11.09.2018 18:50 Güncelleme Tarihi: 14.09.2018 03:28 28743 Okunma

Gürültü kirliliği

Gürültü kirliliği

'Ses' acaba hangi noktada 'gürültüye' dönüşüyor. Elbette tamamen sessiz bir dünyada yaşamamıza imkân yok.

Her duyduğumuz sesin gürültü olmadığını da unutmamak gerekir. Hafif bir müzik, kuş sesleri, bir derenin akışı, kulağınızı ağaca dayayınca ağacın içinde duyulan tılsımlı su sesi insana huzur verir. Sesin uyumsuz, düzensiz, rahatsız edici olması ve gerektiğinde şiddetli çıkması o sesin “gürültü” olarak adlandırılmasına yetiyor.

İnsanların gürültüden şikâyeti çok eski bir geçmişe sahiptir. Milattan 600 yıl önce büyük bir şehir olan Sybaris’te araba, dülger ve demirci gürültüsünden korunmak amacı ile tedbirler alındığı bilinmektedir. Yazıma Robert Koch’un 1910 yılında kaleme aldığı şu cümle ile devam etmek istiyorum. “Bir gün gelecek; insanlar, kolera ve veba gibi gürültüye karşı da amansız bir savaş açmak zorunda kalacaklardır.”

Yurdumuzda henüz yeterince dikkate alınmayan gürültünün neden olduğu hastalıkların tedavisi için günümüzde farklı coğrafyalarda her yıl toplam 80 milyar Avro sağlık harcaması yapılmaktadır. Ayrıca gürültüden kaynaklanan hastalık ve verimsizlikten doğan kayıpları da tesbit etmek mümkün değildir.

Gürültü, konutlar ve iş yerlerinde hem iç mekândan hem de dışarıdan gelebilir. Nüfus hareketliliği ve ulaşım ağlarının gelişmesi gürültü potansiyelini yükseltmektedir. Avrupa’da ve ülkemizde kentlerin büyümesi gürültü kirliliğinin artmasında etkili olan başka bir öğedir.

Gürültü türlerinin sağlığa en belirgin olumsuz etkisi, işitme duyusunda meydana getirebileceği kalıcı hasarlardır. Gürültünün bazı kişilerde davranış bozukluklarına da neden olduğu bilinmektedir. Ayrıca gürültünün birçok iş kazasında ve eğitim hayatındaki başarısızlıklarda önemli bir etken olduğu tıp dünyası tarafından artık kabul edilmektedir. Gürültü, stres ve yorgunluk yaratır, uyumayı zorlaştırır, verimli çalışmayı engeller, baş ağrısına neden olur.

Kısacası gürültünün topluma maliyeti yüksektir. Sadece Fransa’da gürültünün sebep olduğu hastalıkların tedavisi için yapılan harcamalar yılda ortalama iki milyar Avro’yu bulmaktadır. Ülkemizde bugüne kadar yurt çapında kirlilik seviyesini gösteren kapsamlı bir araştırma yapılmamış ve kapsamlı bir gürültü haritası hazırlanmamıştır. 

“Sesin” temel özellikleri şiddeti ve frekansıdır. Sesin şiddetinin ölçü birimi “desibeldir.” 0-30 desibel arası çok sessiz, 30-50 desibel arası sessiz, 50-60 desibel arası orta dereceli gürültülü, 60-70 desibel arası gürültülü, 70-80 desibel arası ise çok gürültülü ortam olarak sınıflandırılır. Uluslar arasında bir sınıflandırma yapılacak olsa, bizim insanımız şüphesiz “en gürültücüler” sınıfında yer almaktadır.

Araştırmacılar, gürültü ile mücadele edilmeyen büyük kentlerde gürültü seviyesinin her yıl 1-5 desibel arasında lineer olarak artış gösterdiğini belirtmektedir. Bu bakımdan birçok ülke gürültü kirliliğinin etkilerini azaltmak amacıyla uzun ve kısa vadeli önlemler almaktadır. Ulaşım araçlarında ve makinelerde yeni ve sessiz teknoloji uygulamaları ile ses azaltılırken bazı Avrupa ülkeleri inşaatlardan gelen gürültü seviyesini düşürmek için yapılaşmaya sınırlama ile birlikte daha bir dizi tedbirler getirilmektedir. Toplu taşımacılık ise daima desteklenmektedir. Trafiği rahatlatmak ve bu sektörden kaynaklanan gürültü kirliliğini azaltmak amacı ile araçların girmesinin yasaklandığı bölgeler oluşturma yanında trafiğin yoğun olduğu yolların çevresine ses geçirmez duvarlar yapılmaktadır.

Alman Umweltbundesamt tarafından gerçekleşen bir araştırma Almanya’da gürültüyü azaltmak amacı ile yılda 3 milyar Avro harcandığını ortaya çıkarmıştır. Avrupa ve Amerika da olduğu gibi gürültü kontrolünde ceza hükümlerini getirmek ve bunları dikkatle uygulamak gerekir. Örneğin, Almanya da ses izolasyonu yeterli olmayan dairenin kiracısının ev sahibine kiranın bir bölümünü ödememesi yönünde mahkeme kararı vardır.

Yapı içindeki insanın gürültüden korunması için duvarlar arasına gürültüye karşı izolasyon yapılmalıdır. Pencerelere de çift veya üçlü cam sistemi tercih edilmelidir. İnşaat sırasında kat döşemesi üzerine elyaflı izolasyon malzemesi ile yüzey şap uygulanarak darbe sesi önlenir.
Kalorifer, hidrofor gürültülerine karşı gürültü kaynağının bulunduğu ortamdaki duvar ve tavana, gürültü emici camyünü, levhalarının önüne ise delikli saç levhalar yerleştirilerek tedbir alınır.

Ev satın alınırken sadece banyo, küvet ve mutfak dolapları veya evin manzarasına bakmak yerine, o binanın depreme karşı dayanıklılığını, ses ve ısı izolasyonunu da araştırmak bilinçli bir tüketici olarak her vatandaşın görevidir.

Büro veya atölyede gürültünün kaynaklandığı yerler, gürültü emme yüzeyini arttırmak için ahşap veya metal çerçeveli panolar içine izolasyon yapılarak delikli duralit cinsi malzeme ile kaplanır.

Sokaktaki vatandaş değişik gürültü kaynaklarından etkilenir. Araçların egzoz sistemlerinin denetlenmesi, şantiye faaliyetlerinin kontrol edilmesi, oto yollarda gürültü kesici duvarların yapılması, hava alanlarının yakınlarına konut yapılmaması gibi tedbirlerle gürültü azaltılabilir. Bağırarak veya gürültülü satış yapan seyyar satıcıların kesinlikle yasaklanması gerekir. Ayrıca, yerleşim alanlarına sanayi tesislerinin açılmasına izin verilmemelidir. Ülkemizde sokak düğünleri, pazarlar ve askere uğurlama konvoyları, motosikletliler, sürekli korna çalan sürücüler ve saygısız futbol holiganları da önemli birer gürültü kaynağıdır.

Eğer bunlar dikkate alınmazsa inanın uzun planda ülkemizin ekonomisi her açıdan zarar görecektir.