Fiyatlar fahiş mi yoksa TÜİK'in dediği gibi %19 mu!..

Fiyatlar fahiş mi yoksa TÜİK'in dediği gibi %19 mu!..
TÜİK'e göre enflasyon % 19,
Yani ortalama fiyat artışı % 19-20 civarı…
İşin Türkçesi, geçen sene bugün, 100 TL olan bir ürün şimdi 120 TL demektir.
Ama TÜİK'e göre,
Ben asla öyle bir şey demiyorum!..

TÜİK'in bu tespit ve tescili öyle önemli ki; Merkez Bankası da, faizi bu orana uygun seviyede tutuyor.
Hatta öyle ki; bu ay, enflasyonun düşeceğini düşünmüş olmalı ki; faizi bir puan indirerek % 18'e çekti…

Peki, buraya kadar her şey iyi-hoş-güzel diyelim…
Fakat Cumhurbaşkanımız açıklama yapıyor ve "…Fahiş fiyat artışlarının farkındayız…" diyor.

Şimdi, gelin biz bize bir değerlendirme yapalım.
% 20'lik artış sizce fahiş mi?
Hani TÜİK açıklıyor ya…
Bence fahiş değil,
Hatta sence/bizce/onlarca da fahiş değil…

Neden değil?
Çünkü bir şeyle ilgili "fahiş artış var" diyebilmek için, o ürünün fiyatı % 50-75, hatta yüzde yüz ve daha fazla artmalı ki; fahiş fiyattan bahsedilebilsin.
Peki bir de size soruyorum; elektirik/doğalgaz vb. gibi % 100'ü aşan fiyatları geçtik; diğerlerindeki artış nasıl?..
Sizce de TÜİK'in dediği gibi, % 20 civarı mı!..
Son bir soru,
Hangisine inanalım;
TÜİK'e mi?
Merkez Bankasına mı?
Marketteki fiyatlara mı?

Yoksa "fahiş fiyat"lardan bahseden Cumhurbaşkanımıza mı?..
Açıkcası ben Cumhurbaşkanımıza inanıyorum…


Türkevi…
Amerika'da Türkevi açıldı…
İki açıklamayı paylaşmak istiyorum.
Birincisi Dışişleri Bakanımız Çavuşoğlu'ndan;
"…bugün 500 yıllık hariciye tarihinin önemli anlarından birine şahitlik etmekten büyük heyecan duyuyorum…"

İkincisi Ak Parti Genel başkan yardımcısı Özlem Zengin'den;
"500 yıllık Türk dış politika tarihinin en önemli günlerinden bir tanesi"

Yani, 1521'den beri geçen süreyi dikkate alırsak; siz ne dersiniz ki…
Allah razı olsun,
Güzel bir bina, güzel bir eser…

Ama bina, diplomasi yapamaz ki,
Veya, "diplomasi-dış politika-hariciyecilik" binacılıkla-betonculukla-inşaatçılıkla yürümez, yürütülemez ki…

Bir de, 500 yıl geriye gidince karşımıza çıkanlara bakarsak;
Kanunî Sultan Süleyman'dan Abdülhamit Han'a kadar geçen süreyi,
Verilen Kurtuluş Savaşı ve sonrasında Genç Türkiye'yi kuduran diplomasiyi,
Atatürk'ü ve kuruluş sonrası sergilenen diplomatik dehayı,
NATO'ya girişi,
Ve, Kıbrıs Çıkartmasını kapsayan çok çok önemli süreçleri görürüz.


Yani göğe doğru yükselen bir binayla bunları yanyanalaştırmak, bir ve hatta daha önemli tutmak, doğrusu bana çok garip geldi…

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
  • Melek
    Bende şu yaşıma gelene kadar pazarda tüm fiyatlarin yarim kilosunun yazılarak satıldığını üzülerek hayretle gördüm. Çünkü hemen herşeyin kilosu 10 tl nin üzerindeydi ve meyvelerde kilo fiyatı 15-25 tl yı görebiliyordu. Okullar acilmadan önce örneğin kilosu 5-6 tl olan barbunya, şu an kilosu 12 tl idi. Yarim kilo biber, yarım kilo dometes, hersey yarim killo fiyati ile satılıyordu. Yarim kg adeta yeni ölçü birimimiz olmuştu .Herşey çok pahallanmışti ve pazar esnafi da satabilmek için pratik bir çözüm bularak yarim kilo fiyati yazmıslardi etiketlerine. Çok kisa zaman önce ayni ürünün kilosu yerine şimdi ancak yarim kilosunu alabiliyoruz. Yani yarım beslenecek millet yine. Pazar %100 zam diyor. Ki market fiyatlarindan hiç bahsetmiyorum bile, orda 3-4 gün önce aldığımız bir ürunü surekli 3-4 tl zamlı olarak alıyoruz. Zor geçecek bir kış ve yıl olacak bu yıl, hemde çok zor.
  • Ercan Yılmaz
    Gerçekleri kaleme almaya devam ettiğiniz için teşekkür ederiz.