İktidar anakronizmi… Kılıçdaroğlu ve İlhan Kesici… Yeni sosyoloji…
Realite-1:
Spiker:
Kılıçdaroğlu’nun yeniden başa geçmesi ve CHP Genel Merkezini polis zoruyla boşaltmasına ne diyorsun?
Vatandaş:
Kılıçdaroğlu daha iyi…
Bu Özgür Özel falan gelince bence CHP’de yolsuzluk filan artı.
Spiker:
Hangi partiye oy veriyorsun?
Vatandaş:
Ben Ak Partiliyim. 500 oyum olsa beş yüzünü de Ak Partiye veririm…
Realite-2:
İktidar cenahından aldığım duyum:
Özgür Özel ve ekibi partiden çıkartıldıktan sonra Meclise yürürken ancak 50-100 kişi olacağını düşünmüştük.
Bir anda bu kadar kalabalık toplanacağını düşünmemiştik.
Yoksa Toma’nın üstüne çıkmasına falan müsaade mi edilirdi!..
Bu iki veri neyi gösteriyor biliyor musunuz; iktidarın içine düştüğü anakronik yanılgıyı…
Nedir Anakronik Yanılgı?
Siyaseten tanımlayalım:
Bir siyasi partinin toplumun ekonomik, demografik ve zihniyet olarak dönüştüğünü (ezberin bozulduğunu) fark edemeyerek; geçmişte kendisine zafer getiren kodları (Siyasi ezberi) ısrarla bugünün seçmenine dayatması ve toplumdan, geçmiştekiyle aynı destek ve/veya onayı beklemesi yanılgısıdır.
Eş deyişle;
Sosyolojinin hızına yetişemeyen siyasetin, toplumu kendi geçmişine geri çağırma beyhudeliğidir…
İktidarın bu yanılsamasını, sadece sosyolojik analizlerinde değil; güncel olayların yorumlanmasında da görüyoruz.
En basitinden,
“…o kadar kalabalığın birikeceğini tahmin edemedik” sözü,
Ve,
İki seçmenden birinin hala “500 oyum olsa hepsini Ak Partiye veririm” diyeceğini düşünmesi bile, içine düştüğü derin anakronik yanılgının en büyük göstergesidir.
Bu olay özelinde en büyük handikap nedir?
Sokaktan gelen iktidarın, sokağa yabancılaşmasına rağmen kendini hala sokakların hakimi gibi düşünmesidir.
Misal;
AKP Gençlik Kolları’nın Kocaeli Stadyumunda yaptığı Gençlik Şöleni…
O stadı dolduran binlerce genç gösterdi ki;
AKP döneminde doğup büyüyenlerin bile dahil olduğu 35 yaş ve altı dediğimiz; seçmen kitlesinin de üçte birinden fazlasını teşkil eden yeni bir sosyoloji var artık…
Bu sosyoloji,
2002’de AKP’ye oy veren 35 yaş ve altı sosyolojiden çok farklı ve AKP’ye oldukça mesafeli…
2002-2010 arası…
AKP,
35 yaş ve altı seçmenden yüzde 40’lar civarı oy almış..
Bu oran,
Bugün yüzde 20’ler bandına düşmüş vaziyette…
Tablo böyleyken CHP ne yaptı?
2023 Kasım’ında Özgür Özel’i Genel Başkan yaparak ufak tefek de olsa bir değişim rüzgarı yakaladı.
Ya AKP?
Mart-2024 yenilgisine rağmen 35 yaş ve altı kitleyi dikkate alan bir değişime gitmediği gibi; bu kitlenin, bi’miktar teveccüh artırdığı yeni CHP ve Ümit Özdağ’ın Zafer Partisine saldırı üstüne saldırı yapmaktan geri durmadı ve hala durmuyor.
Bu ne demektir?
Ya yaptığım yanıma kâr kalacak; ya da, anakronik yanılgı demektir…
Yani?
Yani, “göbeğini kaşıyan/bidon kafalı/makarnacı seçmenle kim uğraşacak; seçimli otokrasi candır! O yüzden saray salonlarındaki siyaset müreccahtır” demektir…
Bir örnek daha:
İktidar talimatlı yazarların attığı başlıklar şöyle:
CHP bölünüyor,
Bölünen CHP,
İmamoğlu CHP’yi böldü…
Yani ne demek istiyorlar?
Kılıçdaroğlu, öyle 30 veya 45 gün içinde kurultay falan yapmaz; Özgür Özel-İmamoğlu tarafı ise eli mecbur yeni parti kurar.
Bunu söylerken de düşünceleri şu:
Kılıçdaroğlu yeni kurulacak partiyle başa baş oy alır ve meydan yine Erdoğan’a kalır.
Ahali, “bu CHP’nin de iç kavgası bitmiyor” der ve yeniden Erdoğan’a yönelir…
Peki muhteremler,
Diyelim ki dediğiniz gibi oldu ve Özgür Özel yeni parti kurdu veya kurulu bir partiye geçti.
Yapılacak anketler göre yeni kurulan parti yüzde 25, Kılıçdaroğlu CHP’si yüzde beşler civarı olursa ne olacak?
O yüzde beşin bile, çok kısa sürede yüzde 1-2 seviyelerine inmesini kim engelleyecek?
Bir de,
Bu esnada iktidarın yeni kurulan partiye vurmaya devam edeceğini de düşünürsek; oluşacak mağduriyetin siyasal yansımasına ve Kılıçdaroğlu CHP’sinin daha da erimesine kim mani olabilecek?
Yahu!
Selvi boylu ak yazmalı sevgili vakanüvist…
Artık yeter be muhterem!
Tamam, yergisel Nef’i ol demiyorum ama muhibbilikte Nedim’i de geçme be ya…
Hadi,
Yukarıdan aşağı soysal elitislerin toplumsal dizaynlarına zaten alışmıştık ama sen gibi sokaktan gelen köylü-çiftçi-emekçi çocuklarının saraysal siyaset mühendisliklerine çanakdarlık etmesine gerçekten bir anlam veremiyorum doğrusu…
Adam oturmuş,
Eline bir hesap makinası almış; “Kılıçdaroğlu şu kadar bölerse, Özel’e siyasi yasak getirilirse, Mansur Yavaş yavaşlatılırsa, küçük partilerden de şu kadar oy devşirilirse; iş tamam, Erdoğan bir dönem daha başkan…”
Ayıp be arkadaş; gerçekten çok ayıp!
Son olarak;
Açıkcası bana komik gelen bir iddia ortaya atıldı:
“Kılıçdaroğlu İlhan Kesici’yi Cumhurbaşkanı adayı gösterecek…”
İlhan Kesici…
Yüksek profilli, aklıselim ve müeddeb bir devlet adamı.
Siyasetin en ayağa düştüğü dönemlerde bile hem kişisel kalitesinden hem devlet adamı seciyesinden ödün vermemiş birisi…
Hal ve ahval böyleyken,
Kesici gibi bir şahsiyetin Kılıçdaroğlu’nun meşruiyet kazanmasına mütehammil ve müdellil olacağına ihtimal vermiyorum.
Kaldı ki,
Kesici, Kılıçdaroğlu’nun lütfuyla CHP milletvekili olmadı; bilakis CHP’den milletvekili olarak hem Kılıçdaroğlu’na hem de CHP’ye siyasi haysiyet kazandırdı.
İkinci bir kaldı ki daha;
Kılıçdaroğlu enaniyet göstermeyip 2023’de Kesici’yi aday gösterse idi; Kesici net kazanırdı ve şuanda çok daha güzel bir Türkiye’de yaşıyor olurduk.
Şunu gerçekten aklım almıyor:
Bir tarafta Erdoğan, bir tarafta muhalefetin adayı ve bir de, Erdoğan’ı kazandırmak için Kılıçdaroğlu’nun adayı İlhan Kesici…
Güldürmeyin beni…
Böylesi bir adaylık pozisyonlamasını düşünmek bile Kesici’ye büyük saygısızlık demektir.
Eğer ki;
Erdoğan aday olmaz ve Kılıçdaroğlu’nun da katılımlaştığı Cumhur İttifakı’nın adayı olursa,
Veya,
Cumhur İttifakı’nın adayı Erdoğan’a karşı muhalefetin tek ve ortak adayı olacak olursa; amenna…
Doğrusu çok da isabet olur derim.
Bunun harici,
Kesici ismi üzerinden yapılan gündemleştirme ve ileri sürülen formülasyonlar, lekesiz siyasetin az kalan aktörlerinin başında gelen Kesici’ye kadirşinassızlık ve derin saygısızlıktan başka bir şey değildir…
***
İktidar Yanılsamasına Demirel’den cevap:
"Dünün güneşiyle bugünün çamaşırı kurutulmaz."
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.
