Yaşadığı gibi ölen adam: İlber Ortaylı

Yaşadığı gibi ölen adam: İlber Ortaylı

Lüzumsuz nezaket reveransı yapmayıp, cahile cahil diyebilen biriydi…
Zaman zaman majestelerince taltif edilse de, hiçbir zaman majestelerinin tarihçisi olmadı.
Tarih biliminin majestesi oldu…
Osmanlıya sövmeden Cumhuriyet Türkiye’sini,
Cumhuriyet Türkiye’sini yermeden Osmanlı’nın ihtişamının anlatılabileceğini gösterdi.
Ne sadece Abdülhamitçi oldu, ne sadece Atatürkçü; Abdülhamit’le Atatürk’ün, hem sevilip hem de eleştirilebileceğini kanıksattı…
Yani,
Ne gelenin keyfi için geçmişe sövdü, ne geçmişi abartarak geleni küçümsedi…
Kerameti kendinden menkul günümüz Vaka/nü/vistleri gibi bir vakanüvist hiç olmadı; vakaları kendi zaman ve koşullarıyla değerlendirerek bağlamına sadık kaldı…
Ne tarihe dalkavukluk yaptı ne de tarihi kendine dalkavuk yaptı.
Bazen nüktedan, bazen muzip, bazen agresif, bazense yakışan bir ukalalıkla; sadece işine yaptı ve ilim adamının nasıl olmaması gerektiğini cümle aleme gösterdi…
Tarihçiydi ama tarih olmadı; tarih anlattı ve kendini tarihe not ettirdi…
Ne kadar yaş alıp yaşlansa da, tarihçiliği hep gençleşti ve gençler tarafından güncelleştirildi…
Tarihin, TV’lerde de anlatılabileceğini gösterdi.
Murat Bardakçı… Fatih Altaylı… Erhan Afyoncu… Celal Şengör… Nurhan Atasoy…
İlber Hocayla beraber,
Bazen “Tarihin Arka Odası”nı araladılar,
Bazen,
“TekeTek” diyerek uykusuz gecelere kulaç attırdılar…
İlber Ortaylı…
Farklıydı ve hep farklı kaldı.
Bazı arkadaşları gibi ne iktidar bardağından su içti ne de iktidar koltuğunun afyonuna kapıldı.
Tek başına bir takımdı.
Çakallaşan kurtların bol olduğu ortamda o hep bir yalnız kurttu…
Yalaktaki yaldan yalanan yalaka akademisyenlere inat ilmin izzetini yüksek tutu; ilmî karakterini devrin kudretine râm etmedi…
Osmanlı’nın, Selçuklu’nun sanatını-sarayını anlattı ama bugünün saraylısı olan kimileri gibi tarihi çarpıtmadı…
Evelemedi gevelemedi,
Lafı eğip bükmedi; maslahat bîzar oldu, nabza göre tarihçilik yapmadı.
Çiğ yemedi karnı ağrımadı,
İsa’ya da, Musa’ya da sahip çıktı ama ne İsa’ya ne Musa’ya yaranmaya çalıştı.
Basit/Sade/Yalın baktı; sadece ilim yaptı.
İzzetle yaşadı,
Ve,
Severek anlattığı tarihte hak ettiği yeri aldı…
Gidiyorlar,
Ve eksiliyoruz…
Zaten azdılar ve artık iyice azaldılar…
O iyi insanlar, o güzel atlara binip birer birer gidiyorlar…

Sevgili Hocamız!

İyi ki doğdun, iyi ki yaşadın, iyi ki bizlere muasır oldun.
Tanrı seni cahillerden uzak tutsun,
Ve,
Kabrinde gülümseyen laleler açsın!..

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
islami sohbet
dini chat sohbet odaları