Petrol fırtınası ve Amerika-İran arasında al takke-ver külah ilişkisi

Petrol fırtınası ve Amerika-İran arasında al takke-ver külah ilişkisi

Petrol ve Petrol lojistiği…
Bütün küresel gelişmelerin, değişimlerin ve hatta geri gidişlerin zırt dediği nokta.
Küresel gelişmelerin yani Yeni Dünya Düzeni çalışmalarının başka parametreleri yok mu? Elbette var ama diğer pek çok ana parametrenin de belirleyicisi veya tetikleyicisi yahut da katalizörü petrol ve petrol lojistiğidir…
Kimileri her ne kadar küresel enerji çeşitliliğinden -alternatif enerji kaynaklarının kullanıma girmesinden- dem vurup; petrolün denklemdeki payının azaldığını iddia etse de petrolün fırtına etkisi hala güçlü, hala bir numara.

Dikkat edin:

-Amerika için ilk hedef neden Venezuela oldu?
Tabi ki petrol.
-Amerika, Suriye iç savaşını neden sonlandırıldı? Sadece İsrail için mi? Tabi ki hayır… Petrol lojistiği için yeni ve kendi kontrollerinde karasal hatlar kurulması için.
-İran neden hedefe konuldu; bir savaş başlatıldı ve hala örtülü-açık bir boyutta sürdürülüyor?
Tabi ki petrol için.
-İran savaşı neden geldi Hürmüz Boğazında kilitlendi?
Tabi ki küresel petrol lojistiğinin hasım ve hedef ülkeler üzerinde oluşturacağı yapıcı ve yıkıcı etkileri için…
-Bu esnada Libya’da Hafter güçlerinin önemli bir komutanı neden öldürüldü?
Küresel petrol ihtiyacında Libya alternatifini de kontrolde tutmak için.
-Körfez ülkeleri neden birbirinden koparıldı ve daha küçük/daha lokal ve çoklu ittifaklar oluşmaya başladı?
Tabi ki petrolün küresel belirleyici etkiselliğinin ziyadeleşmesi nedeniyle…
-Rusya-Ukrayna savaşında, Rus petrol tesisleri neden Ukrayna’nın ana hedefi haline geldi?
Tabi ki küresel petrol denkleminin uygun görülen vakte kadar düzelmemesi ve krizsel realitenin devam etmesi için.
-Peki, bütün bu gelişmeler ve özellikle de Basra Körfezinde/Hürmüz Boğazında yaşanan petrol lojistik krizi ve Ukrayna’nın Rus petrol tesislerine saldırıları en çok hangi ülkenin petrol lojistiğine ve ülkesel üretim kapasitesine darbe vuruyor?
Tabi ki Çin…

Arkadaşlar!
Bana şimdi kalkıp da, bunlar tesadüfen oluyor veya ülke bazlı politikalar neticesinde ortaya çıkıyor diyebilir misiniz.
Evet diyebilirsiniz, serbestsiniz ama emin olun demiş olmanız sadece hamaset ve fantastik yorumlamadan öteye geçmez.
Çünkü 1970’lerle birlikte petrolün küresel belirleyiciliğini birincil hale getiren ve hatta Amerikan dolarının rezerv para özelliğini petrole endeksleyen belirleyici güç ve etkili bir akıl, bugün de yeni nesil form ve pratiklerle petrol fırtınası estirip yeni bir küresel dizayn realizasyonu gerçekleştiriyor.
Hatta petrol üzerinden ülkesel kader belirleme ve başta Trump ve Netenyahu da olmak üzere pek çok rejim/devlet ve pek çok liderin geleceğine dair projeksiyon yapmakta...
Açıkçası küresel petrol manipülasyonunun Trump ve Netenyahu’nun kaderindeki etkileri pek yakında/2-3 ay içinde göreceğiz.
Ama asıl olansa, küresel lojistik zincirini elinde tutan 3 boğaz ve iki kanalın hem etkinliğinin devam edip etmeyeceğini, hem de yani koşullar çerçevesinde kullanım kılavuzlarının nasıl belirlenip kimin hakimiyetine gireceğini göreceğiz.

Misal:
Irak’tan başlayıp Kuzey Suriye’den geçip Tartus limanıyla Akdeniz’e ulaşacak yeni bir petrol bir boru hattı…
Misal:
Hürmüz Boğazı için bir nevi Montrö Sözleşmesi gibi bir uluslararası kayıtlama yapılarak buradaki İran tasarrufunun azaltılması veya başka bazı güçlerin mutasarrıf haline gelebilmesi.
Hakeza, şimdilik Husi’lerin/Yemenlilerin kontrolünde görünen Babü’l Mendeb boğazının nasıl bir kontrol mekanizmasına kavuşacağı…
Keza, Süveyş Kanalı’nın önemsel boyutunun azalıp azalmayacağı…

Arkadaşlar!
Demem o ki artık hem küresel ölçekte hem de Ortadoğu özelinde bölgesel boyutta hiçbir şey eskisi gibi kalmaya muktedir değildir.
Küresel eski düzenin yıkımına paralel şekilde Ortadoğu’daki statüko da yıkılıyor ve yeniden kuruluyor.
100 yıl geçse de; yeni bölgesel/küresel denklemin sınırlarını yine petrol çiziyor.
Her şey değişmeye başladı ve bu değişim süreci sonuna kadar gidecektir.
Başlatılan bu petrol fırtınasının yakında gıda ve ülke sanayileri üzerinde devasa etkisinin ete-kemiğe bürüneceğini hep birlikte göreceğiz.
Keza yeni nesil kavimler göçüne,
Hakeza yaşanacak gıda krizleriyle yaşanacak ülke içi kargaşalara…
10 yıl önce yazmaya başladığım ana konu Yeni Dünya Düzeni idi.
Önümüzdeki 10-15 yılda her şey değişecek-çok şey değişecek demiştim de; pek çok kişiye hikaye gibi gelmişti.
10-15 yıl çabuk geçti ve hep birlikte görüyoruz ki neler değişti neler…
Siz daha durun; gerisi gerisinde… Turpun büyüğü düzenin efendilerinin heybesinde.
Petrol turpu sahneye sürüldü -hem de en acısından-; ne kadar acıtacağı çok değil 1-2 yıl içinde yaşanacak!

Son olarak:

Görünene göre hüküm vermeyin ve görüntüye aldanmayın.
Size söyleyeyim; Amerika’nın bölgemizdeki en büyük müttefiki İran’dır.
Çünkü Amerika’ya her zaman müdahale zemini sağlayan, bölgemize gelmesine sebep olup “gel gel” eden, küresel lojistik sistematiği ve dolayısıyla da güç ve akıl sahiplerinin kurduğu oyunun tıkır tıkır işlemesini sağlayan ters manyel bir müttefiktir İran!
Çünkü düşman olmazsa düşmanlık da olmaz. Düşmanlık olmazsa saldırı gerekçesi de oluşmaz.
O yüzden Amerika-İran ilişkisi al takke-ver külah ilişkisinden başka bir şey değildir ve henüz miadı dolmadığı için de bitmemektedir!


Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
islami sohbet
dini chat sohbet odaları