraflar için değil bütün vatandaşlarımız için bir güvencedir. Vatandaşın kendisini emin ve güvende hissetmesi, hukuk düzeninin sağladı himaye sayesindedir. Vatandaşımız gece yastığa başını koyduğunda huzur içinde uyumalıdır, asılsız iddia veya mesnetsiz soyut ihbarlarla vatandaşın kapısına, evine, iş yerine polisin gelmesini önleyen bir düzenleme, hukuka adalete güveni elbette artıran bir uygulama olacaktır. Nitekim işte Ağustos 2017’de yapılan bu uygulamayla bu duyguya hizmet veren, katkı sağlayan önemli düzenleme sağlamıştır. Böylece bu tarihten itibaren 257 bin 419 ihbar dosyası açılmıştır. Bu dosyalardan 152 bini soyut iddia gerekçesiyle soruşturma aşamasında geçmemiş, vatandaş şüpheli olarak kapısına, evine polis gitmemiş, ifadesi alınmamış ve soruşturma açılmasına gerek görülmemiştir. Demek ki ceza adaletinin dışında kullanılmasına soruşturmaların suistimallere veya iftiralara alet edilmesine karşı alınan bu tedbir iyi işlemektedir. İyi kanun, iyi uygulama ile hayat bulur derken, bu konuda uygulamadaki bu gelişmeyi de vatandaşımız adına, milletimiz adına, tüm uygulayıcılar adına sizlere teşekkür ediyorum. Yargının irtibat suikastları için bir aparat olarak, bir araç olarak kullanılmasına izin vermemek, vatandaşlarımızın en tabii beklentisidir ve buna yaptığınız katkı için hepinize çok teşekkür ediyorum. İnsanımız hukuki güvenliğini, adaletin yüreklere sükunet veren iklimini evinde, işinde, çarşıda, pazarda her yerde hissetmelidir. Bu topraklarda yaşayan her renkten, her desenden, her kökten 82 milyon vatandaşımız ve milletimiz adalet hizmetini en yüksek düzeyde almayı hak etmektedir” ifadelerini kullandı.

“Yargının itibarı hepimizin itibarıdır”

Türk adaletinin terörün her çeşidi ile mücadele ederken çok ciddi bir sınav verdiğinin farkında olduklarını kaydeden Gül, şöyle konuştu:
“Bu mücadele yıllar sonrasına tarih kitaplarına geçecek önem ve kıymetlidir. Bu mücadelede asla rehavete yer yoktur. Türk yargısı; özgürlük, güvenlik dengesini gözeterek, yürüyüşünü sürdürecektir. Kuru ile yaşı, suçlu ile suçsuzu birbirinden ayıracak ve terörle mücadelemizi de hukuk içinde kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir. Buna milletçe inancımız tamdır. Devletin bekası, milletin varlığı, bireylerin hak ve menfaatleri yargı emanettir, yargının güvencesi altındadır. Yargının itibarı hepimizin itibarıdır. Hakim, savcı, avukat birbiriyle uyum içinde, adalet ortak paydasında buluşarak itibarı hep beraber yükseltecektir. Savunma, iddia ve yargılama makamları birbirini tamamlar. Bu makamlardan bir diğeri için değil, hepsi adalet için vardır. Bu bağlamda avukatlık mesleğini güçlendirmek, esasen onun temsil ettiği vatandaşı güçlendirmek, onun haklarını korumak da eş anlam taşımaktadır. Savunmayı, yargının kurucu unsuru, avukatları da yargı ve adalet hizmetlerinin vazgeçilmez bir parçası olarak görüyoruz. Bu nedenle avukatlık mesleğini ve savunmanın imkânlarını geliştirip güçlendirmeyi, adalet hizmetlerinin geliştirilmesi hedefinin bir parçası olarak sayıyoruz. Hangi görevi üstlenirse üstlensin, unutmamalıyız ki asıl olan millete hizmettir ve milletin hakimi değil milletin hadimidir. Eskilerin dediği gibi ‘mahkeme kadıya mülk değildir.’ Yargının Türk milletine taahhüdü olan ve HSK tarafından da bu yıl açıklanan Türk Yargı Etiği de esasen bunları söylüyor. Adalete hizmet yolunda avukatlara kanunda olmayan usulleri dayatmak, etik ilkelerle asla bağdaşmaz. Avukat hakları da bir imtiyaz değil, bir lütuf değil, adil yargının vazgeçilmez bir unsurudur. Yargının kurucu unsurları arasında gereksiz bir sürtüşmeden kimseye fayda gelmez, adalete de millete de bir fayda gelmez. Bu nedenle tüm taraflar olarak, vatandaşlarla olan her türlü diyalogda, yargılama sürecinde de Türk yargı etiği ilkelerine uyulmasını ve bu konuda milletimizi beklediği her türlü tutum ve davranışı hak ettiklerini ve bu konuda azami gayreti göstereceğinize inancımız tamdır.”

“Kadına karşı şiddetle en güçlü şekilde mücadelemizi sürdüreceğiz”

Vatandaşın yargıya güveninin artması için yargısal süreçlerin belli olması ve öngörülebilirliğin şart olduğunu ifade eden Gül, “Bu nedenle 1 Ocak 2019 tarihinde başlayan uygulama ile çok önemli adımlar atılmıştır. Bu süreçte, Türkiye’deki genel rakamlara bakıldığında, soruşturma evresinde hedef süreye uyulma oranı Türkiye genelinde yüzde 74, hukuk mahkemelerinde 82, ceza mahkemelerinde 84, idare mahkemelerinde 85, vergi mahkemelerinde yüzde 86 olarak gerçekleşmiştir. Van bölge adliye yargı çevresine baktığımızda, soruşturma aşamasında yüzde 63, hukuk mahkemelerinde yüzde 80, ceza 85, idare 87, vergi mahkemelerinde ise yüzde 65 olmuştur. Bu tablo yargının daha hızlı işleyişine verdiğimiz önemin yargı tarafından benimsendiğini, sahiplenildiğini göstermektedir. Sonuçta ülkemiz, milletimiz açısından fevkalade ümit vericidir ve bu gayretinizden dolayı milletimiz adına sizlere şükranlarımızı sunuyoruz. Çünkü mahkemelere gelip giden sadece bir dosya değil, o dosya ile beraber gelen insan hikayeleridir, ümittir, korkudur, heyecandır, bir mazlumun gözyaşının silinmesine yönelik bir bekleyiştir ve tüm bu dosyalar bu bekleyişle beraber sizin gözlerinize, sizin vicdanınıza dokunmaktadır ve bu bekleyiş en kısa sürede adil kararın verilmesi, tecelli etmesi beklentisidir. Özellikle adalet için kapınıza gelen herkesin derman bulduğu bir kapı olması, bu konudaki her türlü gayreti hep beraber sürdürmeyi bir borç bilerek çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özellikle kadınlar, çocuklar, yaşlılar başta olmak üzere adalet kapısına gelen tüm vatandaşlarımıza çok yakından muamele etmek, takip etmek, hassasiyet göstermek gerekmektedir. Özellikle son zamanlarda kadına şiddet vakalarına da bu açıdan bakarak, bu soruşturmalara daha yüksek bir özenle yaklaşılması ve bu zalimlere karşı en büyük hassasiyetin de yine yargı mensuplarımız tarafından gösterileceğine ve gösterilmeye devam edeceğine yönelik hiçbir şüphemiz bulunmamaktadır. Kadına karşı şiddetle en güçlü şekilde mücadelemizi sürdüreceğiz, bu soruna karşı, bu zorbalığa karşı tüm kurumlarla sürekli mücadelemizi el birliğiyle sürdürmek zorundayız” şeklinde konuştu.
Yorum Yazın