Herkesin bilip söyleyemediği izahın mizahî izharı mı?

Herkesin bilip söyleyemediği izahın mizahî izharı mı?

Başka bir yazı hazırlamıştım…
Ama,
Gündem öyle hızlı değişiyor ki; “güncel” kelimesini güncelsizleştirecek kadar…
Sabah güncel olan bir gündem, akşam dünselleşebiliyor.

Şimdi,
Gündem olan video ve videonun müellifi Deniz Göktaş’tan bağımsız ama tam da telif ve müellifle ilgili bir şeyler söyleyeceğim:

Ben tesadüflere inanmam…
Geçen bir yazımda,
“Saray profesyonelleri, saray nam ve hesabına muhalefete oyun kuruyor ama matruşkatist bir oyun teoremiyle aslında AKP’ye oyun kuruyorlar” demiştim.
Videodan haberim yoktu.
Veziroğlu gönderdi ve “ilgini çok çekecek abi” dedi.
İzledim ve gerçekten de ilgim dahilindeydi.
Sonra,
Veziroğlu Can’a dedim ki:
“Böyle bir ortamda,
Böyle bir videoyu yayına koyan bu çocuk; ya yürek yutmuş, ya çok saf, ya da işin arkasında başka bir iş var…”


Neden böyle dedim?

Birincisi:
Bu çocuk, 3-4 yıldır bu minvalde defalarca gösteri yapmış ama bu kadar gündem olmamış.
İkincisi:
Bu gösteri, 1 Haziran’da yapılmış ve 26 günde, 2 günde olduğu kadar gündem olmamış…
İzleyince göreceksiniz ki;
Çocuk zaten hazırlıklı…
Gösteriyi yaparken bile olacakların/başına geleceklerin adeta farkında…
İki günde 4-5 milyon izlenince; tabi iktidarın sazanları/trolleri harekete geçiyor; sosyal medyada küfür-kıyamet ve CİMER’e onlarca şikayet…
Onlar adım atar da; kraldan çok kralcı yargı mensupları durur mu:
Hemen soruşturma ve gözaltı kararı…
Tam bu esnada; Deniz nerede?
Yozgat’ta sürgünde değil; yurtdışında tatilde…
İstese gelmeyebilir ama o geleceğini söylüyor ve delikanlı gibi geliyor.
Hatta,
Arsızdaroğlu Kemal’in derin analizinde söylediği “sırt çantasıyla gelmiş; kaçmaz” cümlesinde olduğu gibi sırt çantasıyla geliyor.

Şimdi asıl sormamız gereken sorular şunlar:
—Bu çocuğu tutuklamak kimin işine yaramazdı?
Kesinlikle iktidarın…
—Hadi gözaltına aldın veya tutukladın; ters kelepçe görüntülerinin servis edilmesi kime zarar verir/verdi?
Kesinlikle iktidara…
(Bazılarının dediği gibi; o görüntüler sayesinde benzer tavırlara tevessül etmeyi düşünenlere korku salındı veya mesaj verildi gibi yaklaşımlara katılmıyorum)
—Arsızdaroğlu Kemal’in, güya çocuğa destek vermek için Adliye Şov yapması, iktidara karşı oluşan öfkeyi azalttı mı artırdı mı?
Kesinlikle artırdı…
—Hadi gözaltına aldın; tutuklanması da neyin nesi oluyor? Bundan iktidar için nasıl bir fayda söğürmesi yapılabilir?
Bence sıfır elde var sıfır…
—Bugün itibariyle 11-12 milyon izlendiği söyleniyor; nasıl, neden ve niçin acaba?
—En önemlisi ise tutuklama gerekçesi:
Cumhurbaşkanına Hakaret,
Dini Değerleri Alenen Aşağılama…
Dikkatinizi çekerim; bir tarafta din bir tarafta Cumhurbaşkanı…

Şimdi söyleyin bana:
Bu kadar tesadüf veya spontanlık veya doğalite çok normal mi?
Adaletin kavağa çıktığı, kavağınsa yanıp bitip kül olduğu bugünkü Türkiye’de yaşayacak ve Erdoğan’a diktatör benzetmesi yapıp, soruşturmaya hatta tutuklanmaya maruz kalmayacaksın…
Komik olmayın Allah aşkına!
Böyle anlarda,
Aklıma hep AKP’li Lavoisier Ali İhsan Yavuz’un “Hiçbir şey olmadıysa kesin bir şeyler olmuştur.” sözü gelir.
Bakın;
Yarın bir anket yapılsa; “bu çocuğa yanlış yapıldı” diyenlerin oranı en az yüzde 60-70 çıkar.
Aynı ankette,
“Bu çocuğun tutuklanmasının sebebi kim” sorusuna; en az yüzde 50-60 oranında Erdoğan denir…
O halde,
Deniz Göktaş özelinde yaşanan realite, Cumhurbaşkanımızın yeganeliğine katkı mı sağladı zarar mı verdi?
Kesinlikle zarar verir…

Şunu da söyleyeyim;
Cumhurbaşkanımızın bu çocukla ilgili soruşturma açın, ters kelepçe takıp görüntüleri servis edin ve tutuklayın dediğine ihtimal vermiyorum.
Belki haberi bile olmamıştır…
Ama,
Birileri “ters manyel” yapıyor,  saray adına oyun kurarken saraya oyun kuruyor ve üç adım ilerisini planlıyorsa; bir gösteriyi gündem de yaptırır, yirmi milyon kişiye de izletir ve komedyeni de tutuklatıp seni daha müttehem duruma da düşürür!
Üstelik,
Tüm bunları hem sana yaptırır; hem de tutuklama gerekçesine dini katarak, senin dinle olan ilişkinin sahiciliğini bile tartıştırır!
Yarın veya ertesi gün,
Cumhurbaşkanımız “…bre densizler! Siz, benim ve dinin adını karıştırıp bu çocuğu nasıl tutuklarsınız! Tiz salıverin!” dese; samimiyetine kim inanır?
İktidar besleme yorumdarları ve medya soytarıları kendi kedilerine haykırır; oyun kurucu babalar ise toplumsal öfkeyi kanırtma tozuyla kabartarak kıvamsal tazeleme yapar.

“İzahı olmayanın mizahı olur” sözünden mülhem; “İzahı da yok mizahı da…” söylemleri gırla gidiyor.
Ama,
Aslında mizahtan gelen öyle bir izhar var ki; iktidarın görmeyeceği ve duymayacağı kadar aşikar…
Acaba diyorum,
Bugün-yarın Avrupa Parlamentosu da sadece bu konuya dair bir açıklama yapar mı?

Son Söz
Güldür Güldür’deki Mesut Enuşte gibi söyleyeyim;
“Yaw,
Burası çokomelli…
Bayram değildi Seyran değildi.
O çocuk, “…benim babam da iyi bir baba ama mesela trafikte birini öldürsem beni kurtarmaz. Recep Tayyip Erdoğan kadar iyi bir baba değil." lafını neden etti? Etti mi yoksa et mi denildi? O cümlenin sonuçlarını tahmin edemedi mi yoksa birileri, kelebek etkisi deyip; denize bir gök taş at mı dedi?

Günün Sözü
Birilerinin,
Ötekileştirildiğinde dilinden düşürmediği ama mühürdar olduğunda, sadece ötekileştireni değil; kahir ekseriyeti ötekileştirdiğinde unuttuğu din referanslı bir söylem:
Allah, tahmil eder (mühlet verir) ama asla ihmal etmez!

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
islami sohbet
dini chat sohbet odaları