Afganistan nereye gidiyor ve Türkiye için durum ne?..

Afganistan nereye gidiyor ve Türkiye için durum ne?..

11 Eylül 2001'de El-Kaide militanlarınca New York'ta ikiz kulelere saldırı sonrası Amerika Afganistan'ı işgal etti.
Takriben 20 yıl geçti ve şimdi çekiliyor.
Çekilmesinin birkaç nedeni var.
130 bin civarında askeri güç  bulundurmasına ve bölgeye her türlü saldırı/savunma enstrümanı getirmesine rağmen Taliban'ı yok edemediği ve hatta Vietmanvari bir yenilgi yaşadığı bir gerçek.
Kaldı ki; Afganistan pozisyonu, ekonomik açıdan da Amerika için ciddi bir yük olmaya başlamıştı.
2 Trilyon doları aşan bir maliyet ve bunun sürekliliği Amerika için sürdürülebilir/kabul edilebilir olmaktan çıkmıştı.
Bunlardan daha önemlisi, aslında Trump döneminde başlayan ve Biden'le birlikte alenileşen yeni konsept.
Yeni Dünya dizaynında yeni düşman oluşturulması.
Ki, Biden geçtiğimiz günlerde yapılan G7 ve NATO zirvelerinde bunu açıkça dile getirdi ve yeni düşmanın Çin olduğunu deklare etti.

ABD, Afganistan’dan çekilmeyle bir taşla birkaç kuş vurmayı hedefledi/hedefliyor.
Birincisi, gücünü toplayarak ve hatta dağıttığı gücü tek noktaya odaklayarak Çin'e yönelmek istiyor,
İkincisi ise; Afganistan üzerinden Çin-Rusya-İran arasında bir ihtilaf oluşmasını tezgahlıyor.
Çünkü bu üç ülke de, Afganistan'a komşu ve ülkesel menfaatleri var.

ABD açısından böyle bir pozisyon oluşurken Türkiye Afganistan’a gidiyor/gidecek; Kabil havalimanının güvenliği ve işletmesini sağlayacak…

Bunda da ne var ki; biz zaten, neredeyse 20 yıldır Afganistan'da askeri güç bulunduruyorduk denebilir.
Evet, öyle…
Kaldı ki; Afgan devleti ve halkı Türkiye/Türkler ve ülkesinde bulunan Türk askerini sever mi; evet sever.
Afgan Devlet Güçlerine karşı savaşan Taliban'ın Türkiye ile bir problemi var mı; yok.
Bu bağlamda ve bugüne kadarki süreç doğrultusunda değerlendirme yapacak olursak; Afganistan'da NATO gücü kapsamında olan Türk askerleri dünden-bugüne, çok önemli ve değerli bir misyon üstlendi.

Taliban bile, buna hassasiyet gösterdi ve sözkonusu Türk askerleri olunca; zaman zaman bilindik reflekslerinden bile geri adım attı.

Mesela, Türkiye'nin bir ricasıyla Türkmen bölgesine saldırmaktan geri durabildi.
Afganistan kim için çok önemli?
Çin, Rusya, İran, Pakistan…
Neden?
Çünkü Afganistan'a komşu ülkeler(Rusya doğrudan komşu olmasa da geçmiş yaşanmışlık ve Kırgız ve Tacikistan üzerinden coğrafi olarak da konunun içinde).

O halde Türk askerinin Afganistan'a gitmesi ve Kabil Havalimanını korumasında ne mahzur var?
Kanımca, bunun cevabı sorunun içinde gizli…
Kimin isteğiyle/kimden koruyacak/bilinen tehlike kim?
Amerika'nın isteğiyle Taliban'dan koruyacak.
Evet, Taliban'ın bizimle bir problemi yok ama bu organizasyon bizi doğal olarak Taliban'la karşı karşıya getiriyor.
Tam da, risk burada…

Bize düşman ve hasım olmayana karşı, bir konumlanmaya geçiyoruz.
Amerika çıkıyor ama yerini, kısmen de olsa boş bırakmıyor.
Kime karşı?
Taliban'a…

Şuanda Taliban’ın Afganistan’da pozisyonu nedir?
Takriben, ülkenin bir rivayete göre %55 gibisini, başka bir deyişle %70'e varan bölgesini kontrol ediyor ve her geçen gün ilerleyişini sürdürüyor.

Hatta Amerika'nın çekilme sürecinden sonra ilerleyişini hızlandırdığı bir realite.
Başka bir deyişle; şehir merkezlerinin haricinde kırsal ve taşranın tamamı Taliban kontrolünde.
Öyle ki, şuanda Kabil Havalimanının 45 km. yakınında konuşlanmış durumdalar.
Aslında daha önemlisi; Taliban eski Taliban değil.
Meşruiyet ve legalite kazanmak için daha diplomatikleşen ve adeta en güçlü muhalefet partisi gibileşmeye çalışan bir zihniyete gelmiş durumdalar.

Moskova'da/Rusya hakemliğinde Afgan hükümet yetkilileriyle görüşebiliyorlar.
İran Devrim Muhafızları ve dini otoriteyle bir araya gelebiliyor ve Katar'da Çin devlet yetkilileriyle ortak menfaat oluşumu için konuşabiliyorlar.

Yani, dünün radikal/aşırıcı ve sadece çatışmacı Taliban'ı, bugün "faydacılık" refleks ve mülahazasıyla hareket edebiliyor.
Hatta El-Kaide gibi bir terör örgütünden kendini uzaklaştırmaya başlayabiliyor.
Ama, görüşme yaptıkları ülkelerin en önemli özelliği ABD'ye hasım olan ülkeler olması ve bizim de Amerika ile hareket ediyor olmamız manidar ve dikkat edilmesi gereken en önemli husus.

Taliban, böylesi bir değişim içindeyken Türkiye'nin Kabil Havalimanı güvenliği için gitmesine çok da sıcak bakmayabilir.
Sadece "Afgan halkı bizi sever" demek; bence, biraz diplomatik körlük ve Afganistan'ı iyi/doğru okumamak olur.

Keza, şunu da söylemeden geçemeyeceğim.
Taliban Afganistan yeraltı kaynaklarının farkında.
2 Trilyon doları aşan rezervler ciddi bir koz ve Taliban yönetimi bu inisiyatifi tam-tekmil ele geçirerek, bu kozu kullanmak istiyor.

Bu bağlamda baktığımızda, artık Afganistan'da yumuşak güç/ekonomik koz gündeme gelmiş durumda.
Taliban cihetiyle özetleyecek olursak; Taliban bizi hedef almıyor, bizim gidişimiz Taliban'a karşı gibi oluyor.
Başta Erdoğan olmak üzere Türk Devlet yetkililerinin bu noktaları nazarı dikkatten uzak tutmayacakları/tutmadıkları kanaat ve inancındayım.

Eminim ki, çok boyutlu bir risk/kazanç analizi yapılmış, ne getirir/ne götürür masaya yatırılmış ve muhtemel öngörüler değerlendirmeye tabi tutulmuştur.

Afganistan’dan olası göç riski…
"Zaten düzensiz şekilde, üçer-beşer gelen oluyor,
Bugüne dek kayda değer bir sorun olmadı,
Bunu neden söyleme ihtiyacı hissettin ki…"
 denebilir.
Ama bu defa durum farklı,
Taliban ilerleyişi hızlandı.
Doğal olarak devlet kontrolündeki bölgelerde yaşayan Afgan'lar için, ciddi bir ölüm-kalım riski başgösteriyor/daha da artacak gibi.

Ki, son günlerde bunun işaretlerini görmeye başladık.
Taliban'dan ve hatta ekonomik sıkıntılar nedeniyle kaçan Afganlıların ilk hedefi Türkiye.
Geçiş güzergahı ise, İran ve son durak Türkiye.
Bizden de Avrupa'ya gidebilen gidiyor; %80 civarı ise Türkiye'de kalıyor.
Üstelik, İran bu göçe yol veriyor ve hatta devrim muhafızları katar katar göç kafilelerinin Türkiye sınırının sıfır noktasına gelmesini sağlıyor.

Buna bir de, düne kadar Taliban'la kanlı bıçaklı İran'ın, ABD düşmanlığı paydasından hareketle, aralarını düzeltmesini ve Taliban'ın yönetime gelmesi, veya yönetimde etkili olacak yeni bir durum oluştuğunda, İran için muhtemel ekonomik faydaları da ekleyince; İran bu göç organizasyonunu seve seve yapacaktır/yapar…

Hakeza, bu göçlerle Türkiye'yi sıkıntıya sokmak, İran'ın çıkarlarına gayet de uygundur.
Durum böyleyken;
Şuanda ortalama haftalık, bin-ikibin Afgan kaçak göçmen sınırlarımızdan giriyor ise,
Ve, Afganistan'dan Türkiye sınırına ulaşmak ortalama 15-20 gün alıyorsa; Ağustos ayından sonra ciddi bir Afgan göçüyle karşı karşıya kalabiliriz.

Milli güvenlik Kurulunun, yetkililerin, özellikle güvenlik birimlerinin bu konuyu birincil gündem yapması elzemdir.
Suriye'den gelen göçle baş etmekte ciddi sıkıntılar çekerken; 100-200 bin veya daha fazla Afgan göçmenin sınırlarımıza yığılması ve Türkiye'ye girmesi ciddi bir sorun oluşturacaktır.

Bu riske, İran sınırımızın coğrafi özelliklerini de eklersek; önemli bir sorunla karşı karşıyayız demektir.
Dikkatli olmak zorundayız.
Yoksa, tıpkı Suriyeli mülteciler meselesinde olduğu gibi, bu defa da Afgan mültecileri kucağımızda buluruz.
Mülteci kabağı yine bizim başımızda patlar!...

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
  • Ertan Karaman
    Kaleminize sağlık.Sizinde değindiğiniz gibi Devlet aklı getiri ve risklerini hesaplamıştır.Yoksa laf olsun diye binlerce km öteye macera için gidilmeyeceği katidir.Taliban ın nerdeyse hakim olduğu çin,Rusya ,Pakistan ,Tacekistan gibi ülkelere sınır olan Afganistan da örtülü çıkarlarımız mutlaka vardır diye düşünüyorum .Kaldıki Büyük devlet olmak dünyadaki her coğrafyada olmaktan ve ihtiyaç duyulmaktan geçer.
  • Mutlu E.
    Mükemmel yazı. Kaleminize sağlık her şey net hakkımızda hayırlısı olsun