Fıtrat kanunlarını değiştirmeye kalkmak

Fıtrat kanunlarını değiştirmeye kalkmak

Bilkent Üniversitesi… Mezuniyet Töreni…

Psikoloji bölüm birincisi, konuşmasını şöyle bitiriyor:
“…dört senedir her sabah uyandığımda kapanmadan var olmaya devam eden okuluma teşekkür eder; diplomamın da bir ömür boyu benimle kalmasını temenni ederim…”

Bu arkadaş kaç yaşında?
22 veya 23…
2023 ve 2024 seçimlerinde seçmen yeterliğini haiz birisi…
Korkunun hakim kılındığı bir siyasal/yaşamsal iklimde korkmadan, sakınmadan ve son derece zekice “ben yaptım oldu” şeklinde yapılan üniversite kapatma ve diploma iptaline eleştiri getirebiliyor.

Şimdi,
Rakamlara boğmadan birkaç istatistik vereceğim,
Ve,
Sonra kastımı dile getireceğim.

Recep Tayyip Erdoğan: 72 yaşında
Abdullah Gül: 76 yaşında
Devlet Bahçeli: 78 yaşında
Kemal Kılıçdaroğlu: 77 yaşında
Abdullah Öcalan: 77 yaşında
Doğu Perinçek: 83 yaşında


Bunlar kim?
Hepinizin malumu; Türkiye’yi yönetenler ve “ben varsam her şey tamam/ben yoksam her şey eksik” diyenler…

Donald Trump: 79 yaşında
Tom Barrack: 79 yaşında
Binyamin Netanyahu: 76 yaşında
Vladimir Putin: 73 yaşında


Bunlar kim?
Türkiye siyasetinde en popüler yabancı siyasetçiler/yöneticiler…

Hepsinin ortak noktası nedir?
—70 yaş üstü, hatta 80’lik olmaları…
“Önce ben / Sonra yine ben / Daha sonra yine ben” demeleri…
—Türkiye siyasetinin belirleyicisi olmaları…

Türkiye’nin toplam nüfusu 86 milyon.
Bu 86 milyonun ne kadarı 70 yaş ve üstü?
5 milyon 250 bin… Toplam nüfusun yüzde 6’sı…
Peki, 65 yaş üstü?
9 buçuk milyon… Toplam nüfusun yüzde 11 civarı…

Üst yaş istatistiği böyleyken,
Bir de orta ve alt yaş verilerine bakalım:

Türkiye’de 35 yaş ve altı nüfus ne kadar?
43 buçuk milyon… Toplam nüfusun yarısı…
Peki, 35 yaş ve altı seçmen ne kadar?
22 milyon… Toplam üçte biri…

Son olarak,
Bu sene bir seçim olacak olsa; yukarıdaki konuşmayı yapan arkadaşımızın da dahil olduğu 18-25 yaş arası seçmen sayısı ne kadar?
10 milyon… Toplam seçmenin yüzde 15’i…

Peki,
Bu arkadaşlarımızla ülkeyi yöneten ve gitmemekte direnenler arasındaki mesafe ne kadarcık?
50-55 hatta 60 yıl kadarcık…

Hal, ahval ve somut realite bu iken; şuanda yaşanan fiili durumun anlamı nedir?
Kimse kızmasın ve alınmasın ama kelimenin tam anlamıyla “Gerontokratik Zorbalık!..”

Gelin birlikte sorup birlikte cevaplayalım:
70 yaşındaki baba veya dedemizle, tapuya veya notere gittiğimizde ne derler?
Sağlık Raporu getirin…
Ehliyet için normalde 10 yılda bir istenen sağlık raporu bu yaş grubu için kaç yılda bir istenir?
İki yılda bir…

Ama…
Ne hikmetse söz konusu ülke yönetimi olunca, yıllanmışlık/yıl almışlık, yaşlanmışlık/yaş almışlık şarap kategorisinde değerlendiriliyor; ehliyet-mehliyet, yeterlik-meterlik aranmıyor…

(Bu arada, bu tespitleri yaparken; sakın ha sakın yaş almış, yaşlanmış büyüklerimize hürmetsizlik ettiğim düşünülmesin. Bilakis büyük bir hürmetle bu büyüklerimizin artık dinlenmesi gereğine dikkat çekiyorum.)


Peki, bu gerontokratik zorbalık çerçevesinde tezahür eden mütegallibe tutum; fıtrat kanunlarını, doğa kanunlarını ve yer çekimi kanununu değiştirebilir mi?
İnönü, Ecevit’e karşı değiştiremedi,
Bayar, Menderes’e karşı değiştiremedi,
Erbakan, Erdoğan’a karşı değiştiremedi…
Bu gerontokratik zorbalık yukarıdaki konuşmayı yapan arkaşımızın da dahil olduğu 35 yaş ve altı nesli/Ak Parti neslini korkutup, sindirip, pısdırabilir mi?
Mezuniyet konuşması yapan arkadaşımızın cevabı çok net ve açık…
Çünkü,

Bu jenerasyon aynı dili konuşabildiği, ulaşılabilir gördüğü, zevklerinin ve renklerinin kopuklaşmadığı orta yaştan (40-55 aralığı) siyasilerin işlettiği mekanlar dururken; dedelerin işlettiği siyaset dükkanından alışveriş etmezler ve etmeyeceklerini en yakın zamanda gösterecekler!
Çünkü,
Olamaz, olamamıştır,
Hilkat ve Fıtrat Kanunlarına terstir, mümkünatı yoktur!..
Çünkü ,
“Devletlerin de insanlar gibi doğması, büyümesi, yaşlanması ve ölmesi” gibi; İktidarlar da doğar, büyür, yaşlanır ve ölürler…
İnsanlık var olduğundan beri bu kaideyi değiştirebilen olmamıştır!

Bu arada
AKP ve İktidar cenahında Bilal Erdoğan-Berat Albayrak-Hakan Fidan isimlerinin dillendirildiğini işitiyorum.
İleri sürülen çeşitli rezervlere rağmen açıkçası, ben bunu bile daha reel/daha olabiliter ve daha makul görüyorum.
Çünkü,
Ailesellik içerse bile bu isimlerin gündem edilmesi bana göre gerontokratik zorbalık ve geri-yaştriklere bir itirazdan başka bir şey değildir.

***************

Bir Dinazorun Acziyeti
Kılıçdaroğlu’nu dinledim… Yarım saat dayanabildim…
Verdiği cevaplar:
“Bilmiyorum… Haberim yok… Öyle diyorlar… Hukukçu değilim… Okumadım… Pişmanım ama pişman değilim… Öyle de olabilir böyle de olabilir…”
Özetle dedi ki:
Kayyıma karşıyım ama kayyım olmaya gönüllü oldum…
Son üç yıldır,
Bu adamı çok ve acımasızca eleştirdim…
Ama,
Bu defa samimiyetle söylüyorum ki;
Bu adamın evlad-ı iyali bir an evvel mahkemeye başvursunlar ve bir vasi atasınlar!
Ya da,
Ailesi evlerinin bir odasını, tıpatıp CHP Genel Başkan odası gibi yapıp “Babacım, sen daima Genel Başkansın ve makam odan burası” desinler!
Yoksa adamın hali hal değil!

***************

Dedim ki:
İktidar medyası,
Yeniden Yenikapı ruhu, yeniden FETÖ ile mücadele falan demeye başladı.
Yeni bir oyun mu başlayacak; ufukta ne görüyorsun?
Dedi ki:
“Yıl 2001 Cumhurbaşkanı Çevik Bir…”
Hocam bak; bu ne zamanın slogan idi?
28 Şubat Süreci’nin…
Adam ali kıran baş kesendi… Sürecin etkileri bin yıl sürecek diyordu…
Peki bu gücü nerden alıyordu?
Amerika’dan gelen meşruiyet ve makbuliyetten…
Ama sonra ne oldu?
Yıl 2002 Erdoğan başbakan…


Yani neymiş hocam; Amerika sana aleni meşruiyet verirken bir başkasını da derinden derine müstakbel meşruti iktidara hazırlarmış…
Yani neymiş hocam; verdiği meşruiyetle sana post-modern darbe yaptırırken aslında ötekinin mağduriyetini artırıp iktidara yürütüyormuş…
Demem o ki hocam;
Amerika denen ülke, seni, hayatın olağan akışına aykırı şekilde çok seviyor görünüyor ve sana, bol kremalı meşruiyet ihsanında bulunuyor ise …………   …………….!

Tutmaz hocam tutmaz; Fetö-Metö, Arınma-Marınma artık hikaye bunlar…
Özgür Özel’e bak…
Sence ezbere mi pazarlara çıktı, kasabaları geziyor?
Bence,
İktidara meşruiyet pazarlayanlar, Özgür Özel’e de, Mao’nun Uzun süreli Halk Savaşı Stratejisi’nin siyasal versiyonu denebilecek Zayıfın Güçlüye karşı halk desteğiyle büyüme stratejisini önermiş olması pek mümkün.
Diğer bir deyişle,
Golyat’a karşı Davut stratejisi…
Dedim ki:
Tutar mı?
Dedi ki:
Hocam,
İktidar, Amerikan menşeili meşruiyete sarılıp asimetrik baskıyı artırdıkça mağdurun mağduriyeti de duble yapıyor…
Hele de,
Toplumun kahir ekseriyetinin derin yoksulluk ve hukuksuzluk nedeniyle derin dezavantajlı hale geldiğini göz önünde bulundurursak; hem de öyle bir tutar ki…

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
islami sohbet
dini chat sohbet odaları