Hepimiz oradaydık ama hepimizin ağzında aynı nakarat “Ey suçlu ayağa kalk!”
Bugün sizlerle iki fıkra paylaşacağım.
Hem düşündüren hem ibret veren hem de herkese/hepimize özeleştiri perspektifi sunan iki fıkra…
Diyebilirsiniz ki; “dışarısı kış-kıyamet, gündem alev alev, insanlarda derin hüzün ve hezimet; sen kalkıp fıkra yazıyorsun!”
Arkadaşlar!
Ben de böyleyim; olana değil aslında ne olduya, neyin olmadığına ve çok şeye mal olan bir olayın neden ve nasıl olduğuna bakıp büyük resme dikkat çeken biriyim.
Ben, batakta ilaç sıkarak öldürülen sivrisineklere değil, bataklığın kurutulması gereğine ve eğer kurutulmazsa sıkılan ilaçların kifayet etmeyeceğine dikkat çekmeyi tercih eden biriyim.
Ben, güncelin şehvetine, siyasi tarafgirliğe ve “senin kötün çok kötü ama benimki daha az kötü” yarıştırmasına göre konumlanmam ve yorum yapmam.
O yüzden yaklaşım tarzım bazılarına pasiflik veya tepkisizlik veya günceli kaçırmak gibi gelebilir.
Olsun; ben, böyle olduğum için ben oldum ve arka plan perspektifli ben olmaya da devam edeceğim.
Köylüler ve Maymun Borsası
Bir köye bir adam geliyor.
Köylülere diyor ki:
"Ormandaki maymunları bana getirin, tanesini 100 liradan alacağım."
Köyde zaten sürüyle maymun var. Köylüler koşup ormana gidiyor, maymun yakalıyor, adama satıyor.
Oh ne ala; kolay para.
Birkaç gün sonra adam diyor ki:
"Maymunlar azaldı. Artık tanesini 200 liradan alacağım."
Köylüler daha hevesli yakalıyor.
Sonra adam fiyatı 300 lira yapıyor. Sonra 500 lira.
Ormanda neredeyse hiç maymun kalmıyor ama köylülerin hepsi bayağı para kazanmış.
Sonra adam diyor ki:
"Benim şehre dönmem lazım. 1 haftaya geleceğim. Döndüğümde tanesini 1000 liradan alacağım."
Ve yanındaki yardımcısını köyde bırakıyor.
Yardımcısı köylüleri gizlice topluyor ve diyor ki:
"Bakın patronun topladığı bütün maymunlar kafeste.
Ben size tanesini 700 liradan satayım, patron gelince siz ona 1000 liradan geri satarsınız, arada 300 lira kârınız olur."
Köylüler düşünüyor, mantıklı geliyor.
Kimisi evini satıyor, kimisi ineğini satıyor, birikmiş ne varsa verip kafesteki tüm maymunları 700 liradan geri satın alıyor.
Sonra ne mi oluyor?
Ne adam geri geliyor ne de yardımcısı…
Köyde bir sürü maymun ve bir de beş parasız köylü kalıyor…
Dervişin Hırkası
Bir gün yaralı bir kuş, Hz. Süleyman'a gelerek derviş kıyafeti giymiş bir adamın kanadını kırdığını söyler ve şikayetçi olur.
Hz. Süleyman dervişi huzuruna çağırır ve sorar:
"Bu kuş senden şikayetçi, neden kanadını kırdın?"
Derviş kendini şöyle savunur:
"Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı."
Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa döner:
"Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın?
O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun!"
Kuş ise kendini şu sözlerle savunur:
"Efendim, ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım.
Derviş olan birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah'tan korkar diye düşündüm."
Bu savunma üzerine Hz. Süleyman kısas uygulanmasına (dervişin de kolunun kırılmasına) karar verir.
Fakat akıllı kuş hemen itiraz eder:
"Efendim, onun kolunu kırmayın; hırkasını çıkarın! Asıl o hırkayla kandırıyor…
Kıssadan Hisse veya sonuç cümlesi mi bekliyorsunuz?
Hepsi iki fıkrada… Saklı bile değil; oldukça aşikâr ve açık!
Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.