Ortadoğu satrancı: İran, İsrail ve ABD arasında Çin hamlesi
İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki gerilimi yalnızca bölgesel bir çatışma olarak görmek eksik bir okuma olur. Çünkü bu satranç tahtasında görünen taşlar kadar, görünmeyen hamleler de vardır. Son yıllarda yaşanan gelişmeler dikkatle incelendiğinde şu soru giderek daha çok soruluyor: Acaba bu gerilim, aslında daha büyük bir rekabetin yani ABD ile Çin arasındaki küresel güç mücadelesinin dolaylı bir sahnesi mi?
ABD’nin Ortadoğu’daki askeri varlığı yeni değil; ancak son dönemde yapılan hamleler sadece İran’ı sınırlamaya yönelik gibi görünmüyor. İran, enerji kaynakları ve jeopolitik konumu nedeniyle Çin için önemli bir ortak. Çin ekonomisinin büyümesi büyük ölçüde enerji akışının kesintisiz devam etmesine bağlı. İşte tam bu noktada Ortadoğu’daki her kriz, yalnızca bölgeyi değil Asya’daki güç dengelerini de etkileyebilecek bir potansiyele sahip oluyor.
Sanki perde arkasında şöyle bir hesap yapılmış gibi görünüyor: Eğer İran sürekli baskı altında tutulursa hem bölgedeki dengesi zayıflar hem de Çin’in bu ülkeden elde ettiği stratejik avantaj sınırlanır. “Suyu bulandırmadan balık tutulmaz” derler; bazen büyük güçler de belirsizlik ortamını kendi lehlerine kullanır. Ortadoğu’daki gerilim arttıkça enerji yolları daha hassas hale gelir ve bu durum küresel ekonomide yeni kırılganlıklar yaratır.
Bir diğer dikkat çeken nokta da askeri ve siyasi mesajların yönüdür. ABD’nin bölgedeki askeri yığınakları ve İsrail’e verdiği güçlü destek yalnızca İran’a değil, aslında daha geniş bir coğrafyaya gönderilen bir mesaj gibi okunabilir. Bu mesajın satır aralarında şu düşünce yatıyor olabilir: Küresel düzen hâlâ Washington’un kontrolünde ve stratejik bölgelerde söz sahibi olan güç değişmiş değil.
Öte yandan Çin doğrudan bu çatışmanın tarafı değil. Ancak ticaret yolları, enerji anlaşmaları ve diplomatik ilişkiler üzerinden bölgeyle güçlü bağlar kurmuş durumda. Bu nedenle Ortadoğu’daki her sarsıntı Pekin’in uzun vadeli planlarını da etkileyebilir. Belki de bu yüzden bazı analistler, yaşananların yalnızca bugünün gerilimi değil; gelecekteki büyük güç rekabetinin hazırlık sahnesi olduğunu düşünüyor.
Elbette kesin hükümler vermek kolay değil. Uluslararası siyaset çoğu zaman görünenin ötesinde hesaplar barındırır. Fakat tarihe baktığımızda büyük güçlerin rekabetinin çoğu zaman doğrudan değil, dolaylı cephelerde yaşandığını görürüz. Bugün Ortadoğu’da yükselen gerilim de belki böyle bir dönemin habercisidir.
Sonuç olarak İran, İsrail ve ABD arasındaki çatışma sadece üç ülkenin meselesi olarak okunmamalıdır. Bu gerilimin gölgesinde, küresel güç dengesini yeniden şekillendirebilecek daha büyük bir rekabetin izleri de bulunuyor olabilir. Kimi zaman tarih, en büyük hamlelerin en görünmeyen yerlerde hazırlandığını bize hatırlatır. Belki de bugün yaşananlar, yarının büyük satranç oyununda sadece bir açılış hamlesidir.
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.
