Küresel Kırılmanın İşaretleri
ABD-Çin rekabetinin sertleşmesi, Ukrayna savaşıyla Avrupa güvenlik mimarisinin zayıflaması, Ortadoğu’daki derinleşen çatışmalar ve Afrika’daki nüfuz mücadeleleri, uluslararası sistemi belirsiz bir eşiğe taşıyor.
7 Ekim’de başlayan Aksa Tufanı ve ardından Gazze’de yaşananlar ise bu kırılmayı adeta sürekli bir jeopolitik depreme dönüştürdü.
Gazze ve Türkiye’nin Ahlâkî Ağırlığı
Gazze krizi, Türkiye’nin uluslararası diplomasideki ahlâkî ve siyasî duruşunu öne çıkaran başlıca dosya haline geldi.
İnsanî yardım, ateşkes çağrıları ve uluslararası hukuk vurgusu ile Türkiye;
- Küresel Güney’de
- İslâm dünyasında
- Batı kamuoyunda
Kaçınılmaz Jeopolitik Karşılaşma
İsrail’in Gazze sonrası saldırganlığını genişletmesi, Türkiye ve Suriye’yi de hedef alan yeni bir gerilim hattı oluşturuyor. Bu durum, bölge için barışçıl kalkınma vizyonlarının ortasında duran büyük bir risk olarak öne çıkıyor.
Türkiye açısından bu ihtimal artık stratejik vizyonun bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Ukrayna-Rusya Savaşı: Benzersiz Diplomatik Konum
Türkiye;
- Montrö Sözleşmesi’nin uygulanması
- Tahıl koridoru
- Esir takasları
Suriye, Irak ve Kafkasya’da Artan Etki
- Suriye: Türkiye, yüzyıl sonra bölgeye güçlü ve belirleyici bir aktör olarak geri döndü.
- Irak: Bağdat-Erbil hattı, enerji ve ticaret projeleriyle Türkiye’yi vazgeçilmez ortak konumuna taşıdı.
- Kafkasya: Karabağ sonrası oluşan yeni dengede Türkiye, Güney Kafkasya güvenlik mimarisinin asli unsurlarından biri oldu.
Libya’da verilen destek, Doğu Akdeniz enerji denkleminde Türkiye’nin elini güçlendirdi.
Somali ve Afrika Boynuzu’nda ise Türkiye; güvenlik, kalkınma ve diplomasi alanlarında “zorunlu arabulucu” rolüne yükseldi. Somali–Etiyopya krizinde üstlenilen arabuluculuk bu etkinin somut göstergesi oldu.
Kalıcı Bir Küresel Aktör
Tüm bu tablo, Türkiye’nin yükselişinin geçici bir konjonktür değil;
- Dünya barışı
- Enerji güvenliği
- Göç yönetimi
gibi başlıklarda yeni uluslararası düzenin kalıcı bir parametresi haline geldiğini gösteriyor.
