Okumanın sorumluluğu

Günümüzde okumak, öğrenim görmek sadece bir meslek sahibi olmak ve bu doğrultuda da çok zengin olmak ve kendi hayat standardını yükseltmek için bir araç olarak görülüyor. Peki, okumak sadece bireysel fayda için midir? Topluma yönelik, devlete yönelik bir fayda olamaz mı?
Okumanın sorumluluğu
Modern dünyanın hayatımıza empoze ettiği “Ben” merkeziyetçi fikir, bizlere gün geçtikçe ülkemize, vatanımıza ve içinde yaşadığımız topluma karşı sorumluluklarımızı unutturuyor. Okumak, en yeni bilgilerle donanmak ve bu bilgileri sadece bireysel çıkarlarımız için değil, ülke menfaati için kullanmak bizim içinde yaşadığımız topluma ve okullarında okuyup, hastanelerinde şifa bulduğumuz devlete karşı sorumluluğumuzdur (Burada devlet kavramı ile iktidar kavramının aynı olmadığını anlatmaya gerek yoktur herhalde).

19. yüzyılda Fransa'da ortaya çıkan modernizm akımı bize sanatla ilgili olumlu gelişmeleri yanı sıra şahsi kanaatimce bencil olmayı, bireysel yaşamayı öğretti. Şu an yaşadığımız toplum içerisinde eksikler, yanlışlar, hatalar olabilir. Ama burada şunu düşünmek lazım: Erkin Koray'ın şarkısındaki gibi “Böyle gelmiş, böyle gidecek korkarım valla” deyip sadece kendimize mi çalışacağız; yoksa kendimizi hem okulla hem de okul dışı öğrenme kaynaklarıyla besleyerek, kişisel gelişimimize azami düzeyde önem vererek bu bilgilerle donandıktan sonra “Ben ülkem için ne yapabilirim?” sorusunu düşünüp, ülkemize katkı sağlamaya mı gayret göstereceğiz? Şüphesiz ben de birçok genç gibi ikinci yolu tercih ederdim.

Şimdi gözlerinizi kapatıp bir düşünmenizi rica ediyorum. Atatürk iyi yetişmiş, bilgi dolu bir Osmanlı subayıyken sadece kendi çıkarlarını düşünüp, ülkeyi kurtarmak yerine İtilaf Devletleri ile iş birliği yapsaydı, sonuç ne olurdu? Ama Atatürk yapamazdı. Çünkü o, vatanına aşık birisiydi. Vatanına aşık olan birisi vatanı sıkıntıdayken kendini düşünemez. Ama maalesef ki günümüzde bazı gençlerin iktidar ve devlet kavramını birbirine karıştırıp kendi ülkesine sırt çevirdiğini, kolayı seçerek Avrupa ülkelerinden medet umduğunu görüyorum. Bunu yaparken Atatürk'ün yolundan gittiklerini söylemeleri daha da acı verici bir durum. Türkiye'de yaşamanın zor olduğunu biliyorum. Ama her zoru gördüğümüzde gideceksek kaç ülke değiştirmemiz gerekecek? Gittiğimiz her ülke bize kucak mı açacak veya her şey güllük gülistanlık mı olacak?

Biz Türk gençlerine düşen kaçıp, gitmek değildir. Bize düşen en üst seviye, en modern bilgilerle donanıp kah yaptığımız işte, kah görev aldığımız sivil toplum kuruluşlarında ülkemizi daha iyi seviyeye getirmek için can ile, baş ile çalışmaktır…

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
  • REŞAT BAĞCIOĞLU
    tebrik ederim Taha. Güzel fikirlerini takdir ediyorum