Dedim ki yangın var… Dedi ki berbere bak…
Bir Tweet:
“Sağa sola bir 100 kağıt ateşleseydi kurtarırlardı onu…
Tek başına sana 1 milyar tl yedirirler mi ……..”
Bunu gören The Kid bana şöyle bir mesaj atmış:
“Sağa sola üç beş kâğıt ateşlemenin de sonu yok ki kardeşim!
Nesnesi insan eti olmayan bir yamyamlık sistemi kuruldu!
Ve,
Bu öyle bir sistem ki; insanın en ilkel yönlerinin bilim kurgu romanında olacak düzeyde her şeyi ele geçirmesi sistemi…
Linçe bak mesela; recmetmenin taşsız versiyonu…
Bu bir insan yeme iştahı yav…
Sanki,
Kuduz mikrobuyla ağzından salya saçan zavallı köpekler gibi hırıltılı bir iştah bu…”
Valla bizim The Kid de mübarek Halil Cibran gibi… Almış taşı gediğe cuk oturtmuş…
Diyecek başka söz bulamadım…
Bu kadar veciz ve beliğane tasvirlemeyi sizlerle paylaşmadan duramadım!
Bunları okurken ve bu minvalde gelişen olaylara bakarken ölenlere değil ölecek olanlara, olana değil ufukta gördüklerine odaklanan dostum aradı.
Dedim ki:
Epeydir konuşamadık…
Türkiye gündemi dipsiz bataklık gibi; en zorlu gündemi bile emiyor ve daha beter gündemleri bekliyor adeta…
Mayıs’ta ufuktaki Ağustos’u, Ağustos’ta ufuktaki Eylül-Ekim’i söylemiştin.
Valla hocam kitap gibisin; senin ufukta görüp okuduğunu biz yaşayıp okuyoruz!
Yakında Netflix “La Casa De Papel”in Türkiye versiyonu olarak “La Fonzy De Papel” senaryosu yaz derse şaşırmam…
Ne düşünüyorsun? Ufukta ne görüyorsun?
Dedi ki:
Hocam!
Öncelikle bir tespitte bulunayım:
Dinsiz ahlak olur ama ahlaksız din olmaz!
İslam, kuşkusuz/amenna ahlak dinidir ama her İslamcı veya kendini “dindar” diye popülize edenler ahlaklı insan demek değildir.
O yüzden,
Olanlardan hareketle, faillerin inanç kimliklerine veya islamik görüntülerinden yola çıkarak; kimse tezahür eden gayrı ahlaki davranışları İslam ile özdeştirmesin!
Konuya dönersek;
Yaklaşık bir yıl önce sana neyden bahsetmiştim?
Kusursuz Fırtına’dan/kontrollü Kaos’tan…
Hocam, dikkatini çekiyor mu; bir taraftan Bahçeli mafyayı barıştırıyor, yardımcısı Peker’in yurda dönüşünü muştuluyor; öte taraftan, iktidar tokatçı foncuları tokatlamaya başlıyor…
Düne kadar,
Birileri devleti soyuyordu ama bu foncular, devletlü görünüp iktidarist makyajlarla vatandaşı soyuyor…
Öcalan cilalaması ve terörize isimlerin legal politizasyonu çalışmaları ise cabası…
Yav hocam!
Hiç düşündün mü; maazallah(!) Öcalan rahatsızlansa veya bir kalp krizi neyim geçirse Terörsüz Türkiye Süreci’nin akıbeti ne olur?
İşte o zaman,
Bir zamanlar ASALA-MASALA denerek gündemin popüler kahramanları olan ve bugün yeraltından çıkartılıp barıştırılan eski tüfekler “Vatan tehlikedeydi/Başbuğ atıl kurt emri verdi!” diyerek yeniden sahne alırlar mı ki acep…
Yok yok; öyle bir şey olacak demiyorum. Sen, Netflix/Senaryo falan-filan deyince, aklım bir an “para-mafya-siyaset-entrika” konularıyla alakalı romantizasyona gitti…
Dedim ki:
Yav hocam…
Ben mahalle yanıyor diyorum sen ise, “berbere git bak; kimler tıraş oluyor, kimler saçını tarıyor” diyorsun!
Ben, bu yangın söner mi diyorum sen ise, “bu yangından hangi ve nasıl yangınların çıkacağını” anlatıyorsun!
Ben bir şey anlamadım; sen ne demek istiyorsun?
Dedi ki:
Anlasan zaten şaşardım…
Çünkü anlamış olsan yangına değil; rüzgarın nerden esip yangının nereye gittiğine bakardın!
İşte o zaman,
Yangını kimin çıkarttığını ve bu yangından kimin hangi yangınları çıkartacağını da çakardın!
Hocam bak!
Ne zaman ki bir memlekette devletin soyulmasıyla yetinilmeyip millet de yolunmaya başlamışsa oradaki yangının kontrol edilme ihtimali çok zayıftır.
Madem ufka bakamıyor ve ufuktaki senaryoyu okuyamıyorsun; o halde yangınları söndürmek için nasıl yeni yangınlar çıkartılıp eski yangınlara rahmet okutulduğunu bekle ve gör!
Unutma hocam; yangın çıkartmak kontrolden çıkmış şehvet gibidir! Birileri, yangından yangın çıkartıp alevlerin istediği noktaya geldiğini görünce; oturup cigarasını yakar ve sadece keyifle izler yangının kül ettiği canları, malları…
Gözün gör, kulağın sağır ve aklın tutulmuşsa ben ne yapabilirim ki sana!
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.