Mesela’dan siyaset, Mesela’dan husumet, Mesela’dan savaş riski
Yunanistan Siyaseti…
Ne zaman sıkışsa,
Veya,
Bir seçim sürecine girse, iktidara gelmek isteyen muhalefetin ve iktidar partisinin dilindeki ana argüman, kimin daha büyük Türkiye düşmanı olup olamayacağı üzerinedir.
Hele bir de,
Ege’de bir it dalaşı oldu mu; yeme de yanında yat…
Türkiye Siyaseti…
Ne zaman sıkışsa,
Veya,
Bir seçim sürecine girse, iktidar partisinin de muhalefetin de ana argümanı, 12 adalardaki Yunan işgali ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin saldırgan tutumudur…
İktidar, siyasal İslamcı ise Filistin ve Kudüs şıkkı da kaçınılmazdır.
İsrail Siyaseti…
Sadece siyasi sıkışıklık,
Ve,
Seçim atmosferi değil; her daim bir İran düşmanlığı ve Ortadoğu’daki Şii cephe, en kullanışlı ve popüler argümandır.
Onlar için Filistin’e dönük bütün saldırı ve soykırımsallığın da ana gerekçesi hep budur.
Bugüne kadar,
Türkiye, İsrail siyaseti için negatif motivasyon ve konsolidasyon argümanı olmamıştı.
Ama bugün,
Ekim’de seçime gidecek Netenyahu’nun ana seçim enstrümanlarından birisi Türkiye…
Hatta propaganda malzemesi olmaktan da öteye geçildi,
Ve,
Suriye’de bir hava üssü bombalanarak İsrail kamuoyu konsolide edilmek istendi.
Hakeza,
Türkiye için de aynı durum geçerli.
Bugüne kadar,
Sadece Filistin üzerinden yapılan İsrail/Yahudi husumetiyle İslamcı/Muhafazakar kitle konsolide edilmeye çalışılırdı.
Fakat bugün,
Doğrudan İsrail’in Türkiye’ye saldırması üzerinden bir Türkiye kamuoyu yaratılmaya çalışılıyor.
Benim fikrim ise şu:
Eskiden bir reklam vardı; gülümseyin Kodak’la…
Körle şaşılar birbirini ağırlıyor; ahaliyse, bunu pişmaniye gibi yiyor ve son tahlilde yiyen de pişman yemeyen de…
Ne diyelim; her siyaset her zaman kandıracak ahmaksal zemin ve kitle mutlaka bulur…
Tıpkı,
Çok eski değil, daha 2023 seçimleri öncesinde “bu muhalefet PKK/Öcalan/Karayılan’la el ele…” propagandasını yediğimiz gibi…
Tıpkı,
2023 seçimlerine giderken, yediğimiz propagandanın tam tersi “Kravatlı Öcalan/Bilge Öcalan/Devletçi Öcalan” sürecini, şimdi hüsnü kabulle yemeye başladığımız gibi… :):):)
Bu durum aklıma bir fıkra getirdi:
Tarla komşusu iki köylü çift sürmektedir…
Yorulup otururlar ve muhabbet ederken biri diğerine der ki:
Benim tarlada bir küp altın çıksa yarısını sana veririm.
Diğer köylü:
Benimkinde çıksa ben sana vermem…
Verirsin vermezsin verirsin vermezsin; çifti-mifti bırakıp mahkemeye giderler.
Birinci köylü der ki:
Hakim bey!
Benim tarlayı sürerken bir küp altın çıkınca ben buna veriyorum ama kendisi bulunca bana vermiyor…
Bir küp altını duyan hakimin gözleri faltaşı gibi açılır:
Hani, nerede lan o altın?
Köylü bakar bakar ve gülerek der ki:
Mesela dedik hakim bey; sen de sazan gibi atladın hemen…
*************
Nereden Nereye
Desantralize cemaat ve tarikat desteğiyle gelinen iktidardan, iktidar eliyle devlet namına cemaat ve tarikatları santralize etme projesine…
Tağut devletten “devlet şerik kabul etmez” mutlakiyetçiliğine…
“Tek millet-Tek dil-Tek vatan-Tek devlet”e bir ilave daha; “Tek Cemaat ve tarikat”… Rabia’dan Hamise’ye…
Atatürk tam 100 yıl önce şöyle demişti:
“Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz.
En doğru, en hakiki tarikat medeniyet tarikatıdır (yoludur)…"
Bu cümleden hareketle,
Günümüze projeksiyon yapacak olursak uygulanan pratiklerden şu anlamı çıkartabiliriz:
Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz.
En doğru ve en hakiki tarikat Ulu’l Emr’e/Emir Sahiplerine itaat etmek, boyun eğmek, makbul ve muti cemaat ve tarikata dönüşmektir.
Ya itiraz edenler?
Ya itaat edecekler, ya da itaat edecekler…
Ne garip…
100 yıl önce yaptığı tespit nedeniyle 100 yıldır Atatürk’e husumet edenlerin güya aynı inanç ve idraka sahip olanlarca dizayn edilerek santralizasyona tabi tutulması…
Hem de devlet gücü eliyle…
Ne demişti Tevfik Fikret:
Beşerin böyle dalaletleri var; putunu kendi yapar kendi tapar…
***********
Dedim ki:
Ağustos Ağustos dedin; keşke demeseydin… Cehennemden gelen çılgın ateş fragmanını izettin…
Peki, heybende “Eylül’de Sinemalarda…” diyeceğin bir şey var mı?
Dedi ki:
Rahmetli Müslüm Baba büyük adammış valla…
Bugünleri görmüş de sanki bugünleri görmemek için erkenden ölmüş…
Ne demişti yüce insan:
Allah öldürür dünyadan alır
Sen beni öldürdün hayatta bıraktın!
Cehennem ateşi ahirette olur,
Sen beni dünyada ateşe attın!
Fragmanı boşver hocam; Eylül’de zebaniler hücuma geçiyor!
Dedim ki:
Arabeske baglama…
Devlet yönetimi ciddi iştir…
Dedi ki:
Ben arabesk yazmıyorum; sadece yazılan arabesk kaderi okuyorum sana!
Hocam!
Otoriterist reformlar için hukuksuzluk ve cehaletin hakimiyeti gerektir.
Anadolu irfanı ve toplumun feraseti gibi erdemli söylemlerle örtülen toplumsal cehalet zaten bir sır değildi.
Şimdi buna bir de bürokratik cehalet eklendi…
Akademiya’ya girmiyorum bile…
Hal böyleyken,
Yakında Müslüm Baba konserlerindeki gibi cinnetizm referanslı jiletçilik içeren yeni arabeskizm oluşursa sakın şaşırma…
Dedim ki:
Neyse hocam!
Valla sen bugün bir jilet kadar keskinsin!
En iyisi mi; konuyu değiştireyim. Yoksa “bana arabeskin yolları sana jiletler” diyecek gibisin!
Hocam!
Süleymancıların merhum liderinin kabri açılmış?
Dedi ki:
Hayırdır; kabirde altın mı aranmış yoksa…
Stratejik acemilik hocam… Oyun kurmayı bilmeden oyun kurmaya kalkarsan çok pis oyuna gelirsin…
Dedim ki:
Hocam, oynama benimle…
Açık konuş hele bir kere…
Dedi ki:
Ölen ölmüştür ve gömülmüştür.
Örtülen mezarı açarsan neyle karşılaşacağın belli olmaz.
Eğer ki,
Diriyi ölü gibileştirmek için ölüyü konuşturmaya kalkarsan babayı alma ihtimalin her dem yüksektir.
Peki, soruyorum sana; malum merhumun ölüm sebebi, ya herkesin “yaaaaa!” diyeceği bir şey çıkarsa?
İşte o zaman,
Kabri açan bir pişman, açtıran bin pişman, kabrin sahipleri on bin pişman…
Dedim ki:
Yani yani yani?
Dedi ki:
Yani’den yahni olmaz hocam!
Feth-i Kabir her zaman fetih değildir; bazen de hezimetin kapılarını aralamaktır!
Yeter söyletme beni!
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.