Bayram sevinci mi, vicdan sınavı mı?
Bir Ramazan ayını daha geride bıraktık. Sabırla, dua ile, umutla geçirilen günlerin ardından bayrama ulaştık. Normal şartlarda bayramlar; sevinçtir, kucaklaşmadır, kırgınlıkların son bulduğu, gönüllerin birleştiği müstesna zamanlardır. Ancak bugün, içinde bulunduğumuz tabloya baktığımızda şu soruyu sormadan edemiyoruz: Gerçekten bayramı bayram gibi yaşayabiliyor muyuz?
Ne yazık ki bu yıl Ramazan Bayramı’na buruk giriyoruz. Çünkü sadece kendi ülkemizde değil, İslam coğrafyasının büyük bir bölümünde kan, gözyaşı ve açlık hâkim. Bir yanda bayram sofraları kurulurken, diğer yanda açlıktan kırılan çocuklar, bombalar altında yaşam mücadelesi veren masum siviller var. İşte tam da bu yüzden, bu bayram hepimiz için bir vicdan sınavına dönüşmüş durumda.
Bugün İslam dünyasının içine sürüklendiği tabloyu görmezden gelmek mümkün değildir. Orta Doğu’dan Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada, adeta istikrarsızlık ve kaos hâkim kılınmıştır. Bu durum tesadüf değildir. Siyonist İsrail’in saldırgan politikaları ve onunla paralel hareket eden küresel güçlerin müdahaleleri, bölgeyi bir ateş çemberine çevirmiştir. Bu gerçekliği dile getirmekten çekinmek, hakikati inkâr etmek anlamına gelir.
Filistin’de yaşanan insanlık dramı, artık kelimelerle ifade edilemeyecek boyutlara ulaşmıştır. Gazze’de çocuklar bayramlık yerine kefene sarılıyor. Anneler evlatlarını toprağa verirken, dünya sadece izliyor. Bu tablo karşısında susmak, en hafif ifadeyle vicdansızlıktır. Ama mesele sadece Filistin de değil… İran’dan Suriye’ye, Irak’tan Afganistan’a, Pakistan’dan diğer İslam beldelerine kadar uzanan geniş bir coğrafyada insanlar acı içinde yaşam mücadelesi veriyor.
Her gün yeni bir dram, her gün yeni bir gözyaşı… Açlık, yoksulluk, savaş ve göç… Bu tabloyu sadece dış güçlere bağlayarak kendimizi temize çıkarmak da doğru değildir. Evet, küresel güçlerin müdahaleleri, planları ve çıkar hesapları vardır. Ancak bir o kadar gerçek olan bir şey daha vardır: İslam dünyasının kendi içindeki dağınıklığı, parçalanmışlığı ve basiretsizliği.
Bugün Müslümanlar olarak en büyük sorunumuz; birlik olamamak, ortak bir duruş sergileyememek ve yaşanan acılara karşı yeterince güçlü bir refleks gösterememektir. Herkes kendi sınırları içinde, kendi gündemiyle meşgul. Oysa acı ortaktır, kader ortaktır, sorumluluk ortaktır.
İşte bu bayram, tam da bu yüzden bir dönüm noktası olmalıdır. Sadece kutlama yapmakla yetinilen bir bayram değil; aynı zamanda bir uyanışa vesile olan bir bayram… Müslümanların artık kendine çeki düzen vermesi, yaşananları doğru okuması ve geleceğe dair güçlü bir irade ortaya koyması gerekmektedir.
Bayramlar, sadece sevinç değil; aynı zamanda hatırlamaktır. Unutulanı hatırlamak, görmezden gelineni görmek ve susulan yerde konuşmaktır. Eğer bizler bu bayramda Gazze’yi hatırlamıyorsak, Suriye’deki yetimleri düşünmüyorsak, Afganistan’daki açlığı hissetmiyorsak, o zaman bayramın ruhunu eksik yaşıyoruz demektir.
Diğer yandan, tüm bu karanlık tabloya rağmen umudu kaybetmek de bize yakışmaz. Çünkü tarih boyunca nice zorluklardan geçen bu coğrafya, her seferinde yeniden ayağa kalkmayı başarmıştır. Bugün de aynı iradeye, aynı diriliş ruhuna ihtiyaç vardır. Bu diriliş; sadece siyasi değil, aynı zamanda ahlaki ve vicdani bir diriliş olmalıdır.
Bizler, kalem tutan insanlar olarak bu sorumluluğun farkındayız. Basın sadece haber veren bir mekanizma değildir; aynı zamanda toplumun vicdanıdır. Eğer bu vicdan susarsa, zulüm daha da büyür. O yüzden bizler, nerede bir haksızlık varsa dile getirmeye, nerede bir adaletsizlik varsa karşısında durmaya devam edeceğiz.
Bu bayram; sadece sevdiklerimizle bir araya geldiğimiz değil, aynı zamanda mazlumları hatırladığımız, sorumluluklarımızı yeniden gözden geçirdiğimiz bir bayram olsun. Dualarımız sadece kendimiz için değil, tüm İslam coğrafyası için yükselsin.
Temennimiz odur ki; bu bayram, İslam dünyasının yeniden şuurlanmasına, birlik bilincinin güçlenmesine ve bir dirilişin başlangıcına vesile olsun.
Bu duygu ve düşüncelerle, başta zor şartlar altında görev yapan basın mensuplarımız olmak üzere, aziz milletimizin ve tüm İslam âleminin Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyor; bu mübarek günlerin kanın, gözyaşının ve zulmün sona ermesine vesile olmasını diliyorum.
Kalın sağlıcakla…
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.
