Gazze'de çocuk olmak

Bazen düşünüyorum da… neden geldim dünyaya.
Böyle bir yaşama.
Çevremi şeçme şansı neden verilmedi ki bana.
Geleceğim dünyayı görme şansım olsaydı böylesi bir dünyaya, böyle kötü bir zamana gelirmi idim acaba. Bomba sesleri, barut izleri, ölümün nefesi...
Bende isterdim güzel bir zamana doğmayı…

Ölüm korkusu olmadan yaşamayı, en önemlisi; anneme sarılıp uyumayı…

Sinsice geldi koynumuza;  ben daha ne olduğunu anlamamıştım ki daha... Koşup oynayacak,türlü yaramazlık lar yapacak, çamurdan evlerle oynayacaktım. Belki güzel resimlerim olacaktı, yaz kış bacası tütenlerden..

Canımın yanması, düşmekten olacaktı;  koca koca bombalardan değil.....

Sahi bu savaş niye….  Sizin kavganıza neden biz ölüyoruz...?
Yaşamak, sizin kadar  bize de hak değil mi…?  Ne zamandan beri Azrail’cilik oynamaya başladınız…?
Ama biz bu oyunu sevmedik. Hep siz kazanıyorsunuz, biz yanıyoruz. Bizim ölümlerimizden zevk alıyorsunuz.
Benim başka oyun seçme hakkım yok ki.. .  İpler sizin elinizde.
Büyüdüğümü görmeyi, bana cok gorüyorsunuz.
Elinize boya mı bulaşmış ne…?
Hayır hayır, ben yanlış görmüşüm , boya değil o…
Sanirim o elinizdeki benim kanim, benim geleceğim, gelecek zamanim.
Dilim bu kadar donuyor ancak… Okumam yok ki guzel sozlerim olsun…
Dilim dönse, okumam olsa idi M. Akif gibi:

“Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem;
Dili yok kalbimin,ondan ne kadar bizârım!
Oku, şayed sana bir hisli yürek lâzımsa;
Oku, zirâ onu yazdım iki söz yazdımsa.
Derdim…
Eğer dinlerseniz, ki bu ana dek hiç dinlemediniz  kendimi daha güzel bir dil ile anlatayım;
Anne ben üşümeye başladım, neden..?
Üstümü örtermisin.
Artık canım daha az yanıyor biliyormusun anne…
Hafifledim sanki. Nereye gidiyorum ki..
Ben gitmek istemiyorum anne. Sevdiklerim olacaktı,  beni sevenlerim…
Daha mi keskin, barutvari hava. Ciğerlerimi yakmıyor artık barut kokusu…
Alışmış’mıyım..?  Hiç sanmıyorum…
Bedenim paramparça olmayacak,  geleceğim gibi...
Tarih nedir bilemeyeceğim, benim için bitti tarih…
Yaşama şansı tanısalardı, sanırım iyi birşey olurdum. Kötü, can yakıyor anne...
Ben kotu olmak istemezdim. Belki onlarda istemezdi.
Neden kötüler ki...

Hayat bize toz pembe mi olurdu…?  Renkli çiçekler mi sunardı? Yüreğimize ektiğimiz güller mi açardı, düşler içinde, gül kokan, güller saçan…

Anne ben mevsimleri göremeyecek miyim ? Saçlarındam rüzgarlar geçmeyecek mi ? Papatya taçlarım olmayacak mı ?

Anne korkuyorum…  Dinmiyor bomba ve silah  sesleri ,benim gibi kaç çocuk daha var ağlayan, canı yanan…

Sahi benim bir adım var mı anne. Koyabildi isen adım nedir benim. Koyamadıysanız "Barış" olsun adım benim. Beklenen, bir türlü gelmeyen, yolu gözlenen… BARIŞ

Benim dileğim olmayacak dua sanırım. Beni bile çok gördüler. Barış`ı beklesinler

Olmayacak  ve olmuyor anne… Kelimelerim tükendi, sözüm bitti .
Nefesim kesildi, mecalim tükendi,
Gidiyorum ben  anne,
Başka “ben”ler daha gitmeden, “Barış” doğsun dualarımla…
Ben şefkatlilerin en şefkatlisi Rahmet-i Rahmana gidiyorum…
Hakkını helal et ANNE…..

(Bu yazı çok kıymetli  N. Demirel tarafından kaleme alınmıştır. Gazze’li çocukla özdeşleşen ruh halini dile getiren bu yazısından dolayı teşekkürler ediyorum. Hissiyatımıza tercüman olduğun için)

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın