Ortadoğu'da satranç tahtası: İran, İsrail ve ABD arasında güç mücadelesi

Ortadoğu'da satranç tahtası: İran, İsrail ve ABD arasında güç mücadelesi

İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki gerilim, bugünün meselesi değil; kökleri onlarca yıl öncesine uzanan karmaşık bir güç mücadelesidir. Özellikle 1979’daki İran İslam Devrimi sonrası İran’ın Batı karşıtı ve İsrail’i tanımayan politikası, bölgedeki dengeleri kökten değiştirdi. ABD ise Ortadoğu’daki en yakın müttefiklerinden biri olan İsrail’in güvenliğini kendi stratejik çıkarlarının merkezine koydu. Böylece üçlü denklemde her hamle, satranç tahtasındaki bir taş gibi hesaplanmaya başladı.

İran’ın bölgedeki etkisini artırma politikası; Lübnan’da Hizbullah, Gazze’de Hamas ve Yemen’de Husiler gibi aktörler üzerinden yürüdü. Bu durum İsrail açısından bir “kuşatma” algısı oluşturdu. İsrail ise güvenlik doktrinini önleyici saldırı ve caydırıcılık üzerine kurdu. ABD de bu stratejiyi askeri, diplomatik ve teknolojik destekle güçlendirdi. Çünkü Washington açısından mesele yalnızca İsrail’in güvenliği değil; enerji yolları, askeri üsler ve küresel güç dengesi meselesidir.

Peki İran neden İsrail üzerinden hedef alınıyor? Bunun birkaç temel nedeni var. Birincisi, İsrail ABD’nin bölgedeki en güçlü askeri müttefiki. İran’a doğrudan büyük ölçekli bir saldırı küresel savaşı tetikleyebilir. Ancak İsrail ile yaşanan gerilim, daha “kontrollü” bir çatışma alanı oluşturuyor. İkincisi, İran’ın nükleer programı. Tahran yönetimi nükleer kapasitesini artırdıkça İsrail bunu varoluşsal bir tehdit olarak görüyor. “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” denir; fakat burada dumanın kendisi bile taraflar için alarm sebebi oluyor.

ABD açısından ise İran’ın bölgesel nüfuzunu sınırlamak, Çin ve Rusya ile kurabileceği stratejik bağları zayıflatmak anlamına geliyor. İsrail bu politikanın sahadaki uzantısı gibi hareket ediyor. İran da doğrudan büyük bir savaşa girmek yerine dolaylı yollarla cevap veriyor. Böylece taraflar açık savaş yerine vekâlet çatışmalarıyla güç test ediyor. Adeta “taş yerinde ağırdır” misali, herkes kendi alanında üstünlük kurmaya çalışıyor.

Sonuçta bugün yaşanan her sıcak gelişme, yılların birikmiş geriliminin yansımasıdır. Bu sadece iki ülkenin kavgası değil; küresel güç dengelerinin çarpışmasıdır. Bölge halkları için ise olan biten, büyük hesapların gölgesinde yaşanan belirsizliktir. Tarih gösteriyor ki Ortadoğu’da hiçbir kriz tek başına doğmaz; her olay, geçmişin izlerini taşır ve geleceğin risklerini büyütür

Gündeme dair bir sonraki yazımızda buluşmak ümidi ile.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
islami sohbet
dini chat sohbet odaları