• Spor

Trabzonspor - Fenerbahçe yüksek gerilim hattı

Trabzonspor Fenerbahçe bu iki takımın adı beraber anılırken bile gerilim yükseliyor. Bu gerilimin mazisi çok eskiye dayansa bile zirve noktası çok uzak değil 2010- 2011 yılları arası.
Trabzonspor - Fenerbahçe yüksek gerilim hattı
Ozan Koltuk - Bir futbol müsabakasında daha fazla ne olabilir ki diyenleri her sene şaşırtan bir futbol hikayesi.

İLK MAÇ İLE BAŞLAYAN GERİLİM
Trabzonspor, 1. Futbol Ligi'ndeki ilk resmi maçını Fenerbahçe karşısında oynadı. Sarı lacivertli ekip, futbolcusu Ender Konca'nın attığı golle 1-0'lık galibiyete uzanmayı başardı. Ancak maç sırasında büyük olaylar çıktı, tribünlerden atılan bir cisimle Fenerbahçe’nin sağ beki Niyazi Gülseven, kafasından yaralandı.



STAT DIŞINDA GERGİNLİK

1977-1978 sezonu, ligin ilk devresinde Trabzon'da oynanan ve 0-0 biten karşılaşmanın ardından Fenerbahçeliler sahanın ortasında mahsur kaldı. Çünkü mandalina ve portakal yağıyordu tribünlerden... Trabzonsporluların öfkesi maçtan sonra da devam etti. Fenerbahçe otobüsü taşlandı. Bu iki kulüp arasındaki ilk otobüs taşlanma olayıydı.

SAHAYA İTFAİYE ÇAĞRILDI!

1978-1979 sezonu ligin 4. haftasında, stat yine Avni Aker... Maç 1-1 sona eriyordu ermesine ama, nasıl eriyordu bir bilseniz... Fenerbahçe'nin attığı golden sonra ortalık karıştı. Sahaya taş atıldı. Hatta silahlı bir kişi sahaya girmek isterken son anda engellendi. Anonslar sonuç vermeyince olayları yatıştırmak için sahaya 'itfaiye' dahi çağrıldı.

YILLAR ÖNCE YİNE KURŞUN SIKILMIŞTI

1984-1985 sezonu ligin en çekişmeli sezonlarından birinde F.Bahçe, 28. haftada Trabzon'a konuk oluyordu. Kanarya, 88. dakikada 1-1'lik beraberliği yakalayınca ortalık yine savaş alanına dönüyordu. Sıkça duran maç güçlükle tamamlanırken, Fenerbahçe takım otobüsü maç çıkışı taş yağmuruna tutuldu. Bir kurşun da otobüse isabet etti.

İNTİHAR ETTİREN ŞAMPİYONLUK

Fenerbahçe, Türkiye Futbol 1. Ligi'nin 32. haftasında Oğuz Çetin ve Aykut Kocaman'ın golleriyle Avni Aker'de 1-0'dan 2-1 galip gelerek liderliğe yükseliyordu. O gün Giresun'dan maçı izlemek için gelen Mehmet Dalman adlı Trabzonspor taraftarı, ertesi gün döndüğü köyünde kendini elma ağacına iple asarak intihar etti.

Kesin gözüyle görülen şampiyonluk. Küme düşmesi garantilenmiş Vanspor'un kalecisi Stingaciu'nun kalesinde devleşmesi, umutların son maça; Fenerbahçe maçına ertelenmesi.

Tarih 5 Mayıs 1996... Yer, Trabzonspor Avni Aker Stadı. Trabzonspor ile Fenerbahçe arasındaki şampiyonluk düellosu. İlk yarısını 20. dakikada Abdullah'ın attığı golle 1-0 önde tamamlıyor Trabzonspor.

Şampiyonluk bu sefer daha yakın... 13 yıllık özlem bitiyor;
Avni Aker Stadı karnaval alanı gibi. Beraberlik bile yetiyor çünkü. Mehmet Dalman, Hüsnü Civelek, Ali Küçük, Mümin Aydın, Trabzon şehri, Türkiye ve dünyadaki tüm Trabzonsporlular şampiyonluğuna hazır.

İkinci yarı önce Oğuz sonra Aykut'un golleri geldi. Avni Aker ve Trabzon şehri ölüm sessizliğine büründü.

7 Mayıs 1996 tarihli gazete manşetleri ve haberleri bu ölüm sessizliğinin acı bilançosunu açıklıyor ve Türkiye Trabzon'dan gelen iki intihar ve diğer ölüm haberleriyle sarsılıyor. Yüzlerce insan Trabzonspor – Fenerbahçe maçı neticesinin yaşattığı üzüntüyle kalp krizi geçirmiş ve birçoğu hayatını kaybetmiştir. Ve genç yaşta iki taraftarın bu acıya dayanamayarak intihar etmesi ülke gündemine oturmuştur.

Maç sonucu üzüntüye dayanamayan Trabzonlu 49 yaşındaki Ali Küçük, geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etti.

Giresun Görele'de Trabzonspor taraftarı 27 yaşındaki Mehmet Dalman, saat 09.00 sıralarında Kaba Mahallesi'ndeki evinin yanındaki fındık bahçesine giderek kendini astı. Ayrıca, Akçaabat'ta ilkokul öğrencisi 12 yaşındaki Hüsnü Civelek, babasının silahıyla intihar etti.

Şota'nın bir televizyon programında dediği gibi, ''Karadeniz tam kara olmuştu''. Ve o sezon yıllar sonra filmlere konu oldu.

MASADA ŞAMPİYON OLDUK

Ali Şen'in Trabzonspor'la F.Bahçe'nin yarıştığı 1995-96 yılındaki şampiyonluk yarışıyla ilgili "Masada şampiyon olduk" ve "Aygün'ü mumyaya çevirdim" itiraflarında bulunduğu Futbol Extra Dergisi'nin mayıs 2005 sayısında yer alan o röportajından bazı paragraflar:

SORU: Trabzonspor Başkanı Atay Aktuğ dedi ki;
"İki türlü şampiyon olursunuz. Bir; sahada güçlü takım kurarak, iki; F.Bahçe gibi masa başında..." Bu sözler hakkında ne düşünüyorsunuz?

ALİ ŞEN: Atay doğru söylüyor. Yönetici kulübü yönetirken yerde mi, şiltede mi oturacak? Tabii ki masada oturacak, masadan yönetecek. F.Bahçe tabii ki masa başında kazanıyor. Bakın şimdi, akıllı insan az akıllının hep sırtındadır. Hangi rejimde olursa olsun az akıllılar sürekli geriye kalır. Ben sürekli daha akıllı olduğumu söyledim. Gelelim 1995'te Trabzon'da oynanan o meşhur maça... Ben o gün futbolcularımın sahaya rahat çıkmalarını organize ettim. Ne demek bu? Şu demek: Maç öncesi Trabzon'da yer yerinden oynuyordu. Hani o bildiğimiz sembolik cenaze törenleri yapılıyor, ellerde tabutlar gezdiriliyor, "Ali Şen öldü. Allah rahmet eylesin" diye sloganlar atılıyordu. Tabii bu işin esprisi ve gırgırıydı. Ama futbolcular bu atmosferden olumsuz etkileniyordu. Ne yapmam lazımdı benim şimdi? O zaman sıkıyönetim de yok. İşte biz o gün Trabzon'a sıkıyönetim getirdik. Bir gecede 3 bin 500 jandarmanın kente gelmesini sağladık ve Trabzon'daki sıcaklığı aldık. Avni Aker Stadı'nın tribünlerinin taraftar - jandarma, taraftar - jandarma şeklinde dizilmesini temin ettik. Şimdi bütün bunlar akıl işidir, zekâ işidir. Bunlar masalarda alınan kararlardır. Biz 1995'te Trabzonspor'u önce masada yendik. Sonra futbolcular sahaya çıktı ve çerçeveye iki gol attılar. İşte benim anladığım masa başında kazanmak bu. Aziz Yıldırım'ın "Biz maçın sadece sahada kazanılmayacağını öğrendik" derken kastı nedir, sürekli açık konuşmayı seven biri olarak doğrusu anlayamadım. Ama ben Trabzon'da bunları yapmasaydım, futbolcularımın sahaya rahat çıkmalarını temin edemeseydim şampiyon olamazdık.

SORU: Trabzonspor maçı öncesi başına taş gelen futbolcunuz Aygün'ün sargılarla gazetelerde boy boy resimleri çıktı. Abartılı değil miydi?

ALİ ŞEN: Aygün'ün kafasına taş gelmişti, kan akıyordu. Doktora sordum "Durum nedir?" diye. "Efendim mühim bir şey değil" cevabını verdi. "Derhal kafasını sarın, Aygün mumyaya dönecek. Bir tek gözlerini göreceğim. Bu vaziyette otelin içinde bir tur atacak" talimatını verdim. Bizim doktor hâlâ "Efendim sargıya gerek yok" diyor. "Ya doktor, ne diyorsam onu yap" dedim. Ertesi günü bütün gazetelerde Aygün'ün bahsettiğiniz fotoğrafları vardı. Aygün otelde Tayfun'la aynı odada kalıyordu. Doktora bir talimat daha vererek Tayfun'u ayrı odaya aldırdım ve maç bitene kadar da odadan çıkartmadım. Hapis kaldı odada. Odanın anahtarı da doktorda. O zaman Başbakan olan Mesut Yılmaz, o gün Tekirdağ'daydı. Ben Trabzon'dan kıyameti koparıyorum; "Maçı oynamıyoruz, Trabzon'un şampiyonluğu hayırlı olsun" diye. Çünkü Ankara'nın emir vermesi halinde jandarmanın Trabzon'a geleceğini biliyorum. Benim niyetim de o. Neticede benim istediğim oldu. İşte akıl işi bu, masa başında kazanmak bu. Tabii bu işin bir yanı. Diğer tarafı da şöyle: 1976'da İbrahim İskeçe başkanlığındaki Futbol Federasyonu'nda Milli Takım sorumlusu, genel koordinatör ve basın sözcüsüydüm. O zamanlar Mustafa Denizli, Fatih Terim, Şenol Güneş Milli Takım'ın oyuncularıydı. Hepsini çok iyi tanıyordum. Şenol'un da huyunu, suyunu, duygularını gayet iyi biliyordum. Bu yüzden 1995'teki şampiyonluk maçından önce gazetelere ve televizyonlara "Şenol takımına hücum oynatacak. 1-0 önde de olsa fark arayacak. Benim tanıdığım Şenol böyle yapar. Ayrıca F.Bahçe'yi yenmeden kazanılacak bir şampiyonluk Trabzonspor'a yakışır mı?" diye beyanatlar verdim. Yani resmen ara gazı verip olayı provoke ettim. Çünkü Trabzonspor'a beraberlik yetiyordu. Aynen dediğim gibi oldu. İlk yarıyı 1-0 Trabzonspor galip bitirdi. Maçı tribünlerden izleyenler de, televizyon başındakiler de net bir şekilde gördü. Ne yapıyordu ikinci yarının başında Şenol; futbolcularına "İleri, ileri" diye hücum emri veriyordu. Sonuçta onlar hücum etti, biz kazandık. İşte bu da masa başı. Her şey akıl işi.



BARİÇ'E TAŞ ATILINCA ÇEKİLDİLER

1998-1999 sezonu Türkiye Kupası çeyrek finalinde 2-1’lik F.Bahçe galibiyeti ile biten maçın rövanşında Trabzon 1-0 öndeydi. Ama maçın 75. dakikasında Otto Bariç’e taş atıldı. O dönemki F.Bahçe Başkanı Ali Şen takımın çekilmesini istedi. Hakem, futbolcular gelmeyince maçı yarıda kesti. TFF, F.Bahçe’yi kupadan 1 yıl men etti. Trabzon’un 1 maç sahası kapandı.



KADIKÖY'DE YANLIŞ ALARM!

2009-2010 sezonu Trabzonspor, 57 puanla 5. sırada bitirdiği sezonun son haftasında Fenerbahçe'ye konuk oldu. Maç 1-1 sona erdi. Fenerbahçeli oyuncu ve taraftarlar, Bursa-Beşiktaş maçının 2-2 bittiği anons edilince sevinmeye başladı. Ancak maçı Bursaspor 2-1 kazanmıştı. Fenerbahçeliler, bu olay sonrası koltukları yaktı. Stat dışında da olay çıktı.

3 TEMMUZ SÜRECİ

2011 Türk futbolu şike davası, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerin yapmış olduğu 8 aylık teknik ve fiziki takip inceleme neticesinde 3 Temmuz 2011 tarihinde Türkiye'nin 15 şehrinde eş zamanlı olarak gerçekleştirdiği operasyonla birçok aktif yönetici ile futbolcunun gözaltına alınması sonucu başlayan dava.

Türk futbol tarihinin en büyük skandallarından birisidir. 2010-11 sezonunda Süper Lig ve 1. Lig'in bazı müsabakalarında şike yapıldığı ve teşvik primi verildiği iddiası üzerine başlatılmıştır.

3 Temmuz 2011 tarihinde yapılan operasyonla halkın haberdar olduğu bu büyük dava, Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz (FETÖ zanlısı) tarafından başlatılmıştır. Daha sonra dava Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Mehmet Berk'e devredilmiş ve bu savcı operasyonları başlatmıştır. İddianameyi yazdıktan sonra dava Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Ufuk Ermertcan'a teslim edilmiş ve Özel Yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılama sırasında bu savcı görev yapmıştır. Özel Yetkili Mahkemeler kapatıldığından ötürü, Yargıtay kararı sonrası İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılamada ise, Cumhuriyet Savcısı Abdullah Mirza Coşkun görev yapmıştır.

Savcı iddianameyi hazırlayana kadar soruşturmanın ilk evrelerinde 93 sanıktan 31'i tutuklanmış, daha sonra değişen yasa ve duruşmalar sonrasında tahliye edilmişlerdir. Şu anda bu davadan dolayı tutuklu sanık bulunmamaktadır.

Toplam 93 sanıklı dava, ilk olarak Özel Yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmüştür. 14 Şubat 2012 tarihindeki ilk duruşmayla başlayan dava, 2 Temmuz 2012 tarihindeki 23. duruşmada karara bağlanmıştır. Mahkeme Başkanı Hakim Mehmet Ekinci, Üyeler Hikmet Şen ve Bülent Kınay'dan oluşan Mahkeme Heyeti, sanıklara verdiği cezaları açıklamıştır. 93 sanıktan 48'i çeşitli cezalar alırken 45'i beraat etmiştir.

10 Ağustos 2012 tarihinde Özel Yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi, 682 sayfalık gerekçeli kararını açıklamıştır. Mahkemenin kararını önce savcı, arkasından da sanıklar temyiz etmiştir.

17 Ocak 2014 tarihinde Yargıtay 5. Ceza Dairesi kararını açıklamıştır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, kararların belli bir kısmını onamış, bir kısmını düşürmüş, bir kısım hükümleri de bozmuştur.

6 Mart 2014 tarihinde Cumhurbaşkanı tarafından onanarak yasalaşan "Özel Yetkili Mahkemelerin Kaldırılması" şeklindeki yeni yasa düzenlemesine göre Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından hükümleri bozulan sanıklar, haklarında yapılacak yeniden yargılamada özel yetkili mahkemelerde değil, ağır ceza mahkemelerinde yargılanmıştır. 2 Mayıs 2014 tarihinde ise HSYK tarafından verilen karara göre dava, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmüştür.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay tarafından cezası bozulan 31 sanık ve yeniden yargılanmasına karar verilen 6 sanığın dosyalarını birleştirerek toplam 37 sanığı davada tekrar yargılamıştır. Mahkeme Başkanlığı'nı Hakim Ahmet Civelek'in yaptığı Mahkeme Heyeti 13 Ocak 2015'te başlayan davayı, 9 Ekim 2015 tarihindeki 6. duruşmayla sonlandırmıştır. Mahkeme, yargılanan tüm sanıkların beraatine ve kapatılmış olan Özel Yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından cezalandırılmış sanıkların ceza hükümlerinin bozulmasına karar vermiştir.

Karara yapılan itiraz sonucunda dosya Yargıtay'a taşınmıştır. 27 Mart 2017 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı "Beraat kararlarının onaylanması ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği kararın onanması" yönünde tebliğ yaparak dosyayı davanın görüşüldüğü Yargıtay 5. Ceza Dairesi'ne göndermiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, temyiz incelemesini halen sürdürmektedir.

19 Nisan 2016 tarihinde 28 ilde başlatılan operasyonla, şike adı altında spor kulüplerine kumpas olayına adı karışan çok sayıda gazeteci, avukat ve dönemin bazı emniyet teşkilatı üyeleri göz altına alınmaya başlandı. İlerleyen süreçte, 3 Temmuz 2011'de yapılan operasyonla başlayan şike davasının kumpas olduğu iddiasına dair dava başlatıldı. Davanın ilk duruşması 20 Şubat 2017 tarihinde yapılmış olup, dava halen sürmektedir.

Sportif Tarafı

3 Temmuz 2011 tarihinde yapılan operasyonla davanın duyulması ülkede tam bir şok etkisi yaratırken dönemin Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, süreci yakından takip ettiklerini ve bu davanın sportif yargılamasını yapacaklarını açıkladı. 6 Temmuz 2011 tarihinde savcılıkla görüşen Mehmet Ali Aydınlar, "Durum vahim gözüküyor." açıklamasını yaptı. Aynı günün akşamı İstanbul Emniyet Müdürlüğü soruşturmayla ilgili bir basın açıklaması yayınladı. Açıklamada 2010-11 sezonunda Süper Lig ve 1. Lig'de oynanan toplam 19 maçta şike ve teşvik primi faaliyetlerinin gerçekleştirildiğinin tespit edildiği ve delillendirildiği bildirildi.

Süreç ilerledikçe tutuklamalar arttı. Çok fazla sayıda spekülasyon yapılmakla birlikte, pek çok spor kulübü çeşitli açıklamalarda bulundu. Fenerbahçe taraftarı, 10 Temmuz 2011 tarihinde Bağdat Caddesi'nde yaklaşık 400 bin kişiyle yürüyüş yaptı ve Polisle karşı karşıya geldi. TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, 11 Temmuz 2011 tarihinde "Süper Lig, planlandığı gibi 5 Ağustos'ta başlayacaktır." açıklamasını yaptı. Bu açıklamanın üzerine Galatasaray SK, "Bu ateş üfleyerek sönmez, çözüm zamana yayılamaz" başlıklı sert bir açıklama yayınlayarak, TFF'nin derhal karar alması gerektiğini açıkladı. Ancak kulüplerin baskıları, UEFA ile temaslar, davanın ülkede yarattığı büyük sansasyon ve TFF'nin henüz bir karar alamaması sebebiyle Türkiye Futbol Federasyonu, 25 Temmuz 2011 tarihinde Süper Lig'in 9 Eylül 2011 tarihinde başlamasına ve Fenerbahçe ve Beşiktaş arasında oynanması gereken Süper Kupa maçının iptal edilmesine karar verdi. Ülkede tam bir kaos hakimken Türk futbolunun içinde bulunduğu bu kaostan nasıl çıkacağı çok belirsizleşmişti.

15 Ağustos 2011 tarihinde TFF'nin şike davası ile ilgili ilk kararı şu şekildeydi:
"Soruşturmada şu an için gizlilik kararı olduğundan dolayı soruşturmayı yürüten savcı TFF'ye hiçbir belge ve bilgi vermemiştir. TFF hiçbir belge ve bilgi göremediğinden soruşturma başlatamamaktadır ve de savunma alamamaktadır. Savunma alınmadan ceza verilemez. Bu nedenle TFF dosyadaki gizlilik kararının kalkmasını bekleyecektir. Dosyadaki gizlilik kararı savcının iddianamesinin mahkemece kabulünden sonra kalkacağından TFF iddianamenin kabulünü bekleyecektir."

TFF, iddianame kabul olduktan sonra adı geçen kişiler ile kulüplerden savunma alınacağını ve kendi disiplin yargılamasını yapacağını kamuoyuna açıkladı. Buna rağmen soruşturmada adı geçen belli başlı kişileri PFDK'ya sevk ettiğini de duyurdu. Galatasaray ve Trabzonspor kulüpleri başta olmak üzere birkaç spor kulübü kararı protesto eden açıklamalar yaptılar.

Bu sırada soruşturmanın tam merkezinde bulunan, hakkında çok büyük şike ve teşvik suçlaması bulunan, başkanı ve pek çok kıdemli yöneticisi tutuklu bulunan Fenerbahçe, 2011-12 UEFA Şampiyonlar Ligi gruplarına katılmak üzereydi. UEFA, 25 Ağustos 2011 tarihinde yapılacak bu kura çekimine Fenerbahçe'nin katılmasını istemiyordu. UEFA, 22 Ağustos 2011 tarihinde dönemin UEFA Baş Hukuk Müşaviri Pierre Cornu'yu İstanbul'a göndererek süreç hakkında rapor istedi. Pierre Cornu, TFF yöneticileri ile yemek yedi, soruşturmayı yürüten savcı ile bir görüşme yaptı ve UEFA'ya bir rapor sundu. Bu raporda Fenerbahçe'nin kuvvetli suç şüphesine sahip olduğu, kulübün başkanının şike suçlamasıyla tutuklu olduğu ve Fenerbahçe'nin bu sezon UEFA Şampiyonlar Ligi'ne katılmasının mümkün olmayacağı yazmaktaydı. Bu rapor üzerine 23 Ağustos 2011 tarihinde UEFA, Fenerbahçe'nin turnuvadan çekilmesini, eğer kulüp bunu kabul etmezse TFF'nin kulübü şampiyonaya göndermemesini istediğini bir mektup ile TFF'ye iletti. Eğer bu iki yoldan birisi yapılmaz ve Fenerbahçe, UEFA Şampiyonlar Ligi kuralarına gönderilirse UEFA tarafından Türkiye Futbol Federasyonu hakkında soruşturma başlatılabileceği bilgisi mektupta belirtildi. TFF, durumu hemen Fenerbahçe'ye bildirmesine karşın, Fenerbahçe kuraya 2 gün kalmışken böylesine önemli bir konuda bu kadar kısıtlı sürede karar alamayacağını, TFF'nin 15 Ağustos 2011'deki kararlarına uygun davranacağını ve UEFA Şampiyonlar Ligi'ne katılacağını TFF'ye belirtti. TFF, bunun üzerine UEFA'nın açabileceği soruşturmayı göz önünde bulundurarak UEFA'nın önerdiği 2. şıkkı yerine getirmiş ve Fenerbahçe'yi 2011-12 UEFA Şampiyonlar Ligi gruplarına katılmaktan men etmiştir.

Bu karar üzerine derhal toplanan UEFA Acil Durum Heyeti, (UEFA Başkanı ve 4 Yönetim Kurulu Üyesinden oluşmaktadır) kura çekiminden çıkarılan Fenerbahçe yerine 2010-11 Süper Ligi 2. bitiren Trabzonspor'u 2011-12 UEFA Şampiyonlar Ligi grup kurasına dahil etti. Turnuvaya, bir Türk takımının yerine, başka bir Türk takımını alarak katılım parasının Türkiye'ye gitmesini istediklerini ve Türkiye'ye iyilik yaptıklarını belirten UEFA, bu hızlı ve cesur kararı için TFF'ye teşekkür ederken, TFF'nin yozlaşmaya ve şikeye karşı dik durduğunu savundu.

Bu karar için önce TFF Tahkim Kurulu'na itirazda bulunan Fenerbahçe'nin itirazı reddedildi. Daha sonra Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi'ne (CAS) bir başvuru yapan Fenerbahçe, turnuvaya yeniden katılma talebini iletti. Bu talep kuralar çekildiği, UEFA Şampiyonlar Ligi'nin kurallarına ve prestijine zarar vereceği gerekçesiyle CAS tarafından reddedildi. Fenerbahçe bunun üzerine hem UEFA'ya hem de TFF'ye karşı CAS nezdinde 45 milyon euroluk bir tazminat davası açtı. 18 Haziran 2012 tarihinde görüleceği açıklanan bu dava, daha sonra Fenerbahçe'nin bu davadan feragat etmesiyle düştü.

Öte yandan soruşturmayı yürüten Savcı Mehmet Berk iddianamesini hazırladı ve mahkemeye sundu. 9 Aralık 2011 tarihinde Özel Yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kabul ettiği bu iddianameden sonra dava resmen başladı, gizlilik kararı da kalktı. TFF, en kısa sürede adaletli, infial yaratmayacak, kamuoyu vicdanını tatmin eden ve uluslararası normlara uygun kararlar almak istediğini duyurdu. Bu bağlamda TFF, konu ile ilgili 26 Ocak 2012 tarihinde bir kongre yapılmasına ve tüm Genel Kurul Üyeleri'nin konuya dair görüşlerinin alınmasına karar verdi. TFF, bu Olağanüstü Genel Kurul kararı ve dosyanın akıbeti hakkında UEFA ile fikir alışverişinde bulunmak için randevu talep etti. 19 Ocak 2012 tarihinde dönemin TFF yetkilileri, Başkan Mehmet Ali Aydınlar'ın da katıldığı bir toplantıda UEFA yetkilileri ile görüştü.

26 Ocak 2012 tarihinde Türkiye Futbol Federasyonu Olağanüstü Genel Kurulu yapıldı. Kongrede "Haklarında şike ve teşvik primi iddiası bulunan kulüplere uygulanması muhtemel yaptırımların değiştirilip değiştirilmemesi" şeklinde bir oylama yapıldı. Yapılan oylama sonucunda, haklarında şike ve teşvik primi iddiası bulunan kulüplere uygulanması muhtemel yaptırımların, bir kereye mahsus olarak değiştirilmesi kabul edilmedi. Bu kongre sonrası istifa edeceğini ima eden bir konuşma yapan Mehmet Ali Aydınlar, çeşitli baskılar ve kulüplerin istekleri yüzünden kongreden birkaç gün sonra 2 TFF yöneticisi ile birlikte istifa etti.

Bunun üzerine TFF tüzüğü gereği olağanüstü kongreye gidildi ve Beşiktaş Başkanlığından istifa edip aday olan Yıldırım Demirören TFF Başkanı seçildi. TFF kurullarını tamamen değiştiren Yıldırım Demirören, derhal soruşturmasını başlattı. Belgeler ve bilgiler TFF Etik Kurulu'na gönderildi, TFF Etik Kurulu mütalaasını sundu.

Türkiye Futbol Federasyonu, 30 Nisan 2012 tarihinde "Futbol Disiplin ve Müsabaka Talimatlarında" değişiklik yaptı. TFF Yönetim Kurulu, Futbol Disiplin Talimatının "Müsabaka sonucunu etkileme" maddesinde çeşitli değişiklikler yaparken aynı zamanda "Yaptırımın Ertelenmesi" adlı bir maddeyi de yürürlüğe koydu. Ardından davada adı geçen tüm kişi ve kulüpleri Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu'ya sevk ettiğini, UEFA'nın istediği şekilde dosyayı tamamen disiplin kuruluna gönderdiğini açıkladı. Bu kararlar kamuoyunda TFF karşıtı ciddi tepkilere yol açtı. Galatasaray, TFF yönetimini "Şikeyi örtbas etmek" sebebiyle istifaya davet etti. Binlerce Galatasaray taraftarı Taksim'de protesto yürüyüşü yaptı. Kararın açıklandığı günün akşamı eski futbolcu ve hakem Erman Toroğlu bir televizyon programında cacık yapmış ve "Türk futbolunun hali budur, bir cacık olmaz" diyerek TFF yönetimini protesto etmiştir. Aynı eylemi Bursaspor taraftarları bir lig maçından önce stadyum önünde cacık dağıtarak gerçekleştirmiştir.

Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, 6 Mayıs 2012 tarihinde Süper Lig dosyası hakkındaki kararlarını açıkladı. "Müsabaka Sonucunu Etkileme" suçlamasıyla sevk olunan 16 Süper Lig kulübüne hiçbir ceza vermeyen PFDK, aynı nedenle sevk edilen 55 kişiden 45'ini suçsuz buldu. 2'si futbolcu 10 kişiye ise hak mahrumiyetleri ve müsabakalardan men cezaları verdi. Ceza alan kişiler itiraz ettiler, dosya TFF Tahkim Kurulu'na taşındı.

TFF Tahkim Kurulu, 4 Haziran 2012 tarihinde dosyayı karara bağladı. 7 kişinin cezalarını onayan Kurul, hak mahrumiyeti alan bir kişinin cezasını müsabakalardan men olarak düzeltti. Diğer cezaları ise belirli oranlarda azalttı.

Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, 20 Haziran 2012 tarihinde de 1. Lig dosyasıyla ilgili kararları açıkladı. Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, gene sevk olunan 1 kulübü akladı. Sevk edilmiş 8 kişi arasından ceza alan 3 kişi vardı. Bu kişilerin itirazı sonucu TFF Tahkim Kurulu, 19 Temmuz 2012 tarihinde bu dosyayı da karara bağladı. Kurul, 1 kişinin cezasını kaldırdı, diğer 2 kişinin cezasını onadı.

Böylece sonuç olarak 3 Temmuz 2011 tarihinde patlak veren şike skandalı ile ilgili Türkiye Futbol Federasyonu tarafından yapılan sportif yargılamanın neticesinde verilen tüm sportif cezalar şu şekildedir:

Süper Lig Kararları

Mehmet Şekip Mosturoğlu - 1 yıl hak mahrumiyeti (Cezası bitti)
İlhan Yüksel Ekşioğlu - 3 yıl hak mahrumiyeti (Cezası bitti)
Cemil Turhan - 1 yıl hak mahrumiyeti (Cezası bitti)
İbrahim Akın - 2 yıl müsabakalardan men (Cezası bitti)
Ahmet Çelebi - 2 yıl hak mahrumiyeti (Cezası bitti)
Ümit Karan - 2 yıl müsabakalardan men (Cezası bitti)
Serdar Kulbilge - 3 maç müsabakalardan men* (Cezası bitti)
Cengiz Demirel - 1 yıl hak mahrumiyeti (Cezası bitti)
Yavuz Ağırgöl - 1 yıl hak mahrumiyeti (Cezası bitti)
Mehmet Şen - 1 yıl hak mahrumiyeti (Cezası bitti)

TFF 1.Lig Kararları

Ömer Ülkü - 1 yıl hak mahrumiyeti (Cezası bitti)
Serdar Berkin - 1 yıl hak mahrumiyeti (Cezası bitti)

NOT: Aktif futbolcu Serdar Kulbilge'ye PFDK tarafından "Müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs" gerekçesiyle 2 yıl müsabakalardan men cezası verildi. TFF Tahkim Kurulu bu cezayı kaldırdı ve bunun yerine "Sportmenliğe aykırı hareket" gerekçesiyle 3 maç ceza verdi.

"Müsabaka Sonucunu Etkileme" Suçlamasıyla PFDK'ya Sevk Edilen Kulüpler

Beşiktaş - (2 maçtan sevk edildi, ceza almadı)
Bucaspor - (3 maçtan sevk edildi, ceza almadı)
Bursaspor - (1 maçtan sevk edildi, ceza almadı)
Eskişehirspor - (2 maçtan sevk edildi, ceza almadı)
Fenerbahçe - (19 maçtan sevk edildi, ceza almadı)
Galatasaray - (2 maçtan sevk edildi, ceza almadı)
Gençlerbirliği - (2 maçtan sevk edildi, ceza almadı)
Giresunspor - (5 maçtan sevk edildi, ceza almadı)
İstanbul Büyükşehir Belediyespor - (4 maçtan sevk edildi, ceza almadı)
Kardemir Karabükspor -(2 maçtan sevk edildi, ceza almadı)
Kasımpaşa - (1 maçtan sevk edildi, ceza almadı)
Kayserispor - (1 maçtan sevk edildi, ceza almadı)
Konyaspor - (1 maçtan sevk edildi, ceza almadı)
Manisaspor -(1 maçtan sevk edildi, ceza almadı)
MKE Ankaragücü - (1 maçtan sevk edildi, ceza almadı)
Sivasspor - (1 maçtan sevk edildi, ceza almadı)
Trabzonspor - (7 maçtan sevk edildi, ceza almadı)

PFDK'ya "Müsabaka sonucunu etkileme" sebebiyle sevk olmuş 17 kulübe hiçbir ceza verilmedi. Aynı sebeple sevk edilmiş 63 kişiden 12'si ceza alırken, 51 kişi suçsuz bulundu.

Kararlara Yönelik İtirazlar

Trabzonspor, 2010-11 Süper Lig şampiyonluk unvanının ve kupasının Fenerbahçe'den alınarak, kendi lehlerine tescilini istedi. TFF'nin aldığı bu kararlar üzerine "Yargılamanın yeniden yapılması" başvurusunda bulundu. Ancak bu başvuru TFF Tahkim Kurulu tarafından reddedildi.

Trabzonspor, TFF'ye "2010-11 sezonunda oynanan 12 maçın tescilinin iptali" talebiyle başvuru yaptı. Bu başvurusu önce TFF Yönetim Kurulu daha sonra TFF Tahkim Kurulu tarafından reddedildi.

Trabzonspor bunun üzerine "2010-11 sezonunun tamamının tescilinin iptali" talebiyle başvuru yaptı. Ancak bu başvurusu da önce TFF Yönetim Kurulu daha sonra TFF Tahkim Kurulu tarafından reddedildi.

Trabzonspor, 4 Ekim 2012 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin adil yargılanma ve mülkiyet haklarıyla ilgili maddelerinin ihlal edildiği" şikayetiyle başvuruda bulundu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 15 Kasım 2012 tarihinde bu başvuruyu "kabul edilebilirlik şartlarını yerine getirmediği" gerekçesiyle reddetti.

Trabzonspor, Mayıs 2014'te UEFA'ya başvuruda bulundu. Ancak bu başvurusu önce UEFA Kontrol, Etik ve Disiplin Kurulu daha sonra da UEFA Temyiz Kurulu tarafından reddedildi. Böylelikle UEFA'da itiraz edebileceği başka bir kurum kalmayan Trabzonspor Kulübü, davayı önce CAS nezdinde, eğer buradan sonuç alamazsa FIFA nezdinde takip edeceğini ve gerekli girişimleri yapacağını açıkladı. 16 Ocak 2016 tarihinde de UEFA, TFF ve Fenerbahçe'ye karşı CAS nezdinde dava açan Trabzonspor'un başvurusu 27 Mart 2017 tarihinde CAS tarafından reddedildi.

UEFA, CAS ve İFM Yargılamaları

UEFA, 24-25 Mayıs 2013 tarihinde Londra'da gerçekleştirdiği kongresinde "Irkçılık ve şikeye karşı sıfır tolerans" prensibi çerçevesinde çok ciddi kararlar aldı. Bu tür eylemlerde geriye dönük zaman aşımını kaldıran UEFA, eğer yerel federasyon bu olaylara kamu vicdanını tatmin edici cezalar vermezse kendi soruşturmasını başlatabileceğini açıkladı.

Nitekim Türkiye'deki şike davası için TFF'nin yaptığı sportif yargılama neticesinde çıkan kararları tatmin edici bulmayan UEFA, şike davasında adı geçen birçok takımı yargılamış ve bu kulüplere cezalar vermiştir.

2012 Yılı Fenerbahçe Dosyası

Fenerbahçe, 2011-12 Süper Lig'i 2. sırada bitirdi ve 2012-13 UEFA Şampiyonlar Ligi ön elemelerine katılma hakkı kazandı. Kamuoyu, Fenerbahçe'nin UEFA tarafından yürütülen soruşturmada ceza almasını bekliyordu.

UEFA Kontrol, Etik ve Disiplin Kurulu, 22 Haziran 2012 tarihinde Fenerbahçe'nin UEFA turnuvalarına katılabileceğini açıkladı. TFF Tahkim Kurulu'nun gerekçeli kararının dosyaya bakan UEFA disiplin müfettişi ve disiplin kurulu tarafından yeterince incelenmediğini belirten UEFA Kontrol, Etik ve Disiplin Kurulu, Fenerbahçe SK ve UEFA disiplin müfettişinin dava hakkında ek dosya sunabilmesinin uygunluğuna ve son kararın UEFA Kontrol, Etik ve Disiplin Kurulu'nda olması kaydıyla Fenerbahçe'nin UEFA turnuvalarına katılabileceğine karar verdi.

2013 Yılı Fenerbahçe ve Beşiktaş Dosyaları

UEFA, 10 Haziran 2013 tarihinde Fenerbahçe ve Beşiktaş kulüpleri hakkında "Doğrudan veya dolaylı olarak maç sonucuna etki etmek" suçlamasıyla disiplin soruşturması başlattı ve bu kulüpleri UEFA Kontrol, Etik ve Disiplin Kurulu'na sevk etti. Ayrıca Fenerbahçe kulübünün başkanı Aziz Yıldırım, yöneticileri Mehmet Şekip Mosturoğlu, İlhan Yüksel Ekşioğlu, eski asbaşkanı Ali Yıldırım ve kulüp çalışanı Cemil Turhan ile Beşiktaş kulübünün eski asbaşkanı Serdal Adalı ve eski teknik direktörü Tayfur Havutçu hak mahrumiyeti cezası alma talebiyle aynı suçlamaya dayanarak disiplin müfettişi tarafından kurula sevk edildiler.

UEFA Kontrol, Etik ve Disiplin Kurulu, 25 Haziran 2013 tarihinde Fenerbahçe'yi katılım hakkı elde ettiği 3 sezon (3. sezonu 5 yıllık deneme süresine tabi tutularak ertelenmiş), Beşiktaş'ı katılım hakkı elde ettiği 1 sezon UEFA turnuvalarından men etti. Fenerbahçe ve Beşiktaş kulüplerinden toplamda 7 kişi hak mahrumiyeti cezası alma talebiyle sevk edilmesine karşın kurul, bu kişiler hakkında karar vermemiş ve disiplin müfettişinden ek rapor istemiştir.

Kulüplerin yaptığı itiraz sonucunda dosya UEFA Temyiz Kurulu'na taşındı. UEFA Temyiz Kurulu, 15 Temmuz 2013 tarihinde Fenerbahçe'nin cezasını 2 sezona düşürdü, Beşiktaş'ın 1 sezonluk cezasını onadı.

UEFA soruşturması sonucunda Fenerbahçe katılım hakkı elde ettiği 2 sezon, Beşiktaş katılım hakkı elde ettiği 1 sezon UEFA turnuvalarından men edildi. İki kulüpte UEFA Temyiz Kurulu'nun verdiği bu cezalara karşı Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi'ne (CAS) başvurdu.

CAS, 18 Temmuz 2013 tarihinde UEFA'nın verdiği kararın yürütmesini durdurdu ve her iki takımın da CAS'taki yargılama bitene kadar turnuvalarda oynamasına karar verdi. 2 kulüp ve UEFA'nın karşılıklı anlaşmaları sonucu hızlandırılmış yargılama yapan CAS, 28 Ağustos 2013 tarihinde Fenerbahçe'nin, 30 Ağustos 2013 tarihinde de Beşiktaş'ın davalarını karara bağladı. CAS, her iki kulübün de itirazlarını reddetti ve UEFA Temyiz Kurulu'nun verdiği cezaları onadı.

Bu doğrultuda Fenerbahçe ve Beşiktaş takımları katılım hakkı elde ettikleri 2013-14 UEFA Avrupa Ligi gruplarından ihraç edildiler. Fenerbahçe'nin yerine UEFA'nın kurayla belirlediği APOEL takımı ve Beşiktaş'ın yerine Play-Off turunda elemiş olduğu Tromsø IL takımı gruplara alındı.

Fenerbahçe SK, 27 Mayıs 2014 tarihinde İsviçre Federal Mahkemesine "CAS'ın verdiği kararın iptali ve yürütmenin durdurulması" talebiyle dava açtı. İsviçre Federal Mahkemesi, 24 Temmuz 2014 tarihinde Fenerbahçe SK'nün yürütmeyi durdurma talebini UEFA'nın Fenerbahçe Spor Kulübü'nün davayı kazanması halinde her türlü tazminatı ödemeye hazır olduğuna dair beyanı kapsamında, bu aşamada ileride telafisi imkânsız zararların oluşmadığı gerekçesiyle reddetti. 16 Ekim 2014 tarihinde ise Fenerbahçe SK'nün itirazını reddederek davayı sonlandırdı.

2014 Yılı Eskişehirspor ve Sivasspor Dosyaları

UEFA, 21 Mayıs 2014 tarihinde Eskişehirspor ve Sivasspor kulüpleri hakkında "Doğrudan veya dolaylı olarak maç sonucuna etki etmek" suçlamasıyla disiplin soruşturması başlattı. Dosyanın aciliyeti sebebiyle kulüpler direkt olarak UEFA Temyiz Kurulu'na sevk edildi.

UEFA Temyiz Kurulu, 6 Haziran 2014 tarihinde Eskişehirspor ve Sivasspor'u katılım hakkı elde ettiği 1 sezon UEFA turnuvalarından men etti. İki kulüpte UEFA Temyiz Kurulu'nun verdiği bu cezalara karşı Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi'ne (CAS) başvurdu.

CAS, 7 Temmuz 2014 tarihinde iki kulübün davalarını karara bağladı. CAS, her iki kulübün de itirazlarını reddetti ve UEFA Temyiz Kurulu'nun verdiği cezaları onadı.

2014 Yılı TFF, Fenerbahçe ve Trabzonspor Dosyaları

UEFA, 9 Mayıs 2014 tarihinde Trabzonspor'un şikayeti doğrultusunda Türkiye Futbol Federasyonu ve Fenerbahçe hakkında, 18 Haziran 2014 tarihinde de Fenerbahçe'nin şikayeti doğrultusunda Trabzonspor kulübü hakkında disiplin soruşturması başlattı. 2 kulüp ve Türkiye Futbol Federasyonu, UEFA Kontrol, Etik ve Disiplin Kurulu'na sevk edildi.

UEFA Kontrol, Etik ve Disiplin Kurulu, 15 Aralık 2014 tarihinde Trabzonspor'un şikayetini reddetti ve Türkiye Futbol Federasyonu ile Fenerbahçe'ye yaptırım uygulamadı. Fenerbahçe'nin de şikayetini değerlendiren kurul, Trabzonspor'a UEFA kulüp müsabakaları için kabul edilme kriterleri formunu usulüne uygun doldurmaması nedeniyle 10 bin Euro para cezası verdi. Ancak bunun yanında ekstra bir yaptırım uygulamadı.

Trabzonspor ve Fenerbahçe'nin itirazıyla dosya UEFA Temyiz Kurulu'na taşındı. UEFA Temyiz Kurulu, 18 Eylül 2015 tarihinde Trabzonspor ve Fenerbahçe'nin itirazını reddetti ve UEFA Kontrol, Etik ve Disiplin Kurulu'nun kararını onadı.

Böylelikle UEFA, soruşturma sonucunda Trabzonspor, Fenerbahçe ve Türkiye Futbol Federasyonu'na bir yaptırım uygulamadı.

Trabzonspor ve Fenerbahçe, UEFA Temyiz Kurulu'nun verdiği bu karara karşı Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi'ne (CAS) başvurdu. CAS, 27 Mart 2017 tarihinde Trabzonspor'un, 14 Nisan 2017 tarihinde de Fenerbahçe'nin başvurusunu reddetti ve davaları sonlandırdı.

2015 Yılı İstanbul Başakşehir Dosyası

UEFA, 12 Haziran 2015 tarihinde İstanbul Başakşehir FK kulübü hakkında "Doğrudan veya dolaylı olarak maç sonucuna etki etmek" suçlamasıyla disiplin soruşturması başlattı. Dosyanın aciliyeti sebebiyle kulüp direkt olarak UEFA Temyiz Kurulu'na sevk edildi.

UEFA Temyiz Kurulu, 18 Haziran 2015 tarihinde İstanbul Başakşehir FK'in UEFA turnuvalarına katılmaya uygun olduğunu ve yaptırım uygulanmasına gerek olmadığına karar verdi.

Adli Tarafı

Özel Yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi, 93 sanığın yargılandığı şike davasını 2 Temmuz 2012 tarihindeki, 23. duruşmayla sonlandırmıştır. Mahkeme 48 kişiye şike, teşvik primi ve örgüt suçlarından çeşitli cezalar verirken 45 sanık beraat etmiştir.

17 Ocak 2014 tarihinde Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarihinde kararını açıklamıştır. Hükümlerin büyük bir kısmını onayan daire, 1 sanığın ölümü nedeniyle bu sanık hakkında düşme kararı vermiştir.

6 Mart 2014 tarihinde Cumhurbaşkanı tarafından onanarak yasalaşan "Özel Yetkili Mahkemelerin Kaldırılması" şeklindeki yeni yasa düzenlemesine göre Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından hükümleri bozulan sanıklar, haklarında yapılacak yeniden yargılamada özel yetkili mahkemelerde değil, ağır ceza mahkemelerinde yargılanmıştır. 2 Mayıs 2014 tarihinde ise HSYK tarafından verilen karara göre dava, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmüştür.

Yargıtay tarafından onanıp kesinleşen cezaların infazı için dava dosyası İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. Cezası onanan 6 sanık mahkemeye "infazın durdurulması ve yeniden yargılama yapılması" talebiyle itiraz etmiş, mahkeme de bu itirazlar hakkında mütalaa vermesi için dava savcısı Abdullah Mirza Coşkun'u görevlendirmiştir. Savcı, 7 Haziran 2014 tarihinde verdiği mütalaada sanıkların itirazlarının kabulünü, infazın durdurulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını istemiştir.

23 Haziran 2014 tarihinde İstanbul 13 Ağır Ceza Mahkemesi, itirazda bulunan 6 sanığın itirazını haklı bulmuş ve infazı durdurarak bu sanıklar hakkında yeniden yargılamaya hükmetmiştir. 13 Ocak 2015 tarihindeki duruşmada bu 6 sanık ve Yargıtay tarafından cezası bozulup, yeniden yargılanan sanıkların dosyaları birleştirilmiş ve 37 sanığın yeniden yargılanmasına başlanmıştır.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay tarafından cezası bozulan 31 sanık ve yeniden yargılanmasına karar verilen 6 sanığın dosyalarını birleştirerek toplam 37 sanığı davada tekrar yargılamıştır. Mahkeme başkanlığını hakim Ahmet Civelek'in yaptığı mahkeme heyeti 13 Ocak 2015'te başlayan davayı, 9 Ekim 2015 tarihindeki 6. duruşmayla sonlandırmıştır. Mahkeme, yargılanan tüm sanıkların beraatine ve kapatılmış olan Özel Yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından cezalandırılmış sanıkların ceza hükümlerinin bozulmasına karar vermiştir.

İlk yargılamada verilen bazı cezalar

Aziz Yıldırım, şike ve teşvik primi 3 yıl 9 ay hapis, örgüt kurmak 2 yıl 6 ay hapis ve 1 milyon 312 bin TL para cezası (Beraat etti)

Bülent Uygun, teşvik primi 11 ay hapis

Bülent İşçen şike ve teşvik primi 2 yıl 4 ay hapis

Ali Kıratlı şike 1 yıl 10 ay hapis

Gökçek Vederson teşvik primi 5 ay hapis

Ali Yıldırım 1 yıl 1 ay hapis

İbrahim Akın, teşvik primi 1 yıl 6 ay

İlhan Ekşioğlu, şike ve teşvik primi 3 yıl 1 ay hapis, 900 bin lira adli para

Mecnun Otyakmaz örgüt üyeliği, 10 ay hapis, Sivasspor-Fenerbahçe maçı şike eylemi 1 yıl 6 ay hapis

Şekip Mosturoğlu, örgüt üyeliği 1 yıl 3 ay ertelemeli hapis, şike ve teşvik primi 1 yıl 10 ay hapis

Mehmet Yıldız 1 yıl 3 ay hapis

Sami Dinç 1 yıl 14 ay hapis

Samet Güzel 2 yıl 2 ay hapis

Serdal Adalı 1 yıl 3 ay hapis

Tamer Yelkovan 1 yıl 3 ay hapis

Ümit Karan 7 ay hapis

Yavuz Ağırgöl şike 1 yıl 8 ay ertelemeli hapis

Yusuf Turanlı örgüt üyeliği ertelemeli 1 yıl 3 ay, şike 1 yıl 18 ay hapis

Tayfur Havutçu 1 yıl 3 ay hapis

I. Dalgada Tutuklananlar

Operasyon kapsamında tutuklanan isimler şöyle:
Aziz Yıldırım - Fenerbahçe Başkanı
Şekip Mosturoğlu - Fenerbahçe Asbaşkanı
Mecnun Otyakmaz - Sivasspor Başkanı
İlhan Ekşioğlu - Fenerbahçe Asbaşkanı
Cemil Turan - Fenerbahçe Sportif Koordinatör
Tamer Yelkovan - Fenerbahçe Finansal Direktörü
Mehmet Yenice - Fenerbahçe Masörü
Ahmet Çelebi - Sivasspor Yöneticisi
Korcan Çelikay - Sivasspor Kalecisi
Bülent Uygun - Eskişehirspor Teknik Direktörü
Ümit Karan - Eskişehirspor Sportif Direktörü
Ömer Ülkü - Giresunspor Başkanı
Olgun Peker - Giresunspor Eski Başkanı
Coşkun Çalık - Giresunspor Yöneticisi
Abdullah Eker - Giresunspor Taraftarı
Selim Kımıl - Giresunspor
Hakan Karaahmet - Giresunspor Eski Yöneticisi
Abdullah Karakuş - Giresunspor Eski Yöneticisi
Abdurrahman Yakut - Diyarbakırspor Başkanı
Haldun Şenman - TFF Eski Yetkilisi
Yusuf Turanlı - Rizespor Eski Yöneticisi

Serbest Bırakılanlar

1. ve 2. Dalga Operasyonlarında sorgulanıp serbest bırakılan isimler şöyle:
Levent Eriş - Adanaspor
Serdar Berkin - Adanaspor
Volkan Bahçekapılı - Fenerbahçe
Erman Ertaş - Altay
Tarık Özartan
Beşir Acar - Mersin İdman Yurdu
Murat Tanış - Mersin İdman Yurdu
Hakan Karaahmet
Özden Tütüncü
Fatih S.
Serkan Çalık - Gençlerbirliği
Mehmet Yıldız - (Sivasspor/Eskişehirspor)
Sezer Öztürk - (Eskişehirspor/Fenerbahçe)
Emmanuel Emenike - (Karabükspor/Fenerbahçe/Spartak Moskova)
Mahmut Boz - (Gençlerbirliği)
Sadri Şener - Trabzonspor Başkanı
Nevzat Şakar - Trabzonspor
Serdar Kulbilge
Yılmaz Vural
Seyit Kalender
Zeki Mazlum
Levent Kızıl
Mümtaz Karakaya
Ufuk Özerten

III. Dalgada Gözaltına Alınıp Serbest Bırakılanlar

Murat Özaydınlı - Fenerbahçe Asbaşkanı
Hasan Çetinkaya - Fenerbahçe İdari Menajeri
Can Arat -İBB Futbolcu
Zafer Önder İpek - Eski Hakem ve Gençlerbirliği Genel Müdürü
İlhan Çelikay -Korcan Çelikay'ın kardeşi

IV. Dalgada Gözaltına Alınıp Serbest Bırakılanlar
Emre Belözoğlu - Eski Fenerbahçe futbolcusu
Sinan Engin - Eski Beşiktaş futbolcusu, yöneticisi
Kaan Söylemezgiller - MKE Ankaragücü futbolcusu
Ekrem Okumuş - Menajer
Tahir Kum - Gazeteci

DENİZDEN GELEN FIRTINA

2011-2012 sezonu şike davası sonrası Trabzon'da oynanan 2011-2012 sezonu Şampiyonluk Grubu maçı öncesi Fenerbahçe, Trabzon'da kaldı. Bordo mavili taraftarlar 5 Mayıs 2012'yi, maçın oynanacağı 6 Mayıs'a bağlayan gece denizden çıkarma yaptı. Deniz kenarındaki otelin açıklarına teknelerle gelen yaklaşık 50 taraftar, meşale yakıp slogan attı.

EMRE VE ZOKORA

2011-2012 sezonu şike soruşturması sonrası iki takımın karşı karşıya geldiği Süper Lig Şampiyonluk Grubu 5. hafta maçı da çarpıcı olaylara sahne oldu. Trabzonlu Zokora'nın, Fenerbahçeli Emre'ye tekme atması sonrası ortam iyice gerildi. Emre ve Stoch'a tribünden atılan çakmaklar isabet etti. Tribünlerden sık sık taş, sopa ve maytaplar da atıldı.



HEM 4 SAAT, HEM ZIRHLI ARAÇ

2013-2014 sezonu geride kalan sezonda oynanan maçta sahaya kapı kolu dahi atıldı. Fenerbahçeli Volkan'a isabet eden yanıcı madde, formasında delik oluşturdu. 55. dakikada durdurulan maç hakem Bülent Yıldırım tarafından tatil edildi. 90 dakika sonunda Fenerbahçe tam 4 saat stadyumda bekledi, havalimanına kurşun geçirmez polis aracıyla gitti.



FENERBAHÇE OTOBÜSÜNE SİLAHLI SALDIRI

Çaykur Rizespor galibiyeti sonrası Rize'den hareket eden Fenerbahçe otobüsü, Trabzon Sürmene yolunda silahlı saldırıya uğradı.

Spor Toto Süper Lig'in 26. haftasında Fenerbahçe deplasmanda Çaykur Rizespor'u 5-1 mağlup etti. Karşılaşma sonrası Trabzon Havalaanı'na dönmek için kara yolu ile yola çıkan sarı-lacivertli kafileyi taşıyan otobüs, Trabzon'un Sürmene ilçesi yakınlarında saldırıya uğradı.



HAKEME KROŞE

Fenerbahçe'nin 4-0 üstünlüğüyle devam eden karşılaşmanın sonlarına doğru Onur Kıvrak'ın bulunduğu kalenin arkasında bulanan tribündeki taraftarlar, önce tel örgülerin olduğu direği kırdı.

Örgülerin sökülmesi üzerine sahaya yabancı maddeler atan taraftarlardan birkaçı güvenlik görevlilerine rağmen sahaya girdi.

Güvenlik güçleri saha kenarında önlemlerini sürdürürken bir taraftar da skorboardın üzerine çıkarak Fenerbahçe bayrağını indirdi, yerine Trabzonspor atkısını astı.

Oyunun durmasının ardından bordo-mavili taraftarlar stadı terk etmeye başladı. Güvenlik güçleri bu sırada saha içinde ve etrafından geniş önlemler aldı.

Maçın hakemi Bülent Yıldırım bu gelişmelerden sonra "Bu şartlarda oynanamayacağı" gerekçesiyle maçı tatil etti.



VE GÜNÜMÜZ

Süper Lig'de kıran kırana geçen bir şampiyonluk mücadelesi var.. 6-7 takımın şampiyonluk iddiasının olduğu bu sezonda saha içinden çok saha dışı olayları konuşuluyor. Fenerbahçe taraftarlarının öne sürdüğü bir iddia var. Hükümetin takımı Trabzonspor...

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın Trabzonspor'a destek verdiği iddiası şu an spor kamuoyunu meşgul ediyor.

ALİ KOÇ "BAZI SİYASİLER YARDIM EDİYOR"

"Antalya'daki bu çıkışlarımızdan ötürü futbola siyaseti karıştırmakla suçlandık. Belki yarın tehdit edileceğiz. Bazı siyasiler - burası önemli bakın bazı siyasiler- devlet imkanlarını kullanarak Trabzonspor'a yaptıklarını ifşa etmekten hiç sakınmıyorlar. Bazı siyasiler, buranın altını çizerek söylüyorum. Devletimizin gücünü kullanarak ilgili kulübe ne kadar maddi destek sağladıklarını gerek kendileri, gerek de camianın ileri gelenleri, yaptıklarından övünerek, hiç sakınmadan ifşa etmekten kaçınmıyorlar. Tabii ki hepimiz küçükken bir takımı tutuyoruz. Belli bir mevkiye geldikten sonra bu kadar açık bir şekilde ifade etme lüksümüz olmuyor. Toplumu, vicdanları huzursuz etmemek adına. Hakemler, TFF, kurullar etkilenebilir."

"Bu ülke tarihinde ilk defa bir takıma sistematik şekilde arka çıkılırken bir takıma da olumsuz şekilde karşısında duran bir negatif propaganda uygulanıyor... Bunu medyada ilk defa görüyoruz.Her fırsatta Fenerbahçe'nin karşısında olan bir medya grubu var. İlk hedefi bir takımı şampiyon yapmak ikinci hedefi kulübümüzü ve şahsımı itibarsızla?tırmaktır. İlk defa algı operasyonlarıyla sistematik bir şekilde saldıran medya grubu ile karşılaştık."

AĞAOĞLU SERT ÇIKTI: DEVLET YARDIMI DİYORLAR. BİZE ALLAH YARDIM EDİYOR!

Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu "Bu maç şunu gösterdi, oynarsanız hakemi de yenersiniz. Oynadık, hakemi de yendik. 'Devlet yardımı' diyorlar; unutuyorlar, bize Allah yardım ediyor. Allah her zaman doğru ve dürüstün yanındadır. Öyle devlet yardımıyla, global yardımlar, Birleşmiş Milletler yardımıyla, filan olacak işler değildir bunlar. Herkes biraz daha söylemine dikkat etsin" dedi.

Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu, Fenerbahçe galibiyetinin ardından açıklamada bulundu. Oyuncuları ve teknik heyeti kutladığını belirten Başkan Ağaoğlu, "Maç öncesi yaratılan spekülasyonları herkes biliyor, seyirci üzerinde de baskı kurulmaya çalışıldı. Geçmiş yıllardaki senaryoların birkaçını izledik. Ama hepiniz gördünüz, Trabzonspor seyircisi son derece olgun, son derece bilinçli, ne yaptığının farkında olan ve o erken yetiğimiz şok gole rağmen, sadece takımını destekledi. Sahaya tek bir tane dahi yabancı madde atılmadı. Önemli olan buydu. Mücadele ve göstermiş olduğu performanstan dolayı bütün futbolcuları kutluyorum, tebrik ediyor, hocamızın ve tüm oyuncularımızın alnından öpüyorum. Son derece güzel bir müsabakaydı. Hakeme ayrı bir parantez açmak istiyorum; bu maç şunu gösterdi, oynarsanız hakemi de yenersiniz. Oynadık, hakemi de yendik" diye konuştu.

'Verilmesi gereken ders vardı, verdik'

"Kadroyu güçlendirerek, yolumuza devam ediyoruz" diyen Ağaoğlu, "Her maç, kendi özelinde önemli maçtır. Erzurum, Sivas maçlarımız var, bir maçı almakla birlikte pembe rüyalar görmek, rüyalara dalmak, şampiyonluk şarkıları söylemek son derece yanlış olur. Allaha şükür kadromuzu güçlendirdik. Neden son saatte transfer yaptık, merak eden varsa; onlara söyleyeyim: Salıpazarı vardı, ben Acıbadem'de otururken, hep akşam 5'de giderdim, 3 kilo şeftaliyi 1 kilo fiyatına alırdım. Bunların hepsi bizim izlemede olduğumuz oyunculardı. İsabetli, ekonomik ve takıma katkı sağlayacak transferler yaptığımızı düşünüyorum. Kadroyu güçlendirerek, yolumuza devam ediyoruz. Her maçı kendi özelinde değerlendirmek lazım. Sadece bir maç geçtik biz. Ama geçmemiz gereken bir maçı geçtik. Verilmesi gereken bir ders vardı, lig özelinde konuşuyorum, o dersi de futbol oynayarak sahada verdiğimizi düşünüyorum" dedi.

'Unutuyorlar, bize Allah yardım ediyor'

Trabzonspor'un yeni transferi Guilherme'yle ilgili soru üzerine konuşan Başkan Ağaoğlu, "Trabzonspor'da olumlu bir şey yapılıyorsa bu bir ekip çalışmasıdır. Son 48 saat inanılmaz bir ekip çalışması vardı, hiç uyumadık. Lisansı aldık, o stresten bende uyuyamadım, o yorgunlukta biraz yıprandık. Ama bu taraftara ve bu camiaya her şey helal olsun. Bu camia her şeyin en güzeline layık. 'Devlet yardımı' diyorlar; unutuyorlar, bize Allah yardım ediyor. Allah her zaman doğru ve dürüstün yanındadır. Öyle devlet yardımıyla, global yardımlar, Birleşmiş Milletler yardımıyla, bilmem ne yardımıyla, filan olacak işler değildir bunlar. Herkes biraz daha söylemine dikkat etsin. Mücadeleyi sahada verelim. Sporu ruhu diye bir şey var, biz mümkün olduğunca buna sadık kalmaya çalışıyoruz. Bunun dışına taşıyarak orada savaşmamız istiyorlar, biz sahada savaşıyoruz" ifadelerinde bulundu.

TAYYİP ERDOĞAN'DAN FENERBAHÇE TRABZONSPOR AÇIKLAMASI

"Tabi öncelikle son viraja girilirken hakikaten böyle bir rekabetin olması çok güzel bir şey. Sevindirici de. Fakat Federasyonun bu noktadaki attığı adımlarda tarafgirlik içerisinde olduğuna ben ihtimal vermiyorum. Nitekim aldıkları kararlarla şu son 3-4 maça yönelik adil davrandıkları da ortada. Bugüne kadar bu tür maçlar zaten pek de federasyona gelmezdi. Hakemler düdüğü çalmıştı iş bitmişti, böyle bakıyorduk.VAR sisteminin de tabi eksileri var, artıları var. Bazı yerlerde bakıyorsunuz, hakikaten isabetli kararlar çıkıyor. Bu sürecin daha geçiş dönemi olduğunu düşünüyorum. Geçiş döneminde bu tür eksikler olabilir. Zaman içerisinde sistem tam anlamıyla oturacaktır.Ben bir Fenerbahçeliyim, aynı zamanda Fenerbahçe Spor Kulübü’nün Yüksek Divan Kurulu üyesiyim ama özellikle arkadaşlarıma yönelik sarf edilen hakaretamiz ifadeler yenir yutulur şeyler değildir. Bir defa bu ülkeye hizmet veren bakan arkadaşlarımızı kalkıp da bu işin içine bulaştırmak çok ciddi bir yanlıştır. Kulüplerimizin yöneticilerinin bu konuda bir defa çok dikkatli olmaları, tribünlerdeki gelişmelere sahip olmaları lazım. Biliyorsunuz zaten sosyal medyada da bu tür hakaretlerin, iftiraların cezalandırılmasına yönelik bazı kararlar var. Sosyal medyada da bunların bedelini ödetmeden bu işi bırakmayız.

"BİZİM TARAFSIZLIĞIMIZ BURADA BÜYÜK ÖNEM ARZ EDİYOR"

Kalkıp bilip bilmeden, herhangi bir bakanımız hakkında “filanca kulübü şöyle destekliyor, herhangi bir kulübe karşı şöyle bir tavrı var” gibi yaklaşımları bizim kabullenmemiz mümkün değil. Ben bir ay kadar önce Kulüpler Birliği toplantısında bütün başkanlar oradayken söyledim, “arkadaşlar sizden bir ricam var; lütfen siyaseti bu işe karıştırmayın ve bizi bu işlerin içerisine bulaştırmayın” dedim. Biz bütün başkanlara orada bunu demişken, buna rağmen kalkıp da bu tür açıklamaların yapılması bizi ciddi manada üzer ve buna karşı da biz sessiz kalamayız. Şampiyonluk kimsenin tekelinde değil. Bu sene sen olursun, bir sonraki sene başkası olur.Bir de şu var onu da söyleyeyim. Kalkıp da benim arkadaşlarım “bu sene filanca kulüp şampiyon olacaktır, ya da olmalıdır veya temenni ediyorum” diye asla söylememelidir. Bizim tarafsızlığımız burada büyük önem arz ediyor. Biz tarafsızlığımızı korumalıyız. Biz bu ülkeyi yönetenler olarak tarafsızlığımızı korumalıyız. Ben mesela lig maçlarına asla gitmem. Söz konusu değildir. Ama diyelim ki Fenerbahçe, Trabzonspor, Başakşehir ya da diğer takımlarımız… Bunların uluslararası herhangi bir müsabakası olduğu zaman oralara gitmeyi de milli bir görev telakki ederim. Bu konudaki hassasiyetimiz önceliklidir. Sporda bunlara dikkat etmemiz lazım. Ligin de artık son virajında kim şampiyon olursa olsun, hep beraber alkışlamamız lazım. Ondan sonra da inşallah hepsine uluslararası müsabakalarda destek vermemiz lazım."

RIDVAN DİLMEN: BERAT ALBAYRAK FENERBAHÇE'YE YARDIM ETTİ

Rıdvan Dilmen, Fenerbahçe Başkanı Ali Koç'un 'Devlet' ve 'Trabzonspor' ile ilgili söylemlerinin ardından Berat Albayrak'ın Fenerbahçe'ye yaptığı bir yardımı açıkladı.

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç'un 'Devlet' ve 'Trabzonspor' ile ilgili söylemlerinin ardından Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın Trabzonsporlu olması son günlerde başta sosyal medya olmak üzere, Sarı-lacivertli camiada en çok konuşulan konulardan biri oldu. Rıdvan Dilmen, bu konuyla ilgili olarak canlı yayında açıklama yaptı.

"1 saat sonra halletti"

Rıdvan Dilmen, NTV'deki canlı yayın sırasında "Berat Bey konusunu anlayamadım. Kraldan çok kralcılık çok tehlikeli. 15 Temmuz günü, Ali Koç, Berat Bey'den bir ricada bulundu, bir saat sonra halletti. UEFA'ya gönderilmesi gereken bir yazı vardı. Daha 20 gün önce yine yardım etti. Bunlar önemli konular, her şey de açıklanmaz." ifadelerini kullandı.

"Kraldan çok kralcı bunlar"

Ayrıca Rıdvan Dilmen "Eğer Cumhurbaşkanı futboldan elini çekerse, yarın öbür gün televizyonlarda hiçbir başkanı göremezsiniz. Borçları ödeyemezseniz ve sonra devlete geldiğinizde 'Bana ne derse' ne yapacaksınız? Cumhurbaşkanı olsam, 'Bana ne, ikide bir ihale bana kalıyor' derim. Ama Cumhurbaşkanı kindar değil, böyle bir şey yapmaz. Fenerbahçe'nin yapılandırmada taksitlere gelecek, ödeyemeyecekler, nereye gidecekler? Ben olsam yardım etmem. Hele şahıslara borçlar kalacak olursa, kimseyi bulamayacaklar. Ulaştırma Bakanı'na sitem ettim, yapmamalıydım. Bazı insanlar, 'Nasılsa bizim patronlar bunları sevmiyor' deyip gazı bir açıyor... İşte kraldan çok kralcı bunlar. Mesela dün Divan Kurulu toplantısından sonra dakika 1, '2010-2011 şampiyonu Trabzonspor' dedi sözleri gündem oluyor. Böyle bir atmosfer oluştu. Fenerbahçe maçında statta üzülerek bazı şeyler duydum. Vallahi Cumhurbaşkanı olsam yardım etmem." dedi.

NOT...
Millet olarak yıllarca zor süreçlerden geçtik. Ve bir kıvılcımının nelere sebep olduğuna da gördük. Yıllar önce masun bir eylem olarak başlayan Gezi olaylarının nerelere geldiğini ülkece tecrübe ettik. Şimdi Futbol'da aynısın yaşanabileceğini görmemek için kör olmak lazım.

Kupa mücadelesinde karşılaşacak olan iki ekibin arasında ki gerilimin düşmesi için artık bazılarının susması gerekiyor.
Yorum Yazın