'İki yumurta ile doymak', ne durumda…

En fakirimiz bile; "yoksa yok ne yapayım, artık iki yumurta kırar yer ve doyarım" derdi.
'İki yumurta ile doymak', ne durumda…
İki yumurta…
Neydi.?
Ucuzdu; alınabilir, edinilebilir ve yanında yarım ekmekle doyulabilirdi.
Şimdi durum ne peki!..
İki yumurta, bir'e düştü.
Peynir, zeytin, yağ-tereyağı, yaş sebze-meyve, et-kıyma-sucuk ve diğerlerinin fiyatlarını söylemiyorum bile…

Yumurta yahu yumurta; fiyatı iki katına çıktı.
Sıraladığım temel/en çok ve herkesçe tüketilen kalemlerde son 60 gün içinde % 15-50 arası artan fiyatları beyin yakmaya başladı.

Elektrik faturası…
Bir arkadaşım, "geçen faturada 180 TL ödemiştim, bu defa 240 TL.." diyor.
Bir başka arkadaşım, "Diğer zamları geçtim, elektrik fiyatları adeta çıldırdı. Ne tür kesintiye gidersek gidelim değişen bir şey yok. Yok yok yok…" diyor.

Bir yerlerde ve bir şeylerde bir anormallik var.
Yaş sebze-meyvede üretici maliyeti kurtarmakta zorlanıyor.
Kilosunu iki liradan veriyor.
O, iki liralık ürün tezgâhta 10 TL.

Peki soruyorum;
Cefasını çeken çiftçi/üretici kazandı mı,
Hayır…
Tüketici uygun fiyatla alabiliyor mu,
Hayır…
Eeeee… arada fahiş bir fark var; kim kazandı, kim kaptı/kaçtı, kim kotardı!..
Ses-seda yok…

Çiftçi şikâyet ediyor,
Hatta feryat…
Ben/Sen/O/Onlar, yani tüketiciler şikâyet ediyoruz; yetki ve sorumluluk makamında olanlara…
Heyhattttt…
Onlar da şikayetçi; "birileri gıda spekülasyonu yapıyor, gıda fiyatlarını terörize ediyor, piyasayı manipüle ediyor" diye…
Eeeee… Kontrol/düzenleme/denetleme/cezalandırma vb. gibi sınırsız yetkilerle mücehhez bir noktadasın.
Engel ol…
Süpekülasyon yaptırma,
Gıda terörü ve teröristlerini cezalandır,
Manipülatörlere göz açtırma!..
Yaptın da, karşı çıkan mı oldu!..
Sen de, benim gibi sadece şikayet edersen biz ne yapalım/ne olalım…

Ölelim o zaman, biz ölelim!..

Çözüm merciindeki de benim gibi şikayetlenmekten öteye gitmiyor ise; yapacak başka bir şey yok!..


Şimdi de bu durumun başka bir boyutuna parmak basmak istiyorum.

Ekonomik kriz/sıkıntı var mı; var.
Pandemi bunu daha da tetikledi mi; evet…
Ama buna rağmen bu fahiş fiyat artışları, bana hiç de normal gelmiyor.
İnsanların hem alım gücü düşecek, diğer yandan da fiyatlar hızla artacak.
Normal değil ey yöneticiler, normal değil.

Bir şey mi biliyorum; hayır…
Bir şey mi duydum; hayır…

Ama akledin, tezekkür edin, okuyun ve gözünü açıp bakın,
Açık göz körlüğüyle bakmayın.
Benim gördüğümü siz de görecek, burnuma gelen pis kokuları siz de duyacaksınız.

Hele de milletin en geniş kesiminin, en çok kullandığı gıda ürünlerindeki fahiş fiyat artışı, hayatın olağan akışına aykırı…
Pandemiye rağmen, hem de…

"Ey İktidar" şunu sakın unutmayın.
Ekonomik sıkıntı anlarında insanlar "bu sene hiç kıyafet almayayım, olanlar beni 1-2 yıl idare eder" diyebilir.
"Ev eşyası almayayım, böyle de idare ederim" diyebilir.
"Bu sene de tatil-matil yapmayayım hatta memlekete de gitmeyeyim ve hatta kitap bile almayayım" diyebilir.

Ama asla ve asla "yahu bir iki ay yemeyeyim/içmeyeyim, gıda tüketmeyeyim, ağaç kabuğu yiyeyim veya evdeki fazla kıyafetleri yiyerek karnımı doyurayım…" diyemez.

Bilişim/teknoloji/ dijitalizasyon/üç boyutlu yazıcılar hangi düzeye gelirse gelsin; insan denen mahluk "yer içer ve s.çar…"

İnsana dair bu "üçleme" Adem'le başladı ve kıyamete kadar da devam edecek.
Eğer, yapılan yol/hastane/okul/köprü/uçak/silah vb. gibi icraatlarla bu "Üçleme"nin önemsizleşeceğini ve yok olacağını sanıyorsanız; kendi gerçeğinizi bile inkâr ediyorsunuz, demektir.

Unutmayın ki; karnı guruldayan insana "vatan/millet/bayrak/din/diyanet" gibi gayrımaddi/ulvi olgulardan bahsedemezsiniz.

Gerçi etseniz de; duymaz zaten, duymaz.
Onun duyacağı tek ses; karnının gurultusu,
O andaki tek ihtiyaç; bu gurultunun giderilmesidir…

Bir de üstüne üstlük, böylesi bir maişet derdi ve açlık imtihanı içindeki birisine "bir eli yağda bir eli balda" misali hayat yaşayan birisi masumane şekilde bile, "nasılsın" dese batar, batar.

"Şuna bak; bir de nasılsın diyor…" diye kızar ve söylenen söz küfür gibi gelir.

Ben söyleyeyim;
İster tuzak/manipülasyon/supekülasyon, isterse de kötü yönetimden kaynaklı olsun; gidişat iyi değil, kötü ve çok kötü…

Sorunlar radikal şekilde çözülmez, problemin kaynağına inilmez, tepkiler önemsenmez ve hatta sorunu görmeyip tepki gösterenlere tepkisel davranılırsa,
işte o zaman birilerinin ekmeğine yağ sürüyor olursunuz.

İşte o zaman "dış güçler" için en mümbit ve uygun zemini kendi ellerinizle hazırlamış olursunuz.

Bunları yazdım ama duyan olacak mı?..
Hiç sanmıyorum.

Yine birileri çıkıp; "şimdi bunları yazmanın zamanı mı idi.. Sen ne yapmaya çalışıyorsun…" diyecek.

Ama kimse kızmasın –ya da kızsın-; ben gördüğümü/okuduğumu/gözlediğimi yazdım…

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın