Taş kaldıranın kaldırdığı taş ile baş kaldıranın kaldırdığı baş ezile!

Taş kaldıranın kaldırdığı taş ile baş kaldıranın kaldırdığı baş ezile!

Rusya’da Bolşevik İhtilali sonrası…
Biri gelir ve Atatürk’e der ki:
“Paşam!
Türkiye’de de birileri Komünist Parti kurmak istiyor. Ne yapalım/İzin verelim mi?”
Paşanın cevabı:
“Hayır!
Bu ülkeye komünizm gelecekse; onu da biz getiririz!”

Bu anekdot, doğru veya yanlış; bilemem ama yüzyıllardır süregelen devlet odaklı hükümferma refleksin görülmesi bağlamında gayet tutarlı bir hatırat…
Sadece Komünizm için değil; İslamcı içerikli siyasal veya apolitik oluşumlar için de aynen geçerli…

Bir soru ile devam edelim:
Cumhuriyetin ilanıyla birlikte örgütlenmeye başlayan Süleymancılara ilk yol veren devletlü kimdi?
Dönemin laik/seküler lideri İsmet İnönü… Süleymancı Kuran Kursları legalize etti…
Peki, şimdi Süleymancıları illegal ilan eden devletlü kim?
Muhafazakar ve İslamcı AKP iktidarı…

Bu bir çelişki veya ideolojik tutarsızlık mı?
Hayır…
Çünkü bu toprakların devlet genetiği böyle…
Fatih Sultan Mehmet zamanında Hurufiler palazlanırken de, “başı ezilirken” de olan aynı şey değil miydi?

Batıda,
Güç ve siyaset ilişkilerini sermaye/burjuvazi belirler.
Bu ülkelerde siyaset büyük oranda ekonomik güç dengeleri üzerine kuruludur.
Ama,
Türkiye ve benzeri ülkelerde aslî belirleyici ve ana güç her zaman devlet olmuştur.
Sermayeyi/burjuvaziyi yani ekonomide kimin zenginleşeceğini, sosyolojik bağlamda kimlerin varlık sahası oluşturabileceğini devlet belirler.
Devlet yol vermedikçe,
Doğal seyrinde ne yeni bir sermayedar zümre oluşabilir, ne de seküler veya dinî olması fark etmeksizin bir sivil yapılanma palazlanabilir!
Aksi takdirde ne olur?
Laik/Seküler veya Muhafazakar/İslamcı fark etmeksizin iktidarda kim var ise; hemen bir “baş ezme” operasyonu başlatıverir!
Gerekçe hazırdır:
Devletin alî ve yüksek menfaatlerini korumak için…
Hele bir de,
İktidar, iktidarı kaybetme riskiyle karşı karşıya ise ve bir sermaye grubu veya sivilize bir yapılanma muhalif bir konumlanma içindeyse; sermayenin yeşiline, STK’nin dinselliğine bakılmaksızın “baş ezmenin” en katı hali sahneye sürülür.
Yani neymiş?
Bu topraklarda kimin büyüyeceğine ve kimin başının ezileceğine devlet ve devletlüler karar verirmiş…
Demem o ki;
Süleymancılar veya Nurcular veya Ahbap derneği veya bir sermaye grubu veya grupsal aidiyeti olan popüler isimlere yapılan operasyonları değerlendirirken bu gözle bakmayı da ihmal etmeyin…
Şunu da söylemezsem olmaz:
Yok efendim, operasyon Süleymancılara değil de; suç örgütü başı  haline  gelen Alihan Kuriş ve suçdaşlarına yapılıyormuş…
Yersen…
Operasyonda sürekli para-tapu-altın gibi maddi deliller öne çıkartılıyor.
Güya,
Kuriş, mensupları nezdinde itibarsızlaştırılacak… Sevsinler size…
Müntesipler ise bundan dolayı iktidarımız çok yaşa; gerçeği ortaya serip gözümüzü açtın diyecek öyle mi?
Haaa… Bir de Ankara’da bir grup Süleymancı toplanıp sessiz tepki göstermiş ve güvenlik güçleri hiç engel bile olmamışmış…
Acaba,
Bu naif-zarif protesto diğer torun Denizolgun tarafından hazırlanan fragman olabilir mi?

Ezcümle:
Tarihi tekerrür; “Devletin bekası için kardeşin katli vaciptir” cümlesiyle nasslaştırılan siyasal pragmatizmin güncellenmiş versiyonu…
Ehilleştirin bakalım efendiler ehilleştirin ama nereye kadar…
Üstelik ne hikmetse,
Kendini ehilleştirme konumunda görenlerde ehliyetsizlik arttıkça ehilleştirme operasyonları da hız kazanıyor…

***********

Dedi ki:

Ağustos’un daha yarısındayız hocam…
Haziran sonunda ne demiştim sana; Ağustos’ta balta kesmez buz olur…
Hocam,
Süleymancılar diğer tarikat veya cemaatlere benzemez. Nev’i şahsına münhasırdırlar…


Dikkatini çekti mi; adamlarda ses-seda yok… Göstermelik birkaç istisna dışında Süleymancılardan konuşan yok, bağıran yok, neden-niçin veya bu operasyon haksız diyen bile yok… Acaba neden?
Bunlar farklı hocam, farklı… Bu suskunluk hayra alamet değil!
Dedim ki:
Ne olabilir ki?
Dedi ki:
Ne olamaz ki… Olmaz denilen neler neler olmadı ki…
Ağustos Fırtınası durmadı daha…
Ama,
Umarım düşünmek bile istemediğim düşünceler realize olmaz!
Dedim ki:
Düşünmek bile istemediğin düşünceler hocam?
Dedi ki:
Düşünmek bile istemediğim düşünceleri sana neden söyleyeyim!
Bekle-gör…
Tepkisizlik ve sessizlik beni hep ürkütmüştür!

****************

GüncelSoru
Söylenen şu:
“Vakti zamanında FETÖcüler milyarları yurtdışına kaçırdı,
Şimdiyse Süleymancılar…
Haluk Levent Ahbap derneğinin milyonlarını kumara yatırdı,
Bazı gazeteciler ise milyonları apardı…”
Bunlar olmuş mudur?
Kuvvetle muhtemel ki olmuştur…
Kaldı ki,
Bunların onda biri, yüzde biri olmuş olsa bile vahamet ve fecaat çok büyük demektir.
Böyleyken,
Rahmetli Reha Muhtar gibi sorayım:
Bütün bu olanlar bir gecede/bir anda mı oldu da “di’li geçmiş zaman” kipiyle ifade ediyorlar?
Nerdeydi bu devlet? Nerdeydi bu irade-i hükümet?

***********

TrajiKomiklik

Bir zamanlar,
“Cemaat” adıyla en büyük imtiyaza sahip olanlar,
Daha sonra,
“Paralel Yapı” adlandırmasıyla imtiyazlarını kaybetmeye başlayanlar
Ve son tahlilde,
FETÖ ismiyle terör örgütü olanlar, mevzilendikleri yurt dışlarından iktidar operasyonları hakkında ahkam kesip deşifre yapmaktalar…
Acaba,
Neden bu kadar aşinalar ve konuya nasıl bu kadar muttaliler ki?
Yoksa,
Bu film bir yerden tanıdık mı geliyor kendilerine?
Acaba,
Siz giderken biz geliyorduk metaforu mu?

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
islami sohbet
dini chat sohbet odaları