"Cürüm ortaklığı – ortak suç ve ayıp işlemişlik…"

"Cürüm ortaklığı – ortak suç ve ayıp işlemişlik…"
Aslında farkında olmadan sordum,
Normalde sormazdım,
Çünkü insanoğlu çiğ süt emmiş; her şey beklenir diye düşünürdüm.
Ama bir an, nerede-nasıl ve ne olduğunu fark etmeden, galiba gayriihtiyari dilimden dökülüverdi;
"Bu nasıl olur,
Birisi Camici,
Birisi meyhaneci,
Birisi solcu,
Birisi dinci,
Birisi ülkücü,
Bir diğeri eski dev-solcu…
Birbirine benzemeyen bu insanlar, nasıl bir arada olabilir,
Nasıl ortaklık kurabilir,
Ve, nasıl aynı potada buluşabilir?.."

Yüzüme baktı,
Sanki Kafkas damarı kabarmış, içinin hışmı bakışlarına yansımıştı.
Yüzünün şekli haksızlığa isyan halini almıştı.
Hafiften kaşlarını eğerek ve gözlerini kısarak konuşmaya başladı.
"Kardeş bak…
Ben bunların ciğerini bilirim.
1977'den beri Ankara'dayım.
Daha lise birde, 15 yaşımdayken; yaklaşık 5 km yürüyüp Ulus'a gittim.
Kilim aldım ve kan-ter içinde aynı yolu yürüyerek okuduğum mektebe geldim.
Ne için?
Dayak yeme pahasına,
Öğretmenlerimin döveceğini bile bile,
Kilimi mektebin bir odasına serecek ve mescit yapacaktım.
Ki, yaptım da…
Dayak faslına gelince; epeyce yedim ama umurumda bile değildi.
Çünkü bir ideal ve iddiamız vardı.
Ama şimdi ne haldeyim biliyor musun; bu "benzemezler ittifakını" görünce dinden imandan çıktım, sanki!..
Cuma'ya bile gitmek gelmiyor, içimden…"

Hayali bir hikaye anlatıyor gibiydi.
"Yok daha neler…" denecek türden…
Ama Abdullah Abi abartmaz,
Anlatımı kısa-öz ve özetledir.
İlave cümle kurmayı ve lafı süslemeyi sevmez.
Bir şey anlatıyor ise, eksiği vardır ama fazlası yoktur.

Anlattıkları sonrası dedim ki;
"Madem bunları yaşadın ve bazı şeyleri hatta pek çok şeyi biliyorsun.
O halde, bugünkü durumun esprisi nedir?
Bu, birbirine benzemezleri bir araya getiren ve her türlü haksızlığa rağmen adeta, "suskunluk yemini" ettiren faktör nedir?.."

Dedim ya; uzun uzadıya konuşmayı sevmez.
"Cürüm Ortaklığı",
Yani "birlikte suç işlemişlik-günaha girmişlik-ayıp yapmışlık" dedi ve yüzüne hakim olan teessür-teessüf ve kızgınlık ifadesinin farkında bile olmadan devam etti:
"Hal böyle olunca tarafların her birisi gö..nden korkar,
Çünkü biri diğerinin açığını biliyor,
Ayıbını görmüş,
Cürmünü biliyor…
Adeta, birbiriyle müteselsil ve toplu şantaj içindeler!.."

"Ama bu böyle devam etmez ki,
Eni-sonu, bir yerde veya bir yerinden patlak verir", dedim.

Dedi ki:
"Aynen öyle,
Ki, tökezlemeye bile başladılar.
Çünkü "cürüm ortaklığı" menfaat isteğiyle oluşur,
Bu durum, ilk başlarda insanın nefsine hoş gelir,
Cebine para girer, uçkuruna keyif getirir,
Ama bir süre sonra menfaat paylaşımında sorunlar oluşur,
Yani "çıkar çatışması" devreye girer.
Hele süre uzadıkça ve bir de bu "benzemezler ittifakı" devam etmek zorunda kaldıkça; araç balata yakar, motor hararet yapar ve teker patlak verir.
Böyleyken; artık cicim ayları bitmiş, birbirini öpüm anları gelmiştir.
Artık, bir diğerini suçlamalar,
Ben daha az suçluyum demeler,
Beni bu işe filanca kişi sevk etti yakınmaları,
Birbirini satmalar gırla gider.
Çünkü lağım patlamıştır ve ortalığı bok götürür!.."

"Ne olacak peki? Bu işin sonu nereye varacak", dedim…

Dedi ki:
"Bu hep böyleydi,
İnan değişen bir şey yok,
Bu deveran dün de böyleydi, bugün de böyle ve yarın da zaman ve zeminin durumuna göre farklı ritüellerle devam edecek.
Yeni bir süreç başlayacak,
Birisi "tencereyi pislettiler, bize de bu pisliği temizlemek düştü" diyecek ve yola çıkacak.
Tıpkı, 1980 Darbesini yapan Kenan Evren'in dediği gibi…
İlk başlarda iyi gidecek; tıpkı bu iktidarın ilk evre ve devresi gibi..
Sonra, onlarda da başlayacak; ömürleri vefa ederse tabi.
Temizler kirlenecek,
Kirliler kipkirli olacak…
Ya Allah aşkına,
Etrafıma bakıyorum da; 15-20 yıl önce ahlaklı, dürüst, hakkaniyetli olan onlarca tanıdığım vardı.
Şimdi pek çoğunu tanıyamıyorum.
O "güzel insanlar" nasıl bu kadar kirlenebildiler,
Nasıl, bu kadar cürümkâr-haramzade ve ayıpçı olabildiler,
Suyu üfleyerek içen insanlardı; nasıl bu kadar "tiksindirici-iğrenc kazancın" müptelası olabildiler!.."

Dedim ki;
"Abi şaşırma…
İnsan bu; öngörülemez mahluk…
Köpek görürsün; ısırır der, sakınırsın,
Kedi görünce; tırmalar diye kaçınırsın,
Yılanı fark edince; sokar diye korunursun,
Ama insan bu, insan; köpek gibi ısırır, sakınamazsın,
Kedi gibi tırmalar; kaçınamazsın,
Yılan gibi sokar; korunamazsın,
İnsan denen mahluk kadar çok yüzlü, kestirilemez ve ne yapacağından emin olunmayan başka bir yaratılmış yoktur.
Ama unutma ki;
İnsan, insanın kurdudur ve insanı da başka bir insan bitirir…
Bu bir kısır döngüdür ve sürekli kendini tekrar eder!.."

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın