12.05.2018 12:38 Güncelleme Tarihi: 12.05.2018 12:54 16658 Okunma

Vergi mükelleflerine bir müjde daha!..

Vergi mükelleflerine bir müjde daha!..

Aktife kayıtlı taşınmazların değeri bir defaya mahsus yükseltilebilecek.

Bilindiği üzere, 2005 yılından itibaren “Enflasyon Düzeltmesi Müessesesi”ne geçişle beraber, taşınmazların değerinin yükseltilmesini sağlayan “Yeniden Değerleme Müessesesi” yürürlükten kaldırılmıştır.  Enflasyon düzeltmesi ile beraber VUK’da başka bir değerleme müessesesi kalmaması ve gerekli şartların oluşmaması nedeniyle de, bugüne kadar aktife kayıtlı taşınmazların enflasyon düzeltmesi yapılamamıştır.
 
Bu durum ise, 2005 yılından itibaren taşınmazların aktife kaydedildikleri bedelleri ile kalmalarına neden olmuş, taşınmazların kayıtlı değerleri piyasa rayiçlerine göre oldukça düşük  kalmıştır. Bu durum ise, taşınmazların bilançolarda gerçek değerleri ile yer almamasına, bilançonun olduğundan daha düşük hacimli düzenlenmesine, şirketlerin kredibilitesinin düşük gözükmesine neden olmaktadır. Ayrıca, taşınmazların değerinin rayiç değerle gösterilememesi, çoğu şirketi teknik iflas durumuna düşürmektedir.
 
Peki, Bu Konuda Ne Yapılabilir?
 
Yapılacak şey aslında belli: Bu şekilde bilançolarda rayiç değeri ile yer almayan taşınmazların kayıtlı değerlerinin rayiç değerlerine yükseltilmesinin olanak sağlanması. Mevcut yasal düzenlemelerle bunu yapmak mümkün bulunmadığından, bu konuda yasal bir değişiklik yapmak gerekiyor.
 
TBMM’ye Sunulan Torba Tasarı’da Bu Konuya İlişkin Olarak Yer Alan Düzenleme
 
TBMM’ye sunulan son Torba Yasa’da bu konuda özel bir düzenleme yer alıyor. Söz konusu düzenleme ile, bilanço esasına göre defter tutan tam mükellef gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin aktiflerinde yer alan taşınmazlarının değerlerinin Yİ-ÜFE değerindeki artış oranı dikkate alınarak yeniden belirlenebilmesine imkan sağlanıyor. Ancak, Maliye Bakanlığı bu değer yükseltme işleminden belli bir oranda vergi almak istiyor. Tasarıda yer alan oran, % 5.
 
Torba Yasa Tasarısı’nda yer alan düzenlemenin tam metni aynen aşağıda:
 
“MADDE 8-4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
 
"GEÇİCİ MADDE 31- (1) Tam mükellefiyete tabi ve bilanço esasına göre defter tutan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri (finans ve bankacılık sektöründe faaliyet gösterenler, sigorta ve reasürans şirketleri, emeklilik şirketleri ve emeklilik yatırım fonları, münhasıran sürekli olarak işlenmiş altın, gümüş alım-satımı ve imali ile iştigal eden mükellefler İle bu Kanunun 215 inci maddesi uyarınca kendilerine kayıtlarını Türk para birimi dışında başka bir para birimiyle tutmalarına izin verilenler hariç), bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla aktiflerine kayıtlı bulunan taşınmazlarını (sat-kirala-geri al işlemine veya kira sertifikası ihracına konu edilen taşınmazlar hariç), 30/9/2018 tarihine kadar aşağıdaki şartlarla yeniden değerleyebilirler.
 
a) Yeniden değerlemede, taşınmazların ve bunlara ait amortismanların, bu Kanunda yer alan değerleme hükümlerine göre tespit edilen ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yasal defter kayıtlarında yer alan değerleri dikkate alınır. Amortismana tabi taşınmazlar için amortismanın herhangi bir yılda yapılmamış olması durumunda yeniden değerlemeye esas alınacak tutar bu amortismanlar tam olarak ayrılmış varsayılarak belirlenir.
 
b) Taşınmazların (a) bendine göre tespit edilen değerleri ve bunlara ilişkin amortismanların yeniden değerleme oranı ile çarpılması suretiyle yeniden değerleme sonrası değerleri bulunur. Yapılacak değerlemede esas alınacak yeniden değerleme oranı olarak bu Kanunun mükerrer 298 inci maddesine göre enflasyon düzeltmesine tabi tutulan;
 
i) En son bilançoda yer alan taşınmazlar ve bunların amortismanları için, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten bir önceki aya ilişkin Yİ-ÜFE değerinin, söz konusu bilançonun ait olduğu tarihi takip eden aya ilişkin Yİ-ÜFE değerine bölünmesi ile bulunan oran,
 
ii) En son bilanço tarihinden sonra iktisap edilen taşınmazlar ve bunların amortismanları için, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten bir önceki aya ilişkin Yİ-ÜFE değerinin, taşınmazın iktisap edildiği ayı izleyen aya ilişkin Yİ-ÜFE değerine bölünmesi ile bulunan oran, dikkate alınır. Bu bent uyarınca dikkate alınacak Yİ-ÜFE ibaresi; Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği 1/1/2005 tarihinden itibaren üretici fiyatları endeksi (ÜFE) değerlerini, 1/1/2014 tarihinden itibaren yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) değerlerim ifade eder.
 
c) Yeniden değerleme neticesinde taşınmazların değerinde meydana gelecek değer artışı, yeniden değerlemeye tabi tutulan taşınmazların her birine isabet eden değer artışları ayrıntılı olarak gösterilecek şekilde, bilançonun pasifinde özel bir fon hesabında gösterilir. Değer artışı, taşınmazların yeniden değerleme sonrası ve yeniden değerleme öncesi net bilanço aktif değerleri arasındaki farktır. Net bilanço aktif değeri, taşınmazların bilançonun aktifinde yazılı değerlerinden, pasifte yazılı amortismanların tenzili suretiyle bulunan değeri ifade eder.
 
(2) Taşınmazlarını bu madde kapsamında yeniden değerlemeye tabi tutan mükellefler bu kıymetlerini, yapılan yeniden değerleme sonrasında bulunan değerleri üzerinden amortismana tabi tutmaya devam ederler.
 
(3) Pasifte özel bir fon hesabında gösterilen değer artışı tutarı üzerinden % 5 oranında hesaplanan vergi, yeniden değerleme işleminin yapıldığı tarihi izleyen ayın 25 inci günü akşamına kadar bir beyanname ile gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olunan vergi dairesine beyan edilir ve aynı süre içerisinde ödenir. Bu fıkra kapsamında ödenen vergi; gelir ve kurumlar vergisinden mahsup edilmez, gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmez. Beyanın zamanında yapılmaması ya da tahakkuk eden verginin süresinde Ödenmemesi halinde bu madde hükümlerinden faydalanamaz.
 
(4) Pasifte özel bir fon hesabında gösterilen değer artışı tutarının, sermayeye İlave edilme dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen kısmı, bu işlemin yapıldığı dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin bu dönemde gelir veya kurumlar vergisine tabi tutulur.
 
(5) Yeniden değerlemeye tabi tutulan taşınmazların elden çıkarılması halinde, pasifte özel bir fon hesabında gösterilen değer artışları, kazancın tespitinde dikkate alınmaz.
 
(6) Yeniden değerlemeye tabi tutulan taşınmazların elden çıkarılmasından önce bu Kanunun mükerrer 298 İnci maddesi uyarınca enflasyon düzeltmesi yapılmasına ilişkin şartların oluşması halinde, bu madde gereğince oluşan değer artışı fonu Özsermayeden düşülmek suretiyle mezkur madde uyarınca enflasyon düzeltmesi yapılır.
 
(7) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir."
 
Yapılacak Düzenlemenin Ana Hatları Ne? 
 
Yapılacak düzenlemeyi şu şekilde sıralamak mümkün:
 
1- Bilanço esasına göre defter tutan tam mükellef gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin aktiflerinde yer alan taşınmazlarının değerlerinin Yİ-ÜFE değerindeki artış oranı dikkate alınarak yeniden belirlenebilmesine imkan sağlanıyor.
 
2- Ancak,
 
- Finans ve bankacılık sektöründe faaliyet gösterenler,
 
- Sigorta ve reasürans şirketleri,
 
- Emeklilik şirketleri ve emeklilik yatırım fonları,
 
- Münhasıran sürekli olarak işlenmiş altın, gümüş alım-satımı ve imali ile iştigal eden mükellefler,
 
- Vergi Usul Kanununun 215. maddesi uyarınca kendilerine kayıtlarını Türk para birimi dışında başka bir para birimiyle tutmalarına izin verilenler, bu uygulamadan yararlanamayacak.
 
3- Sat-kirala-geri al işlemine veya kira sertifikası ihracına konu edilen taşınmazlar da değerleme dışında kalıyor.
 
4- Maddeyle getirilen yeniden değerleme işlemlerinin mükelleflerce, 30/9/2018 tarihine kadar yapılması öngörülüyor.
 
5- Taşınmazların yeniden değerleme sonrası ve yeniden değerleme öncesi net bilanço aktif değerleri arasındaki fark tutarının pasifte özel bir fon hesabına alınması ve bu tutar üzerinden % 5 oranında hesaplanan verginin maddede öngörülen süre ve şekilde bir beyanname ile gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olunan vergi dairesine beyan edilmesi ve ödenmesi gerekiyor.
 
6- Pasifte özel bir fon hesabında gösterilen değer artışı tutarının, sermayeye ilave edilme dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen kısmı, bu işlemin yapıldığı dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin bu dönemde gelir veya kurumlar vergisine tabi tutulacak.
 
7- Yeniden değerlemeye tabi tutulan taşınmazların elden çıkarılması halinde, pasifte özel bir fon hesabında gösterilen değer artışları, kazancın tespitinde dikkate alınmayacak.
 
Reel Sektör ve İlgili Taraflar Bu Konuda Ne Düşünüyor? Beklentileri Ne?
 
Uzun yıllardır yapılmayan ve düşünülmeyen bu konunun biraz da inşaat sektörünün ısrarlı talebi ve takibiyle gündeme getirilmesi ve bir tasarı olarak TBMM’ye sunulması, reel sektörü ve diğer ilgili tarafları oldukça memnun etti. Ancak, yapılması öngörülen düzenleme, yetersiz ve beklentilerin altında bulundu.
 
Reel sektörün beklentisi, işletme bilançolarının kredibiliteye daha uygun hale getirilmesi, bunun için işletme varlıklarının gerçek değerleriyle bilançoda yer almasının sağlanmasıdır.
 
Ancak, anılan düzenlemeye bakıldığında, taşınmazların gerçek rayiç değerlerine yükseltilmesi değil, Yİ-ÜFE değerindeki artış oranı dikkate alınarak taşınmazlarının değerlerinin yeniden belirlenmesi söz konusudur. Hesaplama yapıldığında, taşınmazların şu anki rayiç değerleri ile Yİ-ÜFE değerindeki artış oranı dikkate alınarak belirlenecek endekslenmiş değeri arasında ciddi farklar olduğu görülecektir. Yani, yapılan düzenleme, beklenilenin aksine yetersiz kalmaktadır. Kimsenin doğacak değer farkından Maliye’nin vergi almasına itirazı yok. Pek tabi ki, değer farkı nedeniyle uğranılacak vergi kaybının bir kısmının devlet tarafından istenilmesi ve alınması akla ve mantığa da uygun. Ancak, yapılacak düzenlemenin de, herkes tarafından kabul gören, mantıklı ve yararlanmayı teşvik edici nitelikte olması lazım. Tasarıda yer alan düzenleme, beklentilerin çok altında ve ihtiyacı karşılayabilir nitelikte değil.
 
Reel sektörün beklentisi şu şekilde:
 
- Bir defaya mahsus şirket aktifine kayıtlı taşınmazların kayıtlı değerlerinin SPK lisanslı değerleme şirketlerince belirlenen rayiç değerlerine yükseltilmesine izin verilmesi,
 
- Kayıtlı değerin  Yİ-ÜFE değerindeki artış oranı dikkate alınarak yeniden belirlenmesi,
 
- Rayiç değer ile endekslenmiş kayıtlı değer arasındaki farktan % 2 vergi alınması,
 
- Kayıtlı değer ile rayiç değer arasındaki farkın pasifte özel bir fon hesabına alınması,
 
- Fon hesabına alınan tutarın sermayeye ilave edilmesi veya af yasalarından kaynaklanan ve bilançoları bozucu etkiye sahip 296 no.lu hesapta yer alan tutarlara mahsubunun sağlanması,
 
- Pasifte özel bir fon hesabında gösterilen değer artışı tutarının, sermayeye ilave edilme ve 296 no.lu hesaba mahsup dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilmesi veya işletmeden çekilmesi halinde, bu işlemin yapıldığı dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin bu dönemde gelir veya kurumlar vergisine tabi tutulması,
 
- Amortismanların rayiç bedel üzerinden ayrılmasına izin verilmesi,
 
- Bu taşınmazların satışında, taşınmazın artırılmış değerlerinin kayıtlı değer olarak kabul edilmesi.
 
Sonuç Olarak;
 
Yapılması öngörülen düzenleme ile reel sektörün beklediği düzenleme arasında biraz fark var. Maliye Bakanlığı, kayıtlı değerin  Yİ-ÜFE değerindeki artış oranı dikkate alınarak yeniden belirlenmesini bir imkan olarak sunarken, reel sektör bunun zaten kendisinin bir hakkı olduğunu, yeniden değerleme uygulaması kaldırılmasa zaten buna göre değerin yükseltileceğini, bunun bir kazanım veya avantaj olmadığını, taşınmazların kayıtlı değerlerinin endeksleme yerine doğrudan rayiç değerlerine yükseltilmesini ve endekslenmiş kayıtlı değer ile rayiç değer arasındaki farktan % 2 vergi alınmasını istiyor.
 
Bize göre de reel sektör haklı. Eğer bir imkan sağlanacaksa oradan buradan dolanmaya gerek yok. Taşınmazların değeri rayiç değerlerine yükseltilir, endekslenmiş kayıtlı değerleri ile rayiç değerleri arasındaki olumlu farktan da % 2 -3 vergi alınır olur biter. % 5 oranı biraz yüksek. Varlık barışından % 2, kasa stok düzeltmesinden % 3 vergi alınırken, taşınmazların değer yükseltmesinden % 5 vergi alınmak istenilmesi izah edilemez. Çünkü, haklı bir izahı olamaz.
 
İnanıyorum ki, bu şekilde yapılacak bir düzenleme ile, bilançolar gerçek değerine yükseltilecek, şirketlerin kredibilitesi artacak, şirketler teknik iflastan kurtulacak, Devlet ciddi bir vergi geliri elde edecek. Gerçek anlamda bir bilanço barışı sağlanacak.
 
Alın size piyasalara KGF etkisi yaratacak ikinci bir şans.