18.01.2018 16:11 Güncelleme Tarihi: 20.01.2018 22:26 101724 Okunma

Devlet Aklı-Akıllı Diplomasi ve Türkiye

Devlet Aklı-Akıllı Diplomasi ve Türkiye

Son dönemlerde ısrarla vurguladım. Uluslararası boyut arzeden yerel sorunların hallinde bile 'ortak akıl' öncelenmelidir diye.

Onurlu yalnızlık” değil, milli menfaatler çerçevesinde, “akıllı ittifak ve müşterek cephe” vurgusu yaptım.

Sorunlar karşısında cesaret önemlidir.

Ama “akıllı cesaret” en önemlisi ve faydalısıdır.

Aksi takdirde; haklı davamızda ve milli menfaatlerimizin korunması, ülkemize yönelen terörün def’inde bile yalnızlaşır ve kendimizi izahda güçlük çekeriz.

Çünkü, haklılığa paralel bir uluslararası kamuoyu için “müşterek cephe” oluşumu şarttır.

Bu konuya sürekli vurgu yaptım.

Ve özellikle 2017 Mayıs sonrası bunun semeresini görmeye başladık.

Sayın Cumhurbaşkanı’mızın da, bu minvalde bir devlet aklını ve diplomasiyi temel prensip edinmesiyle elimiz çok güçlendi.

Hele de; küresel söz sahibi kimi kuruluş, vakıf, kişi veya kısaca “akıl”la istişareyi ve birlikte yürüyüşü esas alınca, ülkemiz açısından ciddi olumlu sonuçlar gelmeye başladı.

Bu tarz-ı diplomasi, pekişerek ve güvene dayalı şekilde devam ettikçe; ülkemizin bölgesel başat aktörlüğünün daha belirgin şekilde öne çıkacağına inanıyorum.

Bugünlerde, Kuzey Suriye ve özellikle Afrin ve Mümbiç’e müdahale ederek, ülkemize yönelik YPG/PYD tehlikesini bertaraf etmeyi konuşuyoruz.

Çünkü, ABD’nin bize rağmen, milli güvenliğimizi ve özellikle de güney sınır güvenliğimizi tehlikeye atacak bir oldu bittisiyle karşı karşıyayız.

ABD unsurlarının PYD/YPG  işbirliğiyle güney sınırlarımıza yönelik bir kuşatma riski kapımıza dayanmış vaziyettedir.

Bugünlerde Afrin’e gireceğiz.

Buna mecburuz.

Son günlerde bu konudaki kararlılığımızı sesli şekilde dillendiriyoruz.

Tavizsiz olacağımızı, ne pahasına olursa olsun güney sınırlarımızı terör unsurlarından temizleyeceğimizi tüm dünyaya duyuruyoruz.

ABD-Pentagon sözcüsü; Afrin’deki PKK/YPG ile ilgili, “Onları DEAŞ mücadele operasyonlarımızın parçası olarak kabul etmiyoruz. Onları desteklemiyoruz ve onlarla hiçbir işimiz yok." diye açıklama yaptı.

Yine aynı ABD Dışişleri Bakanı ve Pentagon Sözcüsü, “sınır koruma gücü kurulmayacağını, Türkiye’nin hassasiyetini anladıklarını ve bir açıklama borçlu olduklarını” söyledi.

Bugüne kadar Afrin’de, ABD bayraklı askeri araçlar ve 1000 civarı ABD askeri bulunurken, YPG’ye askeri eğitim verirken, Afrin’deki unsurlara her türlü silah mühimmat temin ederken böyle söylemesi neyin nesi…

Daha düne kadar Sınır koruma gücü oluşturacağını söyleyen, Kuzey Irak ve Kuzey Suriye boyunca YPG/PYD’yi silahlandıran ABD yetkililerinin bu geri adımının anlamı ne…

Bu açıklama; Türk Devlet Aklı’yla oluşan “yeni diplomasinin”, uluslararası akılla “müşterek cephede ittifakı” ve Türkiye’nin milli zeminde, tavizsiz duruş ve kararlılığının sonucudur.

Diplomasimizde akıl hakimiyetinin öne çıkmasındandır.

Akıl” sahipleriyle akıllı irtibat ve ittifak oluşturulmasındandır.

Ülkesel menfaatlerimiz temelinde kurulan uluslararası ve uluslar ötesi istişare ve diplomasi ABD’yi Afrin noktasında geri adım attırmıştır.

Gerçi, Pentagon sözcüsü bu açıklamayı yapmasa ne olacaktı.?

Kararlılığımız devam edecek ve Afrin’in ülkemiz aleyhinde bir “terör garnizonu” olmasına müsaade etmeyecektik.

Ama, böylesi bir müştereklik  sonrası bu noktaya gelinmesi çok daha iyi oldu.

Tüm bu diplomatik istişarelere rağmen, şuanki ABD ülkemize verdiği sözleri tutmamıştır. Hiçbir sözüne güvenilmez. Dün söylediğini bugün yalanlayan eylem ve söylem içinde bir tutarsızlık sergileyen tarzını asla unutmadan
hareket etmeliyiz.

Birkaç gün içinde TSK’nın Afrin’e müdahale edeceğini ve kısa sürede sonuç alacağını düşünüyorum.

Arkasından Mümbiç ve İdlib’in, ülkemiz için tehlike halinin bertaraf edilmesi ve güvenlileştirilmesi gelecektir.

Finansal ve stratejik olarak Kanal İstanbul Projesi

Uluslararası ince diplomasi ve akıl sahipleriyle  kurulan ilişkinin ekonomik ve iç siyasete yansımalarını görüyoruz ve önümüzdeki günlerde daha da belirginleşecektir..

Yakın zamanda Kanal İstanbul gibi ekonomik ve stratejik olarak, büyük etki uyandıran projenin finans anlaşmasının imzalandığını göreceğiz.

30-35 milyar dolarlar mesabesinde yapılacak bu fonlama protokolünün, ülkemizin yatırım yapılabilirlik boyutuyla doğrudan ve ikincil olumlu etkileri 2018 içinde farklı alanlardaki kaynak transferleriyle göreceğiz..

Fon kuruluşlarıyla şuanda yürütülen bu görüşmelerin de, arkasında akıllı diplomasi ve parayı kontrol eden akılla iyi ilişki ve iletişimin kurulması vardır.

2017 ile başlayıp, ikinci yarısında pekişerek devam eden dış ilişkilerde ortaya çıkan bu olumlu gidişatın ivedilikle içeride yansımalarını görmeliyiz.

Çünkü, dışarıda ne kadar başarılı adımlar atsak da; harici hasımlarla ağız birliği ederek aynı dil ve jargonla iktidara saldırılar ve dolayısıyla devlete zarar verici eylem ve söylemler devam ediyor.

Bazı muhalefet lider ve sözcülerinin kullandıkları dil ve ithamlar düşmandan daha beter bir zarar vermektedir.

Kol kırılır yen içinde kalır” kabilinden, harice karşı ittifak edici bir algı ve yaklaşımı acilen oluşturmak zorundayız.

Sorumluluk sahibi herkesin söylemine, eylemine mutlaka dikkat etmesi şarttır.

Erdoğan husumet ve kiniyle söylenen sözlerin, devletimize ve bekamıza verdiği zararların görülmesi artık elzemdir.

Muhalefet güdüsüyle atılan adımların, söylenen sözlerin ihanet etkisi oluşturduğu gerçeğini görmek vakti geçiyor bile…

Mart-Nisan ayında  kamu yapılanmasında ciddi değişiklik bekliyorum.

Erdoğan ve onun istişare heyetinin dışarda oluşturduğu ivmeye uygun bir devlet kurumsallığı ve yapısı  şarttır.

Kimi kamu görevlileri korkak, tembel ve sorumluluktan uzak duruşlarıyla Erdoğan’ın son aylardaki hızına ayak uyduramamaktadır.

Bürokratik hantallığı bitirici ve oligarşik yapıyı kırıcı değişim ve reformlar olmalıdır ve olacaktır.

Bu bağlamda Erdoğan’ın ciddi hazırlıklar ve planlamalar içinde olduğunu düşünüyorum.

Mart kongresi ve sonrası  Külliyeden kabineye, Kamu yönetiminden kamu çalışanlarına kadar reform nitelikli revizyonlar olacaktır.

Bu süreçte göreceğimiz değişikliklere şaşırmayın.

Çünkü artık, bu değişim, dönüşüm ve reform için geri dönüşü olmayan, olmazsa olmaz  bir yolda ve noktadayız.

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlarım…