'Barış Pınarı Harekatı' durduruldu..

Ve mutabakata varıldı…
'Barış Pınarı Harekatı' durduruldu..

Kim kazandı, kim kaybetti.
Sahada kazanan kim, masada kaybeden kim…
Şöyle veya böyle; Barış Pınarı Harekatı durdu.

ABD’ye bakarsan kendi, tüm dünya ve insanlık kazandı.
Bize göreyse  başarılı bir anlaşma yapıldı.
Bana göre biz kazandık/kaybettik veya ABD kaybetti/kazandı yorumu yapmak için hala erken.

ABD’ye bakarsan, YPG/PYD/PKK’yı kurtardı.
Türkiye’ye bakarsan istediğini elde etti ve “güvenli bölge” olayını kabul ettirdi.

Bana göre ABD, YPG/PKK’yı himayesine alarak ve kullandığı bu aparat örgütü 32 km’nın altında güvene aldı.
Ama mutabakatın maddelerine bakınca çoğunun ucu açık ve kesin hüküm ifade etmediğini görürüz.
YPG/PKK tehlikesi ortadan kalkmış değil ve şimdi de sınırlarımızın 32 km güneyinde yine komşu tehlike olmaya devam ediyor.

Kobani’ye dokunamıyoruz.
Kamışlı ve Haseke’ye giremiyoruz.
Öyle bir hal aldı ki; biz istediğimiz güvenli bölgeyi oluştururken ABD de YPG/PKK için bir güvenli bölge oluşturmuş oldu.

Ama bundan ve bu anlaşmanın henüz belirsiz haldeki sonucundan daha beteri ABD bizi bölgenin kimi yerlerinde  Rusya ile başbaşa bıraktı.

Şimdi 22 Ekim’deki Rusya görüşmesine kilitlendik.
Ama Rusya ile iletişim, görüşme ve uzlaşma ABD’den daha beter olacaktır.
Sürekli Rusya ve Putin’le ilgili sıkıntı, öngörülmezlik ve tehlikeye parmak basmıştım.
Hatta Rusya ile ilişki Ayıyla yatağa girmek gibidir demiştim.
Asıl zorlu süreç şimdi başlıyor.
ABD Rusya ile anlaşabiliyor.
Rusya İran’la anlaşabiliyor.
Çin Rusya ile Türkiye karşıtlığında ittifak edebiliyor.
Ve en önemlisi Suriye’nin isteğiyle ülkeye gelen bir Rusya var ve biz Rejimle iletişimi Rusya üzerinden sağlıyoruz.

Denklem ve tablo böyleyken ABD şimdi bizi adeta Rusya’nın kucağına itti.
Rusya ile ilişki duygusallık kaldırmaz.

Düşünün; PKK’nın Moskova’da ofisi var ve YPG/PKK Rusya tarafından terör örgütü olarak görülmüyor.
Hal böyleyken şunu gözardı edemeyiz; güvenli bölge çerçevesinde Rusya bize bazı bölgeleri bırakmayabilir ve hatta bazı bölgelerden çıkmamızı bile isteyebilir.

ABD ile ilişkimiz  türünden bir iletişimi Rusya ile sürdüremeyiz.
Ben asıl şimdi kaygılıyım.
ABD ile mutabakat görüşmelerinden ve varılan mutabakattan daha kaygılıyım.
Bugünden uyarmak istiyorum.
Pek çok duyumlar alıyorum ve Rusya’nin ellerini ovuşturduğunu görüyorum.
Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere Rusya’ya gidecek tüm diplomatik heyetimizin çok dikkatli olması, akıl ve akılcılığı elden bırakmaması ve soğukkanlı  davranması şarttır.

ABD ile yapılan anlaşmaya dair konuşmak için çok erken.
Çünkü anlaşma maddelerinin pratiğe geçirilmesinde aynı duyarlık olacak mı, olmayacak mı…
Kanımca belirleyici ve netleştirici olan budur.
ABD ile varılan mutabakatın rehavetine sakın kapılmayalım.
Çünkü asıl zorlu olan Rusya ile yapılacak görüşmelerdir.
Bir de kalkıp ABD ile yapılan mutabakatı bir zafer veya hezimet gibi göstermeye çalışılmasın.
Neticede bir mutabakata varıldı ama sonuçları henüz belli değil.
Kimse bunu olumlu/olumsuz iç siyaset malzemesi yapmamalı.
Çünkü sorun varsa hepimizin sorunudur.
Başarı varsa da hepimizin başarısıdır.
Ama yapmamız gereken; sükunetle,  birlik-beraberlik içinde bundan sonrasını görmek ve  takip etmek olacaktır.

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
  • Ebru Aygün
    Tüm gelişmeleri en güzel Şekilde yazılarınızdan takipteydim.Ülkemiz için en hayırlısı olsun ınsallah
  • Kenan Coşar
    Objektif bakış açısıyla olayı değerlendirdiğiniz için teşekkür ederim