Ak Parti ve CHP’nin sonu…
Ak Parti…
İktidara gelişi, iktidar edişi, en uzun süre kesintisiz iktidarda kalışı çok özel, öznel ve kendine haslık içerir…
Pek çok ilklerin iktidarıdır…
Değişimci midir?
Kesinlikle değişimcidir.
Hatta,
Öyle değişimcidir ki; değiştirdiği her şeyi eskisinden kötü hale getirebilecek kadar değişimcidir.
Bu noktadan hareketle;
İddialı bir öngörüde bulunacağım:
Ak Parti’nin bitişi de, tıpkı gelişi ve iktidar edişi gibi kendine has olacaktır…
Cumhuriyet tarihinde hiçbir siyasete nasip olmayan bir son buluşa mazhar olacaktır.
Nasıl?
Ak Parti cenahında “Erdoğan Sonrası…” dizayn yapıldığı söyleniyor.
Dile getirilen taht kavgaları da buna örnek gösteriliyor.
Doğrusu ben de “Erdoğan Sonrası…” siyasal dizayn tespitine katılıyorum ama bu dizayn, “Erdoğan Sonrası…” Ak Parti dizaynı değil.
Çünkü,
“Erdoğan Sonrası…” diye bir şey yok… Olmayacak…
İddia ediyorum ki;
Erdoğansız veya iktidarsız bir Ak Parti, 10 ay bile ayakta kalamaz. İmamesi kopmuş tespit taneleri gibi hızla dağılır!
İktidar ehli ve özellikle hevesli taht varisleri, gerçeklikten öyle mücerret bir hale gelmişler ki; onlara göre, sanki “Ak Parti iktidarı namütenahi ve kendileri de, hüdayinabit yeni nesil devletlüler…”
Onlara göre,
Bir nevi oy verecek millet de, yönetecek devlet de çantada keklik…
Bu yazıyı yazarken,
Bir yandan da İspanya-Portekiz maçına bakıyordum.
İspanya galip geldi ama Portekiz’i yenen İspanya değildi.
Portekiz’i yenen,
41 yaşına gelmiş Ronaldo’yu Milli Takım’a alan, oynatan, koşamamasına rağmen oyundan çıkartamayan Teknik Direktör’dü.
Öyle ki,
Ronaldo mu Portekiz için oynuyor yoksa Portekiz mi Ronaldo’nun rekorizasyonuna hizmet ediyor belli değildi…
Adam,
Diğer tüm topçuların terini, enerjisini, Portekizlilerin ümidini, hevesini sömürdü ama onun için önemli değildi.
Çünkü her şey Ronaldo’ya feda idi, feda edildi.
Ronaldo ise,
“Hala en iyisi benim” kibrinden ne taviz verdi; ne de, “aslolan Portekiz’in kazanmasıdır” dedi; Portekiz’i eletene kadar sahada gezinmeye devam etti!
Bu maçın sonucu bana “Ak Parti-Erdoğan ve Türkiye-Erdoğan” konseptinin tam da bugünkü ahvalini çağrıştırdı…
Erdoğan mı yoksa Türkiye mi?.. Erdoğan mı yoksa Ak Parti mi?
Yani neymiş;
Siyasette de futbolda da aslolan, vakti geldiğinde çekilmeyi bilmekmiş…
Aksi takdirde,
İzzetle zillet yer değiştir; hezimet mukadder hale gelirmiş…
Maçta gördüğüm bir pankart…
Saygı reveranslı bir ders niteliğindeydi…
41 yaşındaki Ronaldo ve yarı yaşından iki yaş küçük Yamal’ın resmi ve bir not:
Ronaldo the Legend, Yamal the Future/Ronaldo efsane, Yamal gelecek…
Görebilen için olay aslında bu kadar basit…
*****************
Kanunî Eşitlik İlkesinin Eşitsizliği
Türk Ceza Kanunu 216/3…
“Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama…”
Kanunda bahsedilen halk kim?
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları…
Peki, kanunda bahsedilen din hangi din?
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının benimsediği din…
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları içinde Hristiyan-Musevi olan var mı; var…
O halde,
Şunu çok merak ediyorum doğrusu:
Bu memlekette,
Musevilik ve Hristiyanlıkla ilgili “alenen hatta apalenen aşağılama” oluyor mu; oluyor.
Hatta,
Resmi din görevlilerince bile…
Hatta ve hatta,
Diğer dinleri aşağılayarak/küçümseyerek daha Müslüman/en İslamcı olacağını sanan post-popüler din görevlileri bile var.
Ve,
Kaderin ne garip cilvesidir ki;
Bu popülariteye, istiskal ettikleri Hristiyanlık veya Musevilik dinine mensup insanların icat ettiği sosyal medya üzerinden “layklanarak” layık olmaya çalışıyorlar.
Eşdeyişle;
Hem oruç tutuyorlar, hem de lahana turşusu yiyorlar…
Peki,
İslam harici dinlere mensubu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının “dini değerleri aşağılandığında” TCK’nın bu maddesi devreye giriyor veya resen davalar açılıyor mu?
Açıkçası,
Ben pek hatırlamıyorum… Belki birkaç sembolik dava…
Ama,
Etkili-yetkili mercidekiler de dahil; hemen hepimizin dilinde aynı terane:
“…olsun canım. Hristiyan veya Musevi de olsa, sonuçta Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı…”
Bu cümlenin özü nedir?
Eşitsizlik… Ötekileştirme… Aşağılama…
İkiyüzlülük ve Takiyyecilik…
O halde soruyorum:
Pratikte tek bir dini önceleyen ve diğer dinleri görmezden gelen kanunun ruhu nerede?
Çifte standart teknesinde, şark kurnazlığı felsefesiyle adalet musikisi terennüm etmekte…
********
Tarihi Tespit
CHP artık siyasi mevta…
Yok Cumhuriyeti kuran partiymiş, yok Atatürk’ün partisiymiş; bunlar artık siyasal nostalji…
Zaman artık yeni bir “Merkez” zamanı…
2002’de sağ-muhafazakar referanslı yeni bir Merkez oluşturulmuş ve iktidara getirilmişti.
Şimdi ise,
Sosyal Demokratlık referanslı yeni bir Merkez oluşturuluyor ve iktidara getirilecek.
2002’deki “Merkez”in nüvesini “Milli Görüş Gömleğini” çıkartanlar oluşturmuştu; şimdikini “CHP gömleğini çıkartanlar” oluşturuyor.
2002’de oluşturulan “Yeni Merkez” nasıl “asla Milli Görüş Zihniyetine” oy vermem diyenlerin de oy vereceği bir merkeze dönüştüyse; bugün oluşturulan “Yeni Merkez”, “asla CHP’ye oy vermem veya asla CHP’yi bırakıp mevcut partilerden birine oy vermem” diyenlerin oy vereceği bir Merkez olarak varlık sahası oluşturacak…
Sonuç?
Sadece 26 yıllık AKP değil; Cumhuriyet’e yaşıt CHP de siyasi mevtaya dönüşecek…
*********
TraşıKomik
Tramp’ın Türkiye’ye gelişi…
Öyle hazırlandık öyle hazırlandık ki; gül dökmesek de asfalt döktük yollarına…
Özel havalimanı yaptık hediye uçağına…
Övgüler hazırladık; Amerikan g/azmanına…
Zafer alkışı yaptık; “…cek …cak” muştusuna…
Öyle hazırlandık öyle hazırlandık ki;
Adına hutbe okutulsa,
Veya,
Külliyemizin manevi, mistik ve tasavvufî havasında Mehteran takımına “Taleal bedru…” çaldırılsa inanın şaşırmazdım…
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.