Duyduk duymadık demeyin; artık evrenin askerleri/robot askerler savaş sahnesine çıktı!
Haber şu:
“Çin ordusu, silahlı “robot kurtları” piyadenin önündeki en riskli görevlere sürmeye başladı.
Yapılan tatbikatta robotlar, keşif, hedef tespiti ve ateş desteğini üstlenirken askerler ile FPV (Birinci Şahıs Görüşü) drone ekipleri aynı taarruz ağı içinde ilerledi.
Çin’in denediği yeni savaş düzeni, insanları tamamen sahadan çekmek yerine ilk teması makinelere bırakmayı hedefliyor…”
Bu ne demektir?
Ülkelerin askeri güçlerinin bambaşka bir evreye geçişi ve bütün dünyaya farklı bir savunma konsepti dayatan emsali görülmemiş bir dönüşüm…
Çok ilginç değil mi arkadaşlar…
Öyle görünüyor ki;
2030’la birlikte, bir ülkenin asker sayısının fazlalığı askeri gücünün yüksekliği anlamına gelmeyecek artık!
Ülkelerin güvenlik işleri için milyonlarca robot sahneye sürülecek.
Bir güvenlik noktasında nöbet tutan veya trafik denetimi yapan iki polisten birisi robo-polis olacak…
En tehlikeli operasyonlarda havada dronlar, yerde robotlar önden gidecek, ilk ateşi edecek ve ilk ateşe muhatap olacak.
Korku yok, itaatsizlik yok, iç çekişme yok… Varsa yoksa verilen veya yüklenen komutu yerine getirmek…
Hal böyleyken hem nüfusu hem de doğal olarak asker sayısı yüksek Çin/Hindistan hatta Türkiye gibi ülkeler ne yapacak ve bu yeni nesil savaş konseptine nasıl karşı koyacak?
Misal;
“NATO’nun Amerika’dan sonraki en büyük askeri gücü biziz” diye övünüyoruz. Peki 2030-35’lerle birlikte robotik askeri konsepte geçilince, övünecek veya koz olarak kullanabilecek neyimiz olacak?
Dronik ve robotik askeri teknolojide sürecin neresindeyiz?
Eskiden “eller aya giderken bizim yaya kaldığımız” gibi, bugün de eller robot yaparken biz “eskiden robot mu vardı/biz çılgın Türkleriz; bizi robot mu durduracak” gibi realiter karşılığı olmayan hamasete mi sığınacağız!
Tabi ki hayır!
Arkadaşlar!
Tıpkı İHA-SiHA-TİHA ve tek kullanımlık kamikaze drone alanında olduğu gibi dijital/robotic askeri endüstri alanında da ülkemizin kamu ve özel sektöründe kamuoyuna yansımayan çok ciddi araştırma-geliştirme çalışmaları olduğunu ve hatta şimdilik prototip ölçeğiyle de olsa üretime başlandığını düşünüyor hatta duyumsuyorum.
Sayın Erdoğan’ın, uçak motoru alımı, F-35 uçak programı ve Patriot Savunma Sistemleri konusunda maruz kaldığımız haksızlıklardan hareketle; bu konuda, ön alıcı/erken uyarıcı hazırlık talimatları verdiği ve gerekli tedbirleri aldırdığına kaniyim.
Ama bu ve benzeri çalışmaların teknolojik hırsızlık ve imitasyonun artık çok kolaylaştığı dijital dünyada tedbiri elden bırakmadan ve gizliden gizliye yapılıyor olmasını çok önemli buluyorum.
Bakın; aldığım bilgi ve duyumlara göre bugün itibariyle Amerika’da kullanım aşamasına gelmiş 100 bin robo-asker hazır.
Japonya son hızla üretime devam ediyor.
Keza Rusya, Çin, Hindistan, Güney Kore, Tayvan…
Hakeza İngiltere, Fransa, Almanya ve hatta Polonya; deneme üretimini geçip seri üretime başladılar neredeyse…
Arkadaşlar!
Çin’in tatbikatını yaptığı bu tekno-askeri savaş pratiğinin somut örneğini bugün 1600 günü geçen Rusya-Ukrayna Savaşında görüyoruz.
Ukrayna dronları Rusların anasını ağlatıyor.
Rus ekonomisine milyarlarca dolar zarar vermekle kalmayıp; Ukrayna coğrafyasında yaşanan savaşı Rusya’ya da taşıyıp; Rus halkında korku/panik ve Putin yönetimine karşı homurdanmalara sebebiyet veriyor.
Düşünsenize; Rus rafinerilerinin neredeyse yüzde kırkı bu dronlarla vuruldu ve Rusya gibi petrol ihraç eden bir ülkede, istasyonlar önünde kuyruklar oluşup; dizel yakıt karaborsaya düştü!
Hakeza, Rusya’nın Amazon’u olarak tariflenen e-ticaret firması Wildberries’in devasa depolarının yüzde yirmisi bu dron saldırılarıyla vurularak imha edildi.
Emin olun, bir dronla ortaya çıkartılan hasar bin askerle sağlanamazdı ve sağlanamıyor.
Koskoca Rusya, Ukrayna’nın kamikaze dronları karşısında aciz vaziyette…
Bu örneklemden sonra yeniden ana konuya dönersek;
Arkadaşlar, dünya savaş kompozisyonu kökten değişiyor. İnsanların değil; insanların yarattığı makinaların savaştığı yeni bir evreye giriliyor.
Birileri, öyle bir yeni dünya düzeni kuruyor ki; Türkmüşsün, Çinliymişsin, Almanmışsın, İngilizmişsin, Amerikanmışsın hiç önemi yok; ülkelerin ordusuzlaştığı ama tekno-askerlerden kurulu çok büyük tekno-ordunun kurulduğu ve tek bir merkezden komutlanacağı bir dünya oluşturuluyor. Adeta Evrenin Askerleri gibi…
Peki bu robotizasyon dönüşümü sadece güvenlik/savunma ve saldırı alanında mı?
Tabi ki hayır…
Elin oğlu her alanda kullanabileceği robotik ürünlerinin hem istihsalini tasarladı hem de üretmeye başladı.
Emin olun, önümüzdeki yakın yıllarda (3-5 sene içinde) sadece fabrikalarda değil; tarımdan hizmet sektörüne kadar pek çok alanda robotlar insanların yerini alacaktır.
Tıpkı 1990’larda ilk çıktığı yıllarda sadece şehirlerde ve zengin birkaç bin kişilik kesimin kullanacağı düşünülen cep telefonlarının bugün her yerdeki herkesçe kullanılır hale gelmesi gibi sivil robotların da hayatın her alanında ve her lokasyonunda sahne aldığını göreceksiniz.
Yine aldığım duyumlara göre ilk hedef önümüzdeki beş yıl içinde askeri ve sivil alanda 5 milyon robotun aktif hayata katılımı…
Asıl hedef ise 2050’ye gelindiğinde bu sayının 5 milyara çıkartılması…
Bunun anlamı nedir peki?
5 milyar insanın ıskartaya çıkartılması!
Bunun anlamı ise 5 milyar insanın öldürülmesi değil elbette ama tüm ülkelerin şikayet ettiği doğurganlık hızının çok daha azalması ve verimlilik esaslı bir doğum stratejisinin küresel politika haline gelmesi demektir.
Diğer bir deyişle, tüketen değil üreten; sayısı az kalitesi yüksek insan!
Bu arada,
Bunu diyorum ama bir nevi robotik savaş zayiatı olarak ölecek insan asker ve sivillerin de olmayacağını söylemiyorum.
Misal;
Her devirde olduğu gibi bugün de İran-Amerika savaşında ve bölgesellik arz edip pek de gündeme gelmeyen üçüncü dünya ülkelerinde yaşanan pek çok savaş veya terör olaylarında denenip test edilen yeni silahların verdirdiği zayiat gibi…
Ama küçük bir farkla;
Dron ve robo-askerlerin verdireceği zayiat tabi ki çok daha fazla olacaktır. Mesela birkaç milyon veya birkaç yüz milyon gibicik…
Neden peki?
Çünkü üretilen robotların kullanım simülasyonu yapılarak tekemmül ettirilmesi ve bunun için de insan asker veya sivil insanların hedef olması kaçınılmazdır!
Gerçekten hayra delalet pek bir şey kalmadı ama yine de Allah sonumuzu hayretsin!
Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.