Mehmet Konuk

Mehmet Konuk

Aşka Olan Meylim Senin Yüzünden…

Aşka Olan Meylim Senin Yüzünden…
Hani bazı konular vardır ya; işlendiği zaman alıcısı, meraklısı, izleyicisi epey vardır; kazancı da cepte garantidir. Bunu bilen bazı tiyatro grupları da hemen o konular üzerinden kısa vadede para kazanmak maksadı ile derme çatma bir şeyler karalar, üç beş kişi bir araya gelerek ucuz diye nitelendirebileceğimiz oyunlar yaparlar. Bu tarz oyunlarda genelde sanat kaygısı güdülmez, seviye düşünülmez. Üstüne üstlük adeta ortalama bir zekâ düzeyinden dahi aşağıda sayılabilecek replikler yerleştirmek için büyük bir gayret sarf edilir. Kastettiğim bu konuların en başında da kadın erkek ilişkileri gelir. Dediğim gibi, bu konu, seyirci garantilidir. Çünkü hayatın, daha doğrusu doğanın başat dinamiklerindendir. İnsanlık tarihinde de var olan birçok olay, bu minval üzere cereyan eder zaten. İnsan neslinin devamlılığının, toplumun her alandaki düzeyinin, bazen savaşların ve barışların dahi belirleyicisidir bu ilişki. Durum böyle olunca ve bu durum neredeyse her bireyde olunca ya da en azından şahit olununca elbette seyirci garantili konu hâline gelir.

Yazıya, meraklısı garanti olan konuları basit bir şekilde işleyen tiyatro gruplarından bahsederek giriş yaptım diye, birazdan kritiğini yapacağım oyun için de aynı kanaate olduğum düşünülmesin. Zira bu olumsuz eleştirilerin tam tersi nitelikleri barındıran bir oyundan bahsedeceğim.



İstanbul Komedi Oyuncuları, Aşka Olan Meylim Senin Yüzünden oyunu ile geçtiğimiz günlerde sahnelerdeydi. Oyun, yukarda kastettiğim üslûpla kaleme alınmış ya da sahnelenmiş değil. Aksine kadın erkek ilişkilerinin özellikle evlilik sonrası oturduğu düzlemi, derin bir bakış açısıyla irdeliyor. Oyunu izleyenler veya oyun hakkında malûmata sahip olan kişiler içinde, bu oyunu "çerezlik oyun" diye adlandırılabilecekler olacaktır elbette, ancak ben öyle düşünmüyorum. Kadınlarla erkeklerin evlilik hayatına, sadakate, eş olabilme, beraber yaşayabilme kavramlarına yükledikleri anlamların farklılığını çok yerinde tespitlerle sunuyor.

Gelelim oyuna…

Oyunda belli bir olay örgüsü yok. İki çift arasında geçen kadın erkek kavgalarının, birbirlerinden farklı duygusal yapılarının ortaya döküldüğü bir oyun. Kadınların çok daha ince eleyip sık dokuduğu olaylara, erkeklerin düz bir mantıkla bakmaları, kadınların erkeklere nazaran daha şüpheci yaklaşmaları, erkeklerin aslında kadınlara kıyasla ruhen daha çocuksu duran hâlleri, evlilik sonrası erkeklerin ve kadınların değişim süreçleri, çiftlerin evlendikten sonra geliştirdikleri yeni tutumlar, bu tutumların rutinleşmesiyle beraber ortaya çıkan yeni arayışlar… Oyunun ana fikir çerçevesinin içinde yer alan ve esası besleyen yan fikirler bunlar.



Kayra Şenocak; oyunun hem yazarı hem yönetmeni hem de oyuncularından. Çok iyi bir gözlemle kaleme aldığı belli. Kadınların erkekleri, erkeklerin kadınları tiye aldıkları hâlleri zekice sunmuş. Bu tür oyunları kaleme alan başka yazarların yaptığı gibi sadece bel altı çalışmamış. Sevginin zarafetini, ne olursa olsun ne kavgalar ederlerse etsinler yine de her şeye rağmen birbirilerine sığınan çiftlerin saflığını da vererek, aslında evliliklerde ya da ilişkilerde var olan güzellikleri de bir anlamda gözler önüne sermiş. Ara ara okuduğu şiirler bu güzelliği ve saflığı vermek açısından yerinde olmuş. Yönetmenliğine değinecek olursak maalesef çok sıradan... Herhangi bir mizansen yok desem yeridir. Ev sahibi olan çiftin sık sık salonu terk etmeleri, oda değiştirmeleri fazla; bu giriş çıkışlar azaltılabilir. Şenocak'ın ara ara parmaklarını şaklatması ile beraber oyunu dondurup seyirci ile iletişime girmesi iyi oluyor. Kadınların erkeklere nazaran statik ve geri plânda kalması dikkatimi çeken olumsuz unsurlardandı. Gerçi bu söylediğim kadın oyuncuların oyunculukları ile ilgili de olabilir. Ona da ayrıca değineceğim.

Kayra Şenocak'ın oyunculuğuna gelince… Oyun öncesinde, oyunun başlamasına 20 dakika kalmış olmasına rağmen tiyatro salonunun hemen yanındaki kafede dostlarıyla sohbet ederken gördüğümde bu rahatlığın fazla olduğunu düşünmüştüm lâkin sahnede kendisini izlediğimde "haklıymış rahat olmakta" dedim kendi kendime. Ben, bu kadar rahat ve bir o kadar da esnek oyunculuk ender gördüm. Sanki sahnede değildi, sanki oynamıyordu. Her hareketiyle doğaldı; adeta oyundaki kişiydi. Özellikle sahnenin donduğu anlarda tam bir meddah rahatlığı içindeydi. Selâma çıkışı bile aynı doğallıktaydı. Son olarak naçizane ufak bir önerim olacak; yönetmen olarak, oyunun dekorunu biraz daha zenginleştirirse görsel açıdan daha iyi olur diye düşünüyorum.



Ercü Turan; yazarken bile mimikleri aklıma geldikçe gülüyorum. Sahneye çıktığı anda, "Kesinlikle bu adam çok komik bir tip ve çok güleceğiz" dedim kendi kendime. Yanılmadım. Özellikle sarhoşu çok iyi oynadı. Sarhoş tipte bulduğu mimikler, tikler kendine özgüydü. Bazı cümleleri fasih biçimde anlaşılmadığı için yaptığı espriler güme gitti diyebiliriz ama kelimeleri daha dikkatli bir şekilde telaffuz ederse iyi olacaktır. Ancak hem Kayra Şenocak'ta hem de Ercü Turan'da dikkatimi çeken bir şey oldu. Zil zurna sarhoş iki adamı oynarlarken birden bir şey oluyordu ve aniden o hâlleri gidiyor, ayık kafa bir adama dönüşüveriyorlardı. Bilmediğimiz ya da aksettirmedikleri bir şey varsa onu bilemem ama bu durum rol içinde tutarsız duruyor. İki tecrübeli oyuncu neden böyle bir acemilik yapar, açıkçası şaşırmakla beraber anlam veremedim. En azından Şenocak'ın ara ara sahneyi kesmesi buralara yerleştirilir de ondan sonra sarhoştan aymış kafaya geçilirse, bu acemilik ve tutarsızlık giderilmiş olur.



Özgül Kavruk – Zeynep Aydemir; ikisini ayrı ayrı yazamadım. Çünkü ikisi içinde söyleyeceğim şeyler aynı. Erkek oyuncular, oyunculuk performanslarını üst seviyeye çıkarıp, iç enerjilerini tamamen ortaya dökerlerken, kadın oyuncular olarak çok geri plânda ve sönük kaldılar maalesef. Özellikle Özgül Kavruk'ta mimikler, sözlerdeki vurgular tam gibi görünse de bunları yansıtmada duygudan eser yoktu. O yüzden kadınların sözlerinin birçoğu seyirciden reaksiyon almadı. Oysa oyun ekibi tarafından reaksiyon beklendiği çok belliydi; zira her espriden sonra bir es verilip alkış bekleniyor ve fakat o alkış gelmiyordu.

Hem seviyesi hem de zekâ düzeyi benzeri birçok oyuna nazaran kıyaslanamayacak derecede kaliteli bir oyun görmek, oyun defterime iyi bir oyunu daha eklememi sağladı.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın