CHP’nin marka değeri yahut bit pazarına yağan nur
Yıl-1994… Başbakan Çiller…
PTT’nin T’sinin (Telekom) özelleştirilmesi yapılacak…
Morgan Stanley bir çalışma yapar ve der ki:
Bugün Türk Telekom diye bildiğimiz PTT’nin T’sinin değeri yaklaşık 40 milyar dolar civarı…
Yüzde 49’luk kısmına, 20 milyar dolarlık bir teklif garanti gibiydi.
Bu rakam,
O dönemdeki Türkiye brüt dış borcunun neredeyse yarısı kadardı.
Bu özelleştirme,
Muhalefet cephesi-CHP/SHP kanadından Mümtaz Soysal’ın başvurusuyla AYM’ce iptal edildi.
Geldik 2005 yılına…
PTT’nin T’si (Türk Telekom) özelleştirildi. Hem de yüzde 55’i…
Değeri ise 5, 7 milyar dolar…
Peki, 10 senede ne değişti de Telekom’un marka değeri dip yaptı?
Pek çok sebep sayılabilir,
Ama,
En önemlisi, yaşanan sektörel dönüşümle birlikte sabit iletişimden mobil iletişime geçilmesi ve Telekom’un da buna gereği şekilde ayak uyduramaması oldu.
Buradan CHP’ye gelirsek;
CHP’nin marka değeri söylemi, bir mavradan ibaret…
Tıpkı,
Osmanlı’nın el yazmacılarının matbaaya direnmesi kadar hayatın olağan akışına aykırı…
Argümanların içi boş; sadece ezberlenmiş nakarat…
“Cumhuriyeti kuran partiymiş de…/Atatürk’ün partisiymiş de…”
Evet öyle zaten; buna itiraz eden yok ki…
Kaldı ki,
Atatürk, “Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizindir. Cumhuriyet Halk Partisi’ni biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak olan sizsiniz” dememiş; bilakis üstüne basa basa “Cumhuriyet’e sahip çıkın, yükseltin ve yaşatın” demiş!
Diğer ve en önemli husus:
Devir değişti, nesil değişti ve ezberler bozuldu.
Yeni nesil,
Atatürkçülük ve Cumhuriyetçiliğin, Kemalizm ve CHP takıntısı olmadığını çok net fark etti.
Kimse kusura bakmasın; artık markasal teranetik paradigma yıkıldı; daha proaktif ve somutluk içeren pratize bir Cumhuriyet inanışı öne çıktı.
O yüzden,
Demem o ki;
Bugün kalkıp da, Yeni Parti oluşumuna “CHP’nin marka değeri…” diyerek kim karşı çıkıyor ise; onların, matbaanın gelişine karşı çıkanlardan bir farkı ve yeni toplumsalda somut bir karşılığı yoktur.
Bu arada,
Bu markasal değer değişimi ve yeni tarz-ı siyaset değerlemesinin yükselişi “Siyasal İslamcılık için de, fanatize milliyetçilik için de, etnistetik/etnosantrik Kürtçü siyaset için de” geçerli…
Bundan sonra,
Ne yapılırsa yapılsın; artık CHPci bir siyasetçinin çocuğu Kemalist, Siyasal İslamcılık yapan birinin çocuğu Gazze İslamcısı, Kürtçü bir siyasetçinin çocuğu da APOcu olmayacaktır!
Ve,
En önemlisi;
Artık kim ne yaparsa yapsın “yerleşik/müesses siyaset ve ideoljilerin” nostaljiden ibaretleşmesinin önüne kimse geçemeyecektir!
Tıpkı,,
Mobil iletişim karşısında sabit iletişimin erimesi,
Tıpkı
Sosyal medya karşısında geleneksel medyanın önemsizleşmesi,
Tıpkı,
Bir zamanlar genç ve dinamize olup ali kıran baş kesen insanların, yaşlanıp ölüm mukadderatına engel olamaması gibi…
Son olarak:
Ben,
Bazıları gibi “…bugüne kadar CHP’den ayrılanlar başarılı olamadı” ezberine karşı “Demokrat Parti, CHP’den ayrılanlarca kuruldu ve iktidar oldu. CHP’den çıkan SHP iktidar ortağı oldu. Ecevit’in DSP’si iktidar ortağı ve Ecevit Başbakan oldu…” diye karşı örnekler söylemeyeceğim.
Çünkü buna hiç gerek yok… Her şey ortada…
Çünkü,
Her devir kendi konseptini getirir,
Ve,
Şu anda, tam da yeni konseptin eski konsepti “offset”leme, sepetleme ve “off etme” sürecini yaşıyoruz…
Yazıyı bitirirken aklıma geldi:
Bir de, bu kırılma anında ve Özel’in Yeni Parti’yi açıkladığı bugünlerde CHP’nin ortayolcuları var…
Bunların bazıları, bu sıralar siyasi sağlık raporlu… Deve kuşu misali görünmezleştiğini sananlar…
Bazıları “hem anamı hem babamı severim” diye tiyatroculuk edenler…
Bazıları ise,
Cüceliğine bakmadan yücelik taslayıp; kaskaypak zeminli siyasette kendini siyaset üstü akıldane olarak konumlayıp bilgelik taslayan menfaat devşiriciler… Taraf olma cesareti gösteremeyen ama yol gösterme densizliğini bol bol sergileyen çakma Nasrettin Hocacıklar…
Gülüyorum bunların omurgasız gövdelerine taktıkları protez omurgalarla verdikleri görüntülere!
Ben, bu ortayolcu-tarafsızlık filminin en pragmatist/opportunist versiyonunu, 2001’de AKP kurulduğunda “AKP’ye katılmak partime ihanet olur” diyen kimi Refah Partililerde, Doğruyol Partililerde, ANAPçılarda gördüm.
Sonrasında, hepsinin partisini bırakıp hatta kapısına kilit vurup hatta ve hatta yaptıkları zehir zemberek eleştirileri yutup; AKP’ye duhul ettiklerini veya siyaset mezarlığına defnedildiklerini gördüm.
O yüzden diyorum ki:
Öyle ortayolcu veya bitaraf tavır takınan ağır abiliğinizi benim külahıma anlatın veya ahalinin değneğine gazel okumayın!
Tikindirik karakterinize bakmadan kendinizi konumlandırdığınız “yüksek siyaseti…” kimse yemiyor!
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.