Sakin bir köşe bulup şöyle bir kafamı dinleyerek huzur bulayım dediğiniz mekanlar ve ağaç gölgeleri yok artık. Sürekli bir trafik ve sürekli bir gürültü. Sessizliğin ve dinginliğin uzaklaştığı ve sinir harbi içerisinde bir koşuşturmanın ve kirlenmenin içerisinde hızla azalıyoruz.
Gürültünün insan sağlığı üzerinde oluşturduğu etkiler azımsanmayacak kadar fazla etki bırakıyor. Uykudayken bile etkileyen özelliğe sahip olan gürültü kirliliği; kan basıncının artmasına, stres hormonlarının yoğun çalışmasına ve kandaki yağ asitlerinin de artarak sağlığımızı tehdit etmesine neden olduğunu biliyor musunuz? Bu durum özellikle kalp krizi riskini artırarak ; damar tıkanıklığının oranında büyük bir artış etkisinde bulunuyor. Hava kirliliğinden sonra ikinci tehdit edici unsur olan gürültü kirliliği ile dünyamız sürekli kirleniyor.
Gürültü kirliliğini yaşayan canlılar tek kara canlıları değil. Su altında yaşayan canlılar da gürültü kirliliğini çok fazla yaşamaktadırlar. Özellikle deniz taşıtlarının bu etkiyi yaptığı araştırmalar sonucunda açıklanmış yüksek desibelde gürültü etkisi yaptığı yönünde.
Hızla tükenen sessizlik ve kendini dinleme şansımız dahi elimizden alıyor. Tatil yerlerine kaçmaya çalışıyoruz ancak; bakirliği giden tatil yöreleri de hızla kentleşmenin etkisi altında olduğu için artık tatil anlayışımız bile değişti. Eskiden tatile huzur için kafa dinlemek için giderdik. Şimdi bırakın dinlenmeyi daha da fazla yorularak ve gürültü kirliliğinden nasibimizi alarak geri dönüyoruz.
Dinlenmemiş, sinir harbi içerisinde ruh dinginliği yaşamadan işlerimize dönüyor ve bu etkiyle yaşamaya devam ediyoruz. Sonrasında çoğalan hastalıklar, depresyondan çıkamayan bireyler ve sürekli kavga ve nefretle dolu yaklaşımlar sergiliyoruz. Huzurumuz yok ki huzur verelim. Bu kadar kirlenen dünyanın içerisinde sağlıklı bireyler olabilmeye imkanı var mı?
Çocukluğumu özledim huzur ve sessizlik içerisinde büyüklerimin fısıltıyla konuşan seslerini özledim. Artık küçük harflerle bile konuşamıyoruz, çünkü gürültüden kulaklarımız sessizliği unuttu ve biz sürekli bağırıyoruz.
