Erkan Yılmaz

Erkan Yılmaz

Ya düşte gör ya düş de gör

Ya düşte gör ya düş de gör

Bekle ve gör…
Akıl kör…
Herkes alim, kimse muallim, herkimse aktör…
Yorgun otokratör… Gerontokratik rejisör… Kılıçdar pasör… Ada’da aşıcı bir Pastör…
Etraf, bir dolu sör…
Ve ahali; garibim, fır dönen vantilatör…
Bekle ve gör…
Animatör iş başında, voltalıyor simülatör.
Zavallı orta sınıf…  Sıfırlanmış kredi kartı; artık mecburi donör…
Dar gelirli…
Sessiz yakarışta; “Kendimden geçtim; bari çocukları gör!”
Ama nafile…
Hangi söz işler ki file…
Cep delik bomboş file…
Cuma’da selamlık, haremlik defile…
Arzular şelale,
Vurun sefile…
N’olacak ki;
Şerefsiz moderatör, konuk provokatör; mahalle yanıyor menzil kuaför…
Ne hikmetse;
Sadece “Nan” diyen ahali nankör…

Bekle ve gör…

Maliyenin başında bir sör,
Elinde reçete; hem de üç faktör…
“Yaz gelecek çayır-çimen bol olacak” diyor; bu İngiliz organizatör!
Vergisel direktör, adil bölüşüme kör; ahali sadece  sektör!

Bir kısım ahali!
Sen hala bekle; 250 bin liralık Aile Kredisiyle apardığın bebekle…
Bekle,
Aç boğaza bir boğaz daha ekle,
İmanını sömürten o ahmak teslimiyetle…
Ey ahmak-ül hümakadan tahammuk etmiş akl-ı evvel kör!
Bekle ki; bu defa ebenin örekesinin tillahını gör!
İşte o zaman,
Belki anlarsın; nan mı kör, kim nankör, kimdir imanlı sandığın mücrim ajitatör!

Bekle ve gör…
Kıçındaki don yırtık,
Ayakkabın yırtık pırtık,
Cebin batık, kafan tık tık, yalanlara alışık; sofrandaki taam, pazarcıdan kalan artık!
Geberiyorsun artık,
Ama,
Aklın hala kör!

Ey dipdiri murdar!
Biliyorum; hala bir beklentin var…
Sanıyorsun zaar; belki düşeş gelecek o zar…
Şaşarım sana; bekledin bunca pazar tek sermayen ahuzâr…
Beklemesene davar! Umut artık kapı-duvar….

Sen!
Bekleyen derviş misin be hey ahmak…
Nedendir; Tanrı’ya yakarıp kula kul olmak!
Anlamsız idrak,
Hz. İbrahim’e müştak; Nemrud’un ateşine odun taşımak!
Gönüllü tutsak,
Muaviye’ye susmak; Hz. Ömer’i bıçaklayan ele bıçak olmak!
Bin kocadan arta kalan bakir bunak,
İnsanını çaldırmak; çalınan insanının ardından bir koyun gibi bakmak!
Gerçeğe kör,
Takiyyecinin kadehinde likör,
Zulme pasif katalizör,
Hakikate kör, adalete nankör…

Hey sen!
Tabasbusu bol, yalakalığı kor, vicdanı kör;“İlk taşı” atmaya talip müptezel aktör!
Adaletin cübbesine düğme dikip ilik açan desinatör!
Düşte gör, düşte gör,
Hele bir de, düş de gör…

Bekle ve gör…
Görülmeyen ne kaldı ki?
Artık bana her yeni eski…
Mazlum inletildi, adalet kirletildi; müstebitin merhameti öyle mülevves ki…
Sıra sana da gelir illaki…

Be hey hegemonik!  
Ey fertût-ı müsahhir-i anakronik!
Bunca sökükten sonra fark yapmaz artık; hangi çorabı örersen ör…
Kalmayan insafını, körelen vicdanınla görebilirsen gör!

Bekle ve gör…
Bugün bana yarın sana…
Cimrisin garibana, bol-kepçe hanedana…
Boynuzsuz koyun da ulaşır; elbet birgün Yaradan’a…
Hesap vakti çattığında; yolun tek yön o rindana…
İster öngör,
İster gün gör…
İster ol adalete kör…
Azaldı, dara kaldı; o yarıma çok az kaldı;
Müfterinin çakışını, yandaşın yakışını, haksızlığın kar-kışını, mazlumun yakarışını, Tanrı’nın yıkışını hele bir yaşa ve gör!

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
islami sohbet
dini chat sohbet odaları