Biraz ordan biraz burdan… Biraz eskiden biraz yeniden…
Ahbap Soruşturması…
“Haluk’un Defteri” açıldı ve “Vurun Kahpeye” bölümü yazılıyor…
Yeni Parti popülaritesi ile Ahbap Soruşturması yarıştırılıyor…
Soruşturma yıldızlar geçidine döndü… Bir tek Adliye önünde kırmızı halı eksik…
İfadeye çağrılan sanatçı ve medya mensupları oldukça mütebessim… Adeta reklamın iyisi kötüsü olmaz durumu…
Neredeyse,
İfadeye çağrılmayanlar, “…benim Behüce’den neyüm eksik/beni neden çağırmıyorlar ki…” diye üzülecek…
Yakında,
“Adliye yolları taştan/Haluk çıkarttı beni baştan” diye “Güldür Güldür Şov”a konu olursa şaşırmam…
***********
Butlan ve Kayyım CHP’si
Bir tarafta Butlan Kemal, bir tarafta Kayyım Gürsel…
Sen, ben, bir de bizim oğlan…
Gürsel Tekin’in rolündeki performansa hayran kaldım…
Adam bir komedyen değil ama cümle alemi, komedyen Deniz Göktaş’tan daha çok ve gayet çirkince güldürebildi…
Yakında,
CHP bünyesinde bir taşeron şirket kurup “Türkçe/Muaşeret/Figüranlık” dersi vermek için eğitsel bir kurs açarsa şaşmam.
Belki de, iyi para var diye bir Cast Ajansı…
Kaldı ki, iktidar desteği de bu kadar arkasında iken; kim tutar G.T’i…
Son tahlilde,
Kendisinin icra ettiği kayyımlık rolü de bir figüranlık değil mi…
Trajikomik diğer bir nokta:
Gürsel Tekin’in en tekinsiz organizasyonuyla yapılan figüranik üye katılım toplantısında Butlancıoğlu Kemal Bey’in ettiği bir buçuk cümle var ki hayran kalmamak elde değil:
“CHP şerefli bir partidir, onurlu bir partidir, kirlenmemiş bir partidir ama arınmak zorunda olan bir partidir.”
Muhteşem bir muhakeme ve müthiş bir tutarlılık:
“Hem kirlenmemiş hem arınmak zorunda…”
Adeta,
Düşünü söyleyeyim derken oynaşını söylemek gibi…
Ben artık streslendiğim anlarda cinyısların yaptığı Butlancıoğlu Kemal capsleri izliyorum; valla antidepresan gibi geliyor…
Kesinlikle tavsiye ederim…
Şimdi,
Geçen ki yazımda,
Neden Yeni Parti, Butlancıoğlu Kemal Bey’e Takdir, kayyım Gürsel’e Teşekkür Belgesi vermeli dediğimi anladınız mı…
Böyledir hayat; Tanrı şaşırttığı kulunu sütçü beygiri gibi pırtlattırırmış…
Ortaya bir soru atıp bu kısmı bitiriyorum:
-Figüran çağrılırsa bunun gizli kalmayacağını bile bile figüran çağırma fikri kimden çıktı?
-Yeni Parti cenahı sabote edecek olsa; bu kadar güzel bir fiyaskoyu organize edebilirler miydi?
-Acaba,
Birileri veya görünmez bir el; verdiği destekle, Yenilikçileri şapa oturtmak isteyenleri b.ka mı oturtuyor?
***************
Yeni Parti, Sarayın Dahi Çocuğu Mehmet Uçum ve İktidar Medyası
Uçum demiş ki:
“Yeni Parti karşılık bulmaz”
Bence de bulmaz…
Çünkü,
Halkta karşılık bulan bir siyasetin sarayda karşılık bulmaması gayet normal.
Beşiktaş eski Teknik Direktörü Luçescu’nun söylediği bir Rumen atasözü geldi aklıma:
“Köpekler istedi diye atlar ölmez…”
Gerçi Anadolu’da da, “…kemik yağardı…” şeklinde muadili vardı ama havalı olsun diye ben bunu paylaştım…
Dahi çocuk durmamış ve şöyle devam etmiş:
“…bu vesileyle CHP temizleniyor…”
Çok haklı…
Evet,
CHP seçmenden temizleniyor, siyasetten arındırılıyor ve icradan satın alan yeni sahiplerinin kullanımı için boyası-badanası yapılarak tertemizleniyor…
Tabi,
Yakın komşusu en görkemli sarayın siyasi mimarlarının mihmandarlığında…
Sarayın hukuksal ve siyasi dahisi Uçum sufle verir de, mutî ve tabî medya raiyyeti durur mu; çala-kalem başladılar yazmaya:
Tutmaz… Karşılık bulmaz… Geçmişte de, ayrılanların kurduğu parti denemeleri tutmadı ki…
Gerçekten çok komik…
Demek ki,
Besmeleli beslemecilik, kendini en trajikomik hale düşürecek kadar cazip bir şey…
Hem Refah Partisi’nden ayrılanlarca kurulan ve iktidara gelen bir siyaseti hunharca savun; hem de, bu iktidarın kayyımdarları maharetiyle darma-duman ettiği CHP’den ayrılanların kurduğu partinin tutmayacağını iddia et!
“Yeter ki, musluğum kesilmesin/ayranım dökülmesin” diyerek inanmadan yazmanın fikirsel iğdişliği böyle bir şey olsa gerek….
“Kaybetme korkulu canhıraş panik psikolojisi” böyle bir şeymiş demek ki…
Vallahi şunu sormadan duramayacağım:
Hayırdır Muhteremler!
Mezarlıktan geçerken ıslık çalma halinizin nedeni, geçmişten gelen bir güdülenmeyle, bu filmi hatırlıyor olmanızdan dolayı mı acaba?
Ama bu işler böyledir; korkunun ecele faydası yoktur!
Siyasetin fıtratında var;
Vakti zamanında,
Birilerini götürüp sizi getirenler, vakti zamanı gelince de “vakit tamam” der ve sizi götürüp başka birilerini getirirler!
Hem de,
Göstere göstere…
Dip Not-1
Yargıtay, Butlan Kararına itiraz başvurusunu gündemine almış… Allah Allah….
Acaba,
Yeni Parti’nin kurulmasıyla ortaya çıkan toplumsal teveccüh ivmesine karşı Butlan Kararı’nı bozdurarak yeni bir kaotik ve karmaşık kompozisyon hedefleniyor olabilir mi?
Butlan Kararı Yargıtay’dan dönse de, ortaya çıkacak tablo “Yeni Parti”nin Yeni Nesil siyasetini durdurabilir mi?
Veya,
Ahali, Özgür Özel’e “CHP esaretten kurtuldu; hadi partine dön” mü diyecek,
Yoksa,
İktidara dönüp, “madem yanlış ve hukuksuzdu bu kararı neden aldırdınız; madem bu kararı aldırdınız şimdi neden bozdurdunuz” deyip; Özgür Özel ve Yeni Parti’ye durmak yok yola devam mı diyecek?
Hep birlikte göreceğiz…
Dip Not-2
Yeni Parti…
Cicim ayları bile değil; henüz cicim günlerinde…
Muhalif bileşenler destek noktasında…
Ama,
Önümüzdeki günlerde bakın ve görün bakalım; şu anda destek sözleri eden veya köstek sözleri etmeyen kimi muhalif kesimlerin hallerini!
Kim bunlar?
Kendini siyaset allamesi gören, kendini siyaset üstü konumlandıran, kendini en Kemalist/en Atatürkçü/en Cumhuriyetçi veya çağdaş ve elit gören muhalif medyanın ağır abileri(!), “Ben 40 yıldır/50 yıldır mahalle örgütlenmesinden beri CHP’nin içindeyim diyen ağır toplar(!), Yeni Parti’ye de “küçük olsun benim olsun” felsefesini oturtmak isteyen ve tam da Erdoğan’ın istediği Ankara siyaseti tarzını benimseyen siyaset konforistleri…
Neden peki?
Özgür Özel ve Partisi,
En büyük ve en samimi desteği halktan alacak…
Çünkü,
Ahali, Özel’in sahiciliğine/iktidarı indirebileceğine ikna vaziyette…
Buna karşılık,
Özel de, doğal olarak ahali desteğini artırmak ve tabanda daha da genişlemek için, tavanda/parti yönetim ve vitrininde çeşitliliğe gidecek…
Tam da bu noktada,
Yukarıda bahsettiğim sesi çok çıkan ama seçmen bazlı etkisi pek olmayan muhalif siyasi elitlerin -aslında çağdaş görünümlü arkaiklerin/yobazların/egosantriklerin- nasırına basmış olacaktır!
İktidar cenahının ölümcül saldırılarına göğüs geren Özgür Özel, aslında en büyük sınavı bunlara karşı verecektir kanaatindeyim.
Benden Özgür Özel’e tarihsel bir anekdot:
Yıl-1965…
41 yaşındaki Demirel Başbakan oluyor…
Kabineyi ilan ettikten kısa bir süre sonra Grup konuşması yapacaktır.
Partinin önde gelen bazı ağır topları kendisine tepki olarak ne ayağa kalkıyor ne de alkışlıyor!
Demirel’in morali oldukça bozulur…
Grup toplantısından sonra partinin deneyimli ve mutfaktaki isimlerinden Sadık Perinçek'e (Doğu Perinçek’in babası, AP'nin kurucularından ve dönemin önemli siyasi aktörlerinden biri) canı sıkkın bir halde der ki:
“Sadık Abi!
Gördün durumu; hallerini sele kaptırdıklarımın yüzü bir karış havada, ayağa bile kalkmadılar.
Acaba diyorum, birkaç bakanı değiştirecek bir revizyon mu yapsak?”
Bunun üzerine Sadık Perinçek, genç Demirel'e şu sert ve net uyarıyı yapar:
“Sakın ha sakın!
Asıl o hatayı yapar; bakan değiştirirsen kimseden yüz bulamazsın, otoriteni baştan kaybedersin.
Arkana bakmayacak; yoluna devam edeceksin!”
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.