Elveda Kırgızistan-3

Elveda Kırgızistan-3

Geçen iki yazımızda Kırgızistan-Çin ilişkilerine değinmiş ve Kırgızistan'daki Çin yayılmacılığına dair siz değerli okurlarımızla bazı bilgiler paylaşmıştık. Bu yazımızda da yine Çin-Kırgız ilişkilerine değinmeye devam edeceğiz.

Ülkemiz kamuoyunda çok yer almasa da Kırgızistan'da 2018 yılı Aralık ayında, merkezine Çin'e karşı tepkiyi alan, bununla birlikte ülkedeki işsizliğe karşı da bir tepki olduğu anlaşılan "40 Çoro (40 Batır)" adlı bir sivil toplum hareketi yaşanmıştı.

Protestoya katılan Kırgız halkı Bişkek'teki Çin büyükelçiliği, Çin şirketlerinin ofisleri ve Hükümet binası önünde günlerce slogan atmış, sebep olarak da Kırgızistan'daki işçi, öğrenci ve tüccar gibi Çinlilerin gayr-i ahlaki davranışları ile fesadın yaygınlaşmasını göstermişlerdi.

Bununla beraber protestoya katılanlar, ülkedeki işsizlik ve yoksulluğun dayanılmaz boyutlara ulaştığı bir dönemde onbinlerce Çinli’nin ülkenin inşaat ve sanayi tesisleri ile tarım arazilerinde çalışmasına müsaade edilmesine de tepki göstermişti.

Protestocular bu hususlar yanında 2019 yılında inşaatına başlanması planlanan "Türkmenistan-Çin gaz boru hattı projesi anlaşması"nın olumsuz şartlar içerdiğine dair kamuoyunda dolaşan bilgilerden hareketle tepkilerini bu yönde de göstermişlerdi.

"Türkmenistan-Çin gaz boru hattı projesi"ne dair iddialara göre, anlaşma gereğince boru hattının Kırgızistan üzerinden geçecek kısmında hattın geçtiği güzergahın 150'şer metre sağ ve sol tarafı "güvenlik bölgesi" yapılacak ve bu bölgeler Çin güvenlik güçleri tarafından korunacaktı.

Böyle bir şayianın gerçek olması durumunda insanın aklına binbir türlü senaryo gelmiyor değil. Bu durum en başta bir başka ülkeye asker konuşlandırmak olarak ifade edilebilir ki, bunun uluslararası hukukta şartları bellidir. Bu anlamda Çin'in bölgeye asker yerleştirmesinin altyapısını nasıl oluşturacağı ise bir muamma ve kanaatimizce yakinen takip edilmeli.

Yine kanaatimizce Çin, şayet güvenlik amaçlı bu asker yerleştirme işini Kırgızistan'da gerçekleştirebilirse, bunu yakın gelecekte Kuşak-Yol Girişim'in geçtiği her ülkede yapma ihtimali veya en azından Çin'in böyle bir teklifte bulunma ihtimali çok yüksek görünecektir.

Protestocular ayrıca Doğu Türkistan'da 2016 sonrası dönemde Çin Komünist Partisi'nin gayr-i insani uygulamalarla meşhur olan sözde "eğitim kamplarına" sorgusuz sualsiz tıkılan Kırgızların muhatap olduğu ağır insan hakları ihlallerine de tepki göstermişti.

Zaten son on yılda hızla gelişen Çin-Kırgız sınır ticaretinde Çinlilerin etkisinin artması Kırgız halkı arasında Çin karşıtlığını her geçen gün arttırmaktadır. 2012 yılında açıklanan en son rakamlara göre Kırgızistan'da 90 bin Çinli yasadışı olarak bulunmuştu. Yine resmi rakamlara göre Kırgızistan’a her yıl ortalama 10 bin Çinli giriş yapmaktadır.

Kırgızistan'da resmi görevliler bile son dönemlerde ülkede yasadışı olarak bulunan Çinlilerin "ulusal güvenliğe tehdit oluşturduğu" kanaatlerini dillendirmeye başlamıştır.

2015 verilerine göre Kırgızistan'da kayıtlı çalışan yabancıların %80'inin Çin vatandaşı olduğu göz önüne alınırsa, Çin'in Kırgızistan'da nasıl bir etkiye sahip olduğu veya gelecekte Kırgızistan'ın nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya kalacağına dair bir kanaat oluşturmak mümkündür.

Anlaşılan Kırgızistan'da zikredilen bu dönemde üst yönetim Çin ile ilişkiler geliştirmekten çekinmezken aynı durumu halk için söylemek mümkün görünmemektedir. Durum halk nezdinde, bugünlerde de değişmişe benzemiyor.

Çin ile Kırgızistan arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesi, planlanan projelerin ülkeyi nasıl uçurumun kenarına sürüklediği ve buna mukabil günün sonunda sadece Çin'in kazançlı çıktığı durumlar bundan sonra da daha çok konulacağa benziyor. 

Kırgızistan'da Çin'in yaptığı veya yapılmasına destek verdiği her proje, ülkeyi finansal açıdan Çin'e daha da bağımlı hale getirmekte, dahası yakın gelecekte ülkenin egemenliğini ve bağımsız karar alma kabiliyetine bile etki edeceğini söylemek mümkün.

Şöyle ki;

Kırgızistan'ın Çin'e borcu, Şubat 2018 itibarıyla, Kırgızistan'ın toplam dış borcunun % 65,5'üne tekabül eden, 1,8 milyar dolara ulaşmış. Bununla birlikte Kırgızistan, Kuşak-Yol Girişimi üzerinden de toplamda 4,5 milyar dolar Çin'den borç almış durumda.

Uluslararası finans kuruluşları, Kırgızistan'ı "aşırı borçlanma tehlikesi altındaki dünyadaki sekiz ülkeden biri" olarak değerlendirmekte. Bu duruma sebep ise kesinlikle Çin ile Kuşak-Yol Girişimi bağlamında girişilen yatırım bazlı projeler, Çin'e bağımlı ekonomik sistem ve ülke pazarının Çinliler vasıtasıyla neredeyse ele geçirilmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Tedbir alınmadığı takdirde önümüzde 5-10 yıllık süreç Kırgızistan'ı çok daha zor durumlara düşürecektir. Ülke ekonomisinin durumunun aşağıdaki tabloda da görüldüğü üzere her geçen yıl açık vermesi, durumun vahametini anlamak adına yeteri olacaktır kanaatindeyim..

Tablo: Kırgızistan'ın Dış Ticaret Verileri (1.000 USD)

Kaynak: TradeMap-ITC verileri/KIRGIZİSTAN ÜLKE BİLGİ NOTU, ADASO İhracat Destek Ofisi-HCŞ, 22 Şubat 2020, s.6.


Not
: Konu ile alakalı ayrıntılı bilgi almak isteyen okurlarımıza Otabek Omonkulov'un "Kuşak ve Yol Projesi bağlamında Çin-Orta Asya İlişkileri", Bölgesel Araştırmalar Dergisi, 4(1), Mayıs 2020, s.45-115, Yavuz Kerimoğlu'nun "Çin'in Orta Asya Politikaları", https://insamer.com/tr/cinin-orta-asya-politikalari_1942.html (19.1.2021) ve Josh Zumbrun-Jon Emont'un "China's Financial Reach Leaves Eight Countries Vulnerable, Study Finds", https://www.wsj.com/articles/chinas-financial-reach-leaves-eight-countries-vulnerable-study-finds-1520190000 (19.1.2021) çalışmalarını tavsiye edelim.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın